YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/394
KARAR NO : 2018/12886
KARAR TARİHİ : 13.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; nafaka ve tazminatların miktarları yönünden, davalı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, kadın lehine hükmolunan nafaka ve tazminatlar ile kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillere göre, davacı kadının çalıştığı ve düzenli gelirinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, Türk Medeni Kanunu’nun 175. madde koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. O halde, davacı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
4-Taraflar, farklı şehirlerde yaşıyor olsalar bile, günümüzdeki ulaşım olanaklarındaki kolaylık gözetildiğinde, kişisel ilişkiye dair düzenleme yapılırken, taraflar bu hususun dikkate alınmasını açıkça talep etmemişlerse, “aynı şehir, aynı şehir ayrımına” gidilmesinin de önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, aynı şehir, ayrı şehir ayrımına gidilmeksizin, baba ile ortak çocuk arasında kurulacak kişisel ilişkinin başlangıç, bitiş tarihi ve saatinin infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gösterilerek babalık duygularını tatmine elverişli, çocuğun da baba sevgisi ve şefkatini tatmasına yeterli, çocuğun yaşı ile uyumlu, daha uygun süreyle kişisel ilişki kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
5-Mahkemece; kısa kararda ve kısa karara uygun olarak düzenlenen gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, “Müşterek küçük çocuk … yararına karar tarihinden itibaren 350.00 TL tedbir nafakasının davalı babadan alınarak davacı anneye verilmesine” yönelik hüküm kurulduğu halde, kararın gerekçesinde 350.00 TL iştirak nafakasına hükmolunduğunun belirtilmesi suretiyle hükmün gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması usul ve kanuna aykırıdır.
6-Hükmedilen tazminatlara boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4., 5. ve 6. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan sair yönlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13.11.2018(Salı)