Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2019/2972 E. 2019/8283 K. 04.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2972
KARAR NO : 2019/8283
KARAR TARİHİ : 04.07.2019

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : …
DAVALI-DAVACI : …
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı erkek TMK 166/1 maddesine dayalı olarak boşanma davası açmış, davalı-davacı kadın da boşanma davası açmış, her iki dava birleştirilmiş, yapılan yargılama sonucunda; davacı-davalı erkeğin aile fertlerini bir araya çağırarak boşanacağını beyan ettiği, evliliğin bitmesi ihtimalini hatırlatarak davalının tayininde koz olarak kullanmaya çalıştığı, evliliğin henüz başındayken mahkemeye hitaplı boşanma dilekçesi yazarak birliğin temelini yaraladığı, davalı-davacı kadının ise erkeğin misafirlerine karşı soğuk davrandığı, erkeğin görev yaptığı mahallere alkollü olarak geldiği gerekçesiyle her iki taraf eşit kusurlu kabul edilerek, her iki boşanma davasının kabulüne, tarafların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı-davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesinin gerekçesinin dosya kapsamında sunulan delillerle uyumlu olmadığı, erkeğin daha önce boşanma davası talepli dilekçe hazırlanmış olmasının hak arama hürriyeti kapsamında bulunduğundan bu eylemin erkeğe kusur olarak yüklenilemeyeceği, evliliğin gerçekleşmesi üzerine eşlerin aynı yere tayinlerinin yapıldığı ve boşanma halinde kadının çalıştığı iş yerinden tekrar tayin edilebileceği hususunda açıklamalar mevcut ise de, erkeğin bu durumu koz olarak kullandığı yönündeki eylemin ispat edilemediği; toplanan delillere göre; evlilik birliği içerisinde sorun yaşanmasına sebebiyet verecek ölçüde alkol kullanan, eşine yönelik dayanaksız şekilde kıskanç tavırlar sergileyen, hakaret ve tehdit içeren sözler sarfeden kadın ile eşine fiziksel şiddet uygulayan, tehdit eden ve güven sarsıcı davranışta bulunan erkeğin eylemleri neticesinde evlilik birliği temelinden sarsılmış olduğu, tarafların eşit derecede kusurlu olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek diğer istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı-davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz yoluna başvurulmuştur.
Davacı-davalı erkek tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, sadece davalı-davacı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulduğu halde davalı-davacı kadın aleyhine “eşine yönelik dayanaksız şekilde kıskanç tavırlar sergilediği, hakaret ve tehdit ettiği” vakıaları kadına kusur olarak yüklenemez. Bu husus gözetilmeden tek taraflı istinaf talep eden kadın aleyhine kusur yüklenilmesi doğru olmadığı gibi istinaf talebinde bulunmayarak kusurları kesinleşen erkeğin ilk derece mahkemesince belirlenen kusurlarının çıkarılması da doğru olmamıştır. Yine davacı-davalı erkek temyiz yoluna başvurmadığından bölge adliye mahkemesince erkeğe yüklenen ” Fiziksel şiddet, tehdit ve güven sarsıcı davranış”vakıaları da kesinleşmiştir. Açıklananlar ışığında ilk derece mahkemesince ve bölge adliye mahkemesince davacı-davalı erkeğe yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre ” davacı-davalı erkeğin aile fertlerini bir araya çağırarak boşanacağını beyan ettiği, evliliğin bitmesi ihtimalini hatırlatarak davalının tayininde koz olarak kullanmaya çalıştığı, evliliğin henüz başındayken mahkemeye hitaplı boşanma dilekçesi yazarak birliğin temelini yaraladığı, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, tehdit ettiği ve güven sarsıcı davranışta bulunduğu; davalı-davacı kadının ise sorun yaratacak şekilde alkol aldığı, gerçekleşen durum karşısında, davacı-davalı erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı erkek ağır kusurlu olup, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları kusur durumu, hakkaniyet kuralları gözetilerek davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak bu taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 04.07.2019 (Prş.)