YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5769
KARAR NO : 2021/10016
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava ve birleşen dava evlat edinen …’ın yeğenleri tarafından açılan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesi kapsamında evlatlık ilişkisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Evlatlık ilişkisi, genel olarak, evlat edinen ile evlatlık arasında mahkeme kararı ile kurulan yapay soybağını ifade etmek için kullanılan hukuki bir terimdir. Dolayısıyla, evlatlık ilişkisinin kurulması (evlat edinme), sonradan hukuk düzenince tanınan bir soybağı kurma yoludur. [Akıntürk, Turgut, Türk Medeni Hukuku Yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış Aile Hukuku, İkinci Cilt, Yenilenmiş 9. Bası, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ, İstanbul, Mayıs, 2004, s.359; Koç, Evren (İÜHFM C. LXXIII, S. 1, 364 s. 363-388, 2015 )]
4721 sayılı TMK sisteminde, mahkeme kararı ile kurulmuş olan bir evlatlık ilişkisi ancak 317 ve 318. maddelerde düzenlenen sebeplerin varlığı halinde, belirli kişilerin açabileceği evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası ile iptal edilebilir. Dolayısıyla, TMK uyarınca (belirli şartların varlığı halinde) kurulmuş ve (soybağı vb) hükümlerini doğurmuş olan bir evlatlık ilişkisi, ancak Kanun’da istisnai ve sınırlı olarak sayılmış (numerus clausus) hallerde tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılabilecektir. (Koç, Evren a.g.e., sh. 382 ) Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, bozucu yenilik doğuran bir davadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında geçerli bir şekilde kurulan evlatlık ilişkisinin sona erdirilmesi söz konusu olamaz. (Aydoğdu, Murat, Çağdaş Hukuki Gelişmeler Işığında Evlat Edinme, Ankara 2010, sh. 646; Dural, Mustafa/Öğüz, Tufan/Gümüş, Mustafa Alper, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, İstanbul 2010, sh. 311) Zira, kan bağına bağlı olan soybağının tarafların anlaşması yoluyla sona erdirilmesi mümkün olmadığı gibi, evlat edinme yoluyla kurulan soybağının da sona erdirilmesi mümkün olmamalıdır. Bu ilkeye evlatlık ilişkisinin çözülemezliği denmektedir. (Aydoğdu, a.g.e sh.646) 743 sayılı Mülga Medeni Kanunun anlayışından ayrılan yürürlükteki 4721 sayılı TMK, evlatlık ilişkisinin taraflarca keyfi bir şekilde kaldırılmasının önünü kapamıştır.
4721 sayılı TMK’da evlatlık ilişkisinin tarafların iradesi ile sona erdirilmesi imkansız hale gelmiş olup, kanunda belirtilen haller dışında evlatlık ilişkisinin sona ermesi de mümkün olmayacak şekilde düzenlenmişir. Kanuna göre, evlatlık ilişkisinin, evlat edinme için gerekli koşulların yerine getirilmemesi halinde mahkeme tarafından kaldırılması söz konusu olacaktır.
Kanun koyucu, yaptığı düzenlemeyle, evlatlık ilişkisi ile soybağı ilişkisi arasındaki farkları en aza indirgemeyi amaçlamıştır. Evlatlığın mirastan yoksun bırakılmasını veya mirasçılıktan çıkarılmasını gerekli kılacak bir durumun varlığı halinde, evlatlığın mirastan yoksun bırakılması ya da mirasçılıktan çıkarılması yine mümkün olmakla beraber, bu yoksun bırakma/mirasçılıktan çıkarma hali evlat edinen ile evlat edinilen arasındaki evlatlık ilişkisinin sona ermesi sonucunu doğurmayacaktır. (Aydoğdu, a.g.e sh.664-665)
TMKnın 318. maddesi gereği; evlât edinmenin esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakat olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya her ilgilinin evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebileceği, noksanlıkların bu arada ortadan kalkmış veya sadece usule ilişkin olup ilişkinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, evlatlık ilişkisinin kaldırılması yoluna gidilemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan kısa açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına konu evlat edinme kararının … 1. Aile Mahkemesi’nin 2015/650 Esas sayılı dosyasında …’ın 09.09.1997 doğumlu davalı …’yı evlat edindiği, iş bu kararın 06.04.2017 tarihinde kesinleştirilerek nüfus kayıtlarına işlendiği, evlat edinen …’un 12.04.1927 doğumlu olduğu, altsoyunun olmadığı, evlat edinme kararından sonra 12.07.2017 tarihinde vefat ettiği, davacıların …’un yeğenleri oldukları eldeki evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasını 27.07.2017 tarihinde, birleşen davanın ise aynı hukuki gerekçelerle 06.12.2017 tarihinde açtıkları anlaşılmaktadır.
Somut olayda evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına dayanak teşkil eden olaylar; TMK 316.madde gereği araştırma yapılmadığı, evlat edinenin evlat edinme işlemi sırasında fiil ehliyetinin olmadığı, beş yıl bakım şartının gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.
TMK 6. maddesine göre taraflardan her biri iddiasını ispatla yükümlü olup somut olayda iddiaların ispat külfeti davacılar üzerinde bulunmaktadır.
Mahkemenin evlat edinme ilişkisinin kaldırılmasına yönelik davayı kabul gerekçesi olan TMK 316. maddesine göre etraflıca bir araştırma yapılmadığı ve beş yıl bakım şartının gerçekleşmediği hususları üzerinde durulmadığı tespit edilmiştir.
Evlat edinme dosyası incelendiğinde; evlat edinen ile evlat edinilen hakkında kolluk araştırması yaptırıldığı, evlat edinmenin uygun olacağı yönünde sosyal hizmet bilim uzmanından rapor alındığı, evlât edinen ile edinilenin mahkemece dinlendikleri ve karar vermeden önce tanık dinlendiği hususları sabittir.
Esasa ilişkin noksanlık hallerinden biri; evlat edinilen kişinin ergin olması sebebi ile evlât edinilenin, en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta olup olmadığıdır. Evlat edinme dosyasında ve iş bu dosyada dinlenen tanık beyanları evlat edinen ve evlat edinilenin hatta evlat edinilenin biyolojik anne ve babasının çok uzun yıllardır aile halinde yaşadıkları, evlat edinme işlemi için evlat edinilecek olan …’ın ergin olmasının beklendiği, …’ın eğitim masraflarının çok uzun yıllardır … tarafından karşılandığı yönünde olup, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını sistematik olarak sıkı kurallara bağlayan ve evlatlık ilişkisinin taraflarca keyfi bir şekilde kaldırılmasının önünü kapayan TMKdaki düzenlemeler de dikkate alındığında davanın kabulü için tanık ve diğer delillerin inandırıcı ve davacı yanın iddialarını kanıtlamaktan uzak olduğu bu sebeple ispat edilemeyen asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 23.12.2021 (Prş.)