Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/10034 E. 2023/644 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10034
KARAR NO : 2023/644
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( 6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı kadın vekiline 08.08.2022 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edilmiş, davacı karşı davalı kadın vekili tarafından süresinde temyiz yoluna müracaat edilerek temyiz harçları yatırılmış olup davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz posta gideri yatırılmadığından, 6100 sayılı Kanun 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi uyarınca “bir haftalık kesin süre içerisinde gerekli giderin yatırılması, aksi taktirde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağı” ihtarını içeren 02.09.2022 tarihli muhtıra davacı-karşı davalı vekiline 10.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği halde verilen kesin süre içerisinde gerekli giderin yatırılmamış olması nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi’nce 28.09.2022 tarihli ek karar ile davacı-karşı davalı kadın vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalı kadın vekiline gönderilen muhtıraya tamamlanması gereken gider temyiz posta gideri olarak yazılmış hangi masraflara ne için yatırılması gerektiği, dosyadaki avans durumu yazılmamış ve böylelikle gönderilen muhtıranın usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte de değildir. 6100 sayılı Kanun’un 344 üncü maddesinde, başvurunun yapılmamış sayılmasının koşulu olarak düzenlenen hali somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.

Anılan sebeple, gönderilen muhtıra usulsüz olduğundan, muhtıra tebliğine rağmen harcın süresinde tamamlanmaması sebebi ile davacı-karşı davalı kadın vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 28.09.2022 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen asıl karar, davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle, tarafların evliliklerinin ilk zamanlarında sorunları olmamasına rağmen son zamanlarda erkeğin ilgisi ve sevgisinin azaldığını, saygısız davrandığını, fiziksel şiddet uyguladığını, onur kırıcı davranışları olduğunu, sinkaflı sözlerle küfür ve hakaret ettiğini, defalarca kadına ve ailesine hakaret ettiğini, sık alkol tükettiğini, tehdit ettiğini, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma, sağlama örgütlü suçundan ötürü hali hazırda dava dosyasının olduğunu, 10 ay süre ile tutuklu kaldığını, adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığını, kadını evden kovduğunu belirterek davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun)166 ıncı maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın lehine 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasında, 50.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; evliliğin kısa sürdüğünü, kadının erkekten 7 yaş büyük olduğunu, kadının aylık ödemeler konusunda erkeğe yardımcı olmadığı gibi erkekten mal kaçırma maksatlı bir kısım önlemler aldığını, bu davranışları ile evliliğe bakış açısını ve güvensizliğini ortaya koyduğunu, mecbur kalmadıkça erkeğin ailesiyle kontak kurmadığını, kurduğunda ise asık suratlı davrandığını, saygısız bir tutum sergilediğini, birlik görevlerini yerine getirmediğini, yemek yapmadığını, kredi çekip kendisine para verilmesini istediğini, sonrasında da ölürsün inşallah, kansız şerefsiz, senden nefret ediyorum gibi hakaretle ve küfürlü biten cümleler kurduğunu belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, 80.000,00 TL maddî ve 80.000,00 TL manevî tazminata k
arar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı olarak alkol kullandığı, küfür, hakaret ve tehdit ettiği, tarafların ailelerinin de aralarındaki tartışmalara karıştıkları gerekçesi ile evlilik birliğinin sona erdiren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunu belirterek her iki davanın da kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, tarafların şartları oluşmayan maddî ve manevî tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, kadının şartları oluşmayan tedbir ve yoksulluk nafaka taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-karşı davalı kadın vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, erkeğin kabul edilen davası, kusur tespiti, red edilen nafaka ve tazminat talepleri yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı-karşı davacı erkek vekili katılma yolu ile hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kusur tespiti, red edilen tazminat talepleri yönlerinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı ile kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararı (28.09.2022) ile davacı-karşı davalı kadın vekiline muhtıra tebliğine rağmen gerekli giderin yatırmadığından bahisle 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi birinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi birinci fıkrası uyarınca 08.08.2022 tarihli temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı kadın vekillerince asıl karar ve ek karar yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı kadın vekili asıl karar ve ek karara karşı verdiği temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, evlilik süresi boyunca yoğun fiziksel ve psikolojik şiddet ve hakaret gördüğünü, erkeğin yoğun miktarda alkol kullandığını, erkeğin uyuşturucu imal ve ticareti suçundan yargılandığını evlenmeden önce bilmesi nedeniyle bu hususun erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği yönündeki mahkeme tespitinin hukuka aykırı olduğunu, tarafların eşit kusurlu olduğu yönündeki kanaatinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, kadının herhangi bir kusurunun ispatlanamadığını, erkeğin kendi akrabaları olan tanıklıklarına itibar edilerek yapılan kusur belirlemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, erkeğin kabul edilen davası, kusur tespiti, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecedeki geçimsizlikte kusur durumu, kadının tazminat ve nafaka taleplerinin verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, kadına temyiz posta masraflarını yatırması konusunda mahkemece gönderilen muhtıranın usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 330 uncu maddesi; 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kadın vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli tarihli temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine gönderilmesine,

21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.