YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8866
KARAR NO : 2016/13566
KARAR TARİHİ : 05.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil-Aile Konutu Şerhi Konulması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 16.06.2015 gün ve 4493-12764 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Dava; aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi eş tarafından diğer eşin rızası alınmadan, davalılardan Saliha’ya yapılan satış işlemi nedeniyle, tapusunun iptali ile davalı eş … adına tapuya tesciline ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması isteğine ilişkindir (TMK m. 194).
Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. Bu geçersizliği, rızası gereken eş konutun bu vasfını devam ettirmesi koşuluyla evlilik birliği süresince ileri sürebilir. Evlilik, ölümle veya boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise. Türk Medeni Kanununun 194. maddesinin “aile konutuna” sağladığı koruma da sona erer. Dava 08.10.2013 tarihinde açılmış, 31.10.2014 tarihli kararla davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı …’in temyiz incelemesi sırasında 06.03.2015 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Evlilik birliği ölümle sona ermiş ve bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesindeki aile konutu koruması ortadan kalkmıştır. Böylece, davanın konusu kalmamıştır. Konusu kalmayan dava hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmek ve yargılama giderleri ile vekalet ücretini, dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumları dikkate alınarak, tayin ve takdir etmek üzere hükmün bozulması gerekirken, davacının öldüğüne ilişkin kaydın temyiz incelemesi sırasında sunulmadığı anlaşıldığından hüküm Dairemizce onanmıştır. Bu sebeple davalıların karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Davalıların karar düzeltme isteklerinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince KABULÜNE, Dairemizin 16.06.2015 tarih ve 2015/4493 esas, 2015/12764 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi.05.10.2016(Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Aile konutunun maliki olmayan eş açısından, evliliğin, boşanma veya iptal kararıyla sona ermesi ile malik eşin ölümü sebebiyle sona ermesinin hukuki sonuçları farklıdır. Çünkü, aile konutunun maliki olan eşin ölümü halinde, sağ kalan eşin miras hakları devam etmekte, ayrıca, Türk Medeni Kanunu’nun 240 ve 652. maddesinde aile konutuyla ilgili kendisine tanınan hakları bulunmaktadır.Taşınmazın aile konutu niteliği, sağ kalan eş açısından, taşınmazın maliki olan eşin ölümünden sonra da devam etmektedir. Yasanın amacı, sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirmesini sağlamaktır. Dolayısıyla, Türk Medeni Kanunu’nun 194, 240 ve 652. maddelerindeki açık düzenlemelere göre, malik eşin ölümü nedeniyle evlilik birliğinin sona ermesi durumunda, sağ kalan eş açısından aile konutuna sağlanan korumanın, sona erdiğinden veya bu haklarla ilgili açılmış bir davanın konusuz kaldığından söz edilemez.
Ancak, eldeki davada, konutun maliki olmayan ve aile konutu ile ilgili hakları koruma altına alınan davacı eş ölmüştür. Davacının mirasçılarının ise, miras hakları hariç, aile konutuna ilişkin diğer haklardan (TMK.nun 194, 240 ve 652. maddelerinde belirtilen haklardan) yararlanma imkanı bulunmamaktadır.
Bu durumda, aile konutunun maliki olmayan eşin ölümü nedeniyle, dava konusuz kalmış olup, hükmün sadece bu gerekçe ile bozulması gerekmektedir.
Bu sebeple, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.