YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7775
KARAR NO : 2021/8823
KARAR TARİHİ : 25.11.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Erkeğin velayete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ;
Velâyet düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “Çocuğun üstün yararı”dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken, onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, resen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Tarafların davayı kabulü de tek başına hukuki sonuç doğurmaz.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12 inci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6 ıncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, ortak çocuk …”ın henüz 15 aylıkken, anneye bağlı bebeklik döneminde, davalı- davacı kadın tarafından,davacı- davalı erkeğin annesinin kapısının önüne bırakılarak terk edildiği,çocuğun uzunca bir süre baba ve ailesi tarafından bakıldığı, dosya kapsamında alınan SİR raporunda,davalı-davacı kadının müşterek çocuk ile birlikte yaşamak istediği, ancak buna tam hazır olmadığı, müşterek çocuğun 15 aylık olduktan sonraki dönemden itibaren babası ve onun ailesi ile birlikte yaşadığı, çocuğun bakım ve sorumluluğunun baba ve ailesi tarafından üstlenildiği, davalı-davacı kadının çocuğu hakkında yeteri kadar farkındalık sahibi olmadığı, çocuğu arayıp sormadığı, müşterek çocuğun bakım ve sorumluluğunu babaannenin üstlendiği, babaannenin çocuğun bakım ve sorumluluğunu aksatabilecek fiziksel engelinin olmadığı, çocuğun yıldır erkeğin ailesi tarafından bakıldığı, çocuğun annesini tanımadığı, çocuğun alıştığı, sosyal bir ortamının olduğu belirtilerek, çocuğun velayetinin babaya verilmesi yönünde görüş belirtilmiştir.Somut olayda çocuğun velayetinin dosya kapsamında alınan uzman raporu ve tanık beyanları doğrultusunda,babaya verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, bölge adliye mahkemesi tarafından dosyadaki uzman raporu, dinlenilen tanık beyanlarına itibar edilmeyerek, müşterek çocuğun velayetinin davalı-davacı anneye verilmesi şeklinde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 25.11.2021 (Per.)