YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1881
KARAR NO : 2019/3918
KARAR TARİHİ : 03.04.2019
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından, tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı erkek tarafından ikame edilen Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesine dayalı boşanma davasının yapılan muhakemesi sonucunda ilk derece mahkemesince davacı erkek kusurlu bulunarak davanın kabulüyle davalı kadın yararına maddi-manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) ve nafakaya hükmedilmiş,ilk derece mahkemesince verilen bu karar taraflarca istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda,davalı kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin süresinden sonra sunduğu 02.05.2016 tarihli dilekçe ile talep ettiği gerekçesiyle davacı erkeğin, davalı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminata ilişkin istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin bunlara ilişkin hükümlerinin kaldırılarak karar verilmesine yer olmadığına, davacı erkeğin sair istinaf taleplerinin reddine, davalı kadının yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat miktarlarına yönelik istinaf taleplerinin ise bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair karar vermiştir.
Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır (Teb. K. m. 10/1). Adres kayıt sisteminde bulunan adresin bilinen en son adres olarak kabul edilebilmesi, bilinen en son adrese tebligat yapılamamış olması veya bu adresin tebliğe elverişli olmaması halinde mümkündür. Bilinen en son adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adreste tebligat yapılamadığı görülmeden doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebligatın yapılması; yapılan tebligatı usulsüz kılar (Teb. K. m. 10/2).
Davalının bilinen adresi ile mernis adresi farklıdır. Mahkemece dava dilekçesi, davalı kadına, dava dilekçesinde bildirilen adrese gönderilmiş, tebligatın bila tebliğ iade dönmesi üzerine, davalının adres kayıt sistemindeki adresine mernis ibaresi yazılmaksızın Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca tebligat çıkartılmadan, tebligat zarfının üzerinde “Mernis” şerhi düşülerek tebliğe çıkarılmış, bu adreste Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre evrak muhtara tebliğ edilmiştir. Bu şekilde yapılan tebligat usulsüzdür.
Açıklanan nedenlerle; davalı kadına yapılan dava dilekçesinin tebliği usulsüz olup bu durumda davalının 02.05.2016 tarihli cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyle iken, cevap dilekçesinin süresinde olmadığı gerekçesiyle davalı kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.03.04.2019 (Çrş.)