YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9318
KARAR NO : 2021/10230
KARAR TARİHİ : 28.12.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma – Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; boşanma ve ferileri ile kadının kabul edilen ziynet alacağı davası yönünden, davacı kadın tarafından ise bölge adliye mahkemesince lehlerine istinaf vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı erkeğin “Kadının kabul edilen ziynet alacağı davasına” yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
İlk derece mahkemesince bu yöne ilişkin olarak verilen hüküm davalı erkek tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu nedenle davalı erkeğin, istinaf edilmeyerek kesinleşen bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı erkeğin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı kadın tarafından Türk Medeni Kanununun 166/1 inci maddesine dayalı olarak açılan boşanma ve ziynet alacağı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen hüküm davalı erkeğe 17.06.2019 tarihinde, davacı kadına ise 03.07.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, hüküm yasal süre içerisinde taraflarca istinaf edilmediğinden 16.07.2019 tarihinde kesinleştirilerek nüfus müdürlüğüne gönderilmiş ve boşanma hükmü tarafların nüfus kayıtlarına işlenmiştir. Davalı erkek 17.09.2019 tarihinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile hükmü boşanma ve ferileri yönünden istinaf etmiş, erkeğin istinaf dilekçesi, yasal süreden sonra sunulduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin 26.09.2019 tarihli ek kararı ile reddedilmiş, hüküm ilk derece mahkemesinin anılan ek kararı ve asıl karar yönünden süresinde davalı erkek tarafından istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ilk hükmünün gerekçesinde ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının erkeğe tebliğinin usulsüz olduğu, bu itibarla istinaf başvurusunun süresinde olduğu, erkeğin ek karara yönelik istinaf başvurusu yerinde olduğundan ek kararın kaldırılması gerektiği belirtilerek erkeğin asıl karara yönelik istinaf talepleri incelenmiş iken; kararın “Hüküm sonucu” bölümünde davalı erkeğin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine denilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana getirilmiştir. Anılan bölge adliye mahkemesi hükmünün davalı erkek tarafından boşanma ve ferileri ile kadının kabul edilen ziynet alacağı davası yönünden temyizi üzerine Dairemizin 25.05.2021 tarihli kararı ile ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesi istinaf edilmeyerek kesinleşen yöne ilişkin olmakla reddedilmiş, diğer yönlerden ise gerekçe ile hüküm arasında meydana getirilen çelişki nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sebebine göre davalı erkeğin sair temyiz itirazları ise incelenmemiştir. Bölge adliye mahkemesince bozma ilamımıza uyularak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararının davalı erkeğe tebliğinin usûlsüz olduğu, bu durumda davalı erkeğin istinafının süresinde olduğu belirtilerek ilk derece mahkemesinin usûl ve kanuna aykırı bulunan 26.09.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına, davalının asıl hükme yönelik istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince her ne kadar ilk derece mahkemesi kararının davalı erkeğe tebliğinin, 7201 sayılı Kanunun 21/1 inci maddesi uyarınca tebligat parçasında haber bırakılan komşunun isim ve imzasının bulunmadığı gerekçesiyle usulsüz olduğu belirtilmiş ise de dosya içerisinde bulunan tebliğ mazbatasından, davalı erkeğin aşamalarda bildirmiş olduğu adresi olan tebliğ adresinde muhatabın işe gittiğini beyan eden komşusu Murat Beyazıt’ın isim ve soyisminin yazılı olduğu, komşu Murat Beyazıt’ın imzadan imtina ettiği hususunun da tebliğ mazbatasına şerh düşüldüğü, bu durumda ilk derece mahkemesi kararının davalı erkeğe tebliğinin usûl ve kanuna uygun olup davalı erkeğin istinaf dilekçesinin 6100 sayılı HMK’nun 345. maddesinde öngörülen yasal iki haftalık süreden sonra sunulduğu anlaşılmaktadır. Hüküm davacı kadın tarafından da istinaf edilmemiş, ilk derece mahkemesince kesinleştirme işlemi yapılarak boşanma kararı nüfus kayıtlarına da işlenmiştir. İlk derece mahkemesinin kesinleşen kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. İlk derece mahkemesince erkeğin istinaf dilekçesinin yasal süreden sonra sunulduğu gerekçesiyle reddine dair verilen 26.09.2019 tarihli ek kararı usûl ve kanuna uygun olup bu durumda bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesinin 2018/484 Esas ve 2019/361 Karar sayılı, 08.05.2018 tarihli hükmünün kesinleştiği de gözetilerek davalı erkeğin ilk derece mahkemesinin 26.09.2019 tarihli ek kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilecek yerde yazılı şekilde işin esasının incelenmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı erkeğin “Kadının kabul edilen ziynet alacağı davasına” yönelik temyiz dilekçesinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple REDDİNE, temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davalıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 28.12.2021 (Salı)