Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2019/5008 E. 2019/9428 K. 01.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5008
KARAR NO : 2019/9428
KARAR TARİHİ : 01.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından verilen 26.06.2018 tarih, 2017/1666 E. ve 2018/912 K. sayılı kararla davalı kadının 21.10.2016 tarihli dilekçesinin temyiz dilekçesi niteliğinde olduğuna karar verildiği, bölge adliye mahkemesi kararının taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmakla, yargılamanın iadesine konu olan Mudurnu Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2014/214 Esas ve 2015/66 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
Mahkemece, dava dilekçesi davalıya, davacının dava dilekçesinde bildirdiği “… Beldesi, … Mah…./Bolu” adresine tebliğe çıkarılmış, davalının adresten ayrıldığı gerekçesiyle bila tebliğ iade olmuştur. Bu defa kadının mernis adresi olan “…/Bolu” adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Bu şekilde yapılan tebligat usulsüzdür. Duruşmalara ilişkin tebligatlar da usulüne uygun tebliğ edilmemiş ve dava, davalının yokluğunda görülerek karara bağlanmıştır. Davalının “Adres kayıt sisteminde” kayıtlı olan yerleşim yeri adresi ile davacının yerleşim yeri adresinin de aynı olduğu görülmektedir. Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır (Teb. K. m. 10/1). Adres kayıt sisteminde bulunan adresin bilinen en son adres olarak kabul edilebilmesi için bilinen en son adrese tebligat yapılamamış olması veya bu adresin tebliğe elverişli olmaması halinde mümkündür. Bilinen en son adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adreste tebligat yapılamadığı görülmeden doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebligatın yapılması; yapılan tebligatı usulsüz kılar (Teb. K. m. 10/2). Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adres olarak kabul edileceğine ve tebligatın burada yapılacağına imkan veren Tebligat Kanununun 10. maddesine 6099 sayılı Kanunla ilave edilen hüküm; bu adresin aynı davada “Hasım” olan diğer tarafın adresi olmaması halinde uygulanabilir. Aksi halde, aynı davada “Hasım” durumunda olan kişilerin yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesinde gösterilen usule şeklen uygun da olsa bir tebligatın yapılmış olması (tebliğ muhatabı bu adresten ayrılmış olsa bile) yeterli kabul edilir ve bu durum, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi sonucuna yol açar. Oysa usulüne uygun bir tebligatın amacı, kişiyi aleyhine açılan davadan haberdar etmek, dolayısıyla kendisini ilgilendiren yargılamadan tam olarak bilgi sahibi olmasını sağlamak, açıklamada bulunmak ve ispat hakkını kullanmasına imkan vermektir. Tebliğ muhatabı, şu veya bu gerekçe ile yeni bir yerleşim yeri adresi edinmemiş veya tekrar dönebileceği beklentisiyle önceki yerleşim yeri adresini “Değiştirdiğine” ilişkin beyanda bulunmamış olabilir. Yerleşim yeri adresini sürekli olarak değiştirmemiş olan kişiden de, değişiklik beyanında bulunması beklenemez. Öte yandan, “Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğine” göre, ergin olan aile fertlerinin birbirleri yerine adres beyanında bulunmaları da mümkündür (Yönetmelik m. 13/2). Öyleyse, davalının sistemde kayıtlı “Yerleşim yeri adresine” ilişkin beyanın, davacı tarafından yapılmış olması da olasıdır. Bu husus da dikkate alındığında, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre dava dilekçesi ve ön inceleme, tahkikat duruşma günü tebligatını, aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adreste ve doğrudan 21/2. maddeye göre yapılmaları nedeniyle geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı yoktur. O halde, mahkemece yapılacak iş; davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin ve ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m.140) taraflarca usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen delillerin toplanması ile bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m.27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.10.2019 (Salı)