Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/10170 E. 2023/819 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10170
KARAR NO : 2023/819
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1284 E., 2022/1397 K.
DAVACI- DAVALI : … vekili Av. …
DAVALI- DAVACI : … vekili Av. …
DAVA TARİHİ : 06.02.2019- 11.02.2019
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/21 E., 2021/265 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmiştir.

Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi, kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı- davalı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili ile davalının 1998 yılında evlendiklerini, bu evlilikten müşterek bir çocukları var iken 2004 yılında anlaşmalı olarak boşandıklarını, müşterek çocuğun küçük olması nedeni ile tarafların 2007 yılında yeniden evlendiklerini, daha sonra 2010 yılında ikinci çocukları …’ın dünyaya geldiğini, davalının sürekli müvekkilinden para bulmasını istediğini, müvekkilini ailesinden ve akrabalarından sürekli borç para istemeye yönlendirdiğini, hatta davalının müvekkilinin annesine 7.000,00 TL tutarında kredi çektirdiğini, parayı aldığını ancak geri ödemesini yapmadığını, müvekkiline cinsel şiddet uyguladığını, ters ilişkiye zorladığını, en son yaşanan son olayda müvekkilinin üzerine yürüdüğünü, hakaretler ettiğini, müvekkilini şiddetli biçimde yumrukladığını, bunun üzerine müvekkilinin şikayetçi olduğunu ve davalı hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığını, müvekkilinin …’nde yaşanan kardeşlerinin yanına sığındığını, davalının, küçük çocuğu … ile müvekkilini görüştürmediğini, davalının evlilikleri boyunca müvekkiline saygı ve sevgi göstermediğini, her defasında müvekkilini aşağıladığını, müvekkiline karşı sürekli sevmediğini, istemediğini söyleyerek ortak konuttan kovduğunu, müvekkili üzerinde baskı kurduğunu, müvekkilini ölümle tehdit ettiğini, beddua ettiğini, birlik görevlerini yerine getirmediğini, müşterek çocuğu okula göndermediğini beyanla, tarafların öncelikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesinde düzenlenen hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmalarına, mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile boşanmalarına, ortak çocuk …’ın velâyetinin müvekkiline verilmesine, ortak çocuk için aylık 750,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili için aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, müvekkili için 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı- davacı erkek vekili cevap ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; davacının evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihmâl ettiğini, ev işi yapmadığını, kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, sabahlara kadar oturduğunu, geç saatlerde uyandığını, müvekkiline kahvaltı hazırlamadığını, elinden telefon ve sigarayı düşürmediğini, kulaklığı takıp eşini ve müşterek çocukları duymazdan geldiğini, çamaşır yıkamamaya başladığını, çamaşır yıkasa toplamadığını, ütü yapmadığını, evde bulaşıkların günlerce yıkanmayı beklediğini, hatta bir defasında davacının müvekkiline tartışma esnasında bıçak dahi çektiğini, gerek müvekkiline gerekse müşterek çocuklara hem fiziki hem de psikolojik şiddet uygulamaktan geri durmadığını, müvekkilinin 14.09.2018 tarihinde menisküs ameliyatı olduğunu, 4 ay rapor almak zorunda kaldığını, davacının bu süreçte müvekkiline hiç destek olmadığını, müvekkilinin davacının telefonunda başka bir erkek ile olan gayri ahlaki görüşme kayıtlarını gördüğünü, eşinin o şahısla birbirlerine fotoğraf attıklarını, sürekli olarak telefonla görüştüklerini, gönül ilişkisinde olduklarını kabul ettiğini, müvekkiline ağır hakaretler ettiğini, müvekkilinin bu telefonun görüşme kayıtlarını çıkarttığını, davacının sadakatsizlik yaptığı numara olan 0 544 (…) (..) (..) nolu telefon ile görüşmelerini gördüğünü beyanla davacının davasının ve tüm taleplerinin reddine, birleşen davalarının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk 2010 doğumlu …’ın velâyetinin dava sırasında tedbiren, hükümle birlikte kesin olarak müvekkili babaya verilmesine, ortak çocuk için aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili için 300.000,00 TL maddî, 300.000,00 TL manevî tazminatın yasal faizi ile birlikte kadından alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamından, erkeğin kadına şiddet uyguladığı, hakaret, aşağılama ve küfür ettiği, para bulması ve ailesinden para istemesi yönünde üzerinde baskı kurduğu, kadının ise; sabah erken kalkmadığı, ev işi yapmadığı, sürekli telefon kullandığı, erkek ile ameliyatı sonrasında ilgilenmediği, erkeğe hakaret ettiği ve sadakatsiz davranışlarda bulunarak başka bir erkek ile mesajlaştığı vakıalarının ispat edildiği, taraflarca ileri sürülen diğer iddiaların ise ispat edilemediği, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu, dosya kapsamından erkeğin, hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış oluşturan ve süreklilik arz eden bir eyleminin ispat edilemediğinden koşulları oluşmayan kadının özel boşanma nedenine dayalı boşanma isteminin reddi gerektiği, idrak çağındaki müşterek çocuğun yargılama sürecinde abisi ile birlikte baba yanında kaldığı, tedbiren velâyetinin babaya verildiği, duruşmada alınan beyanında da babası ile yaşamaktan mutlu olduğunu söylediği, sosyal inceleme raporunda ortak çocuğun baba ile kalmak istediği ve anneye tepkili olduğunun belirtildiği, kadının kendisi için tedbiren nafaka isteminin, erkeğin aynı zamanda ortak çocuğa baktığı gözetildiğinde reddinin gerektiği, ağır kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının gerçekleşmediği, kaldı ki sabit geliri nedeniyle yoksulluk durumuna da düşmeyeceği gerekçesiyle; kadının 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesine dayalı özel boşanma talebinin reddine, 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı asıl ve birleşen davanın ise kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk …’ın velâyetinin davalı- davacı babaya verilmesine, davacı- davalı anne ile ortak çocuk arasında her ayın birinci ve üçüncü haftasonu Cumartesi günü saat 18:00’dan Pazar günü saat 18:00’a kadar, dini bayramların ikinci günü saat 10:00’dan, üçüncü günü saat 18:00’a kadar, sömestr tatilinin ilk Cumartesi günü saat 10:00’dan takip eden Cuma günü saat 18:00’a kadar ve yine 1 Temmuz günü saat 10:00’dan 31 Temmuz günü saat 18:00’a kadar kişisel ilişki tesisine, velâyeti babaya verilen ortak çocuk için aylık 300,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, davalı- davacı erkek için 8.000,00 TL maddî, 7.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, kadının tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, kadının asıl davasında harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı- davacı erkek üzerinde, erkeğin birleşen davasındaki harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ise davacı- davalı kadın üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı -davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanmaya neden olan olaylarda tüm kusurun erkekte olduğunu, sadakat yükümlülüğünün müvekkili tarafından ihlal edilmediği gibi bir an için bu kusur kabul edilse dahi erkeğin müvekkili ile görüşme çabası göstererek af iradesi sergilediğini, müvekkilinin ispatlanan bir kusuru bulunmadığı halde tazminat ve nafaka talepleri reddedilerek karşı taraf lehine nafaka ve tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gibi velâyetin babaya verilmesinin de doğru olmadığını beyanla; kusur belirlemesi, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri, erkek yararına hükmedilen tazminatlar, velâyet düzenlemesi ile velâyeti babaya bırakılan ortak çocuk yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2.Davalı- davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu taraf kadın olduğu halde kadının davasının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili lehine takdir edilen tazminat miktarları ile ortak çocuklehine takdir edilen nafaka miktarlarının yetersiz olduğunu, ortak çocuk ile anne arasında kişisel ilişki tesis edilmesi doğru olmadığı gibi müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, lehine hükmedilen tazminatların ve ortak çocuk yararına hükmedilen nafakaların miktarı, ortak çocuk ile anne arasında kişisel ilişkiye karar verilmesi ile aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece her ne kadar başka bir erkekle mesajlaştığı anlaşılan kadının sadâkat yükümlülüğünü ihlal ettiği belirtilmiş ise de sübut bulan eylemin güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu, toplanan delillerden; evliliğin devamı sırasında eşine şiddet uygulayan, hakaret eden, çevresinden para istemeye zorlayan erkek ile eşine hakaret eden, eşinin hastalığı ve ev işleriyle yeterince ilgilenmeyen, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılan kadının boşanmaya neden olan olaylarda eşit derecede kusurlu olduğu, eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceği, dosya içinde mevcut sosyal inceleme raporu içeriği, müşterek çocuğun yaşı, beyanı, kardeşlerin birlikte yaşamasının gerekliliği hususları dikkate alındığında velâyetin babaya verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gibi velâyeti babaya verilen çocuk ile anne arasında şahsi ilişki tesis edilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak müşterek çocuğun yaşı itibariyle ihtiyaçları, tarafların mevcut sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında çocuk için takdir edilen iştirak nafakası miktarının yetersiz olduğu, kadının davasının kabulüne karar verilmesi karşısında davada kendisini vekille temsil ettiren kadın yararına vekâlet ücreti takdir edilerek yargılama giderlerinin erkek üzerinde bırakılmasında da usul ve kanuna aykırı bir durumun bulunmadığı, boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurlu ise de erkeğin mevcut sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında, düzenli bir işi ve geliri bulunduğu anlaşılan kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme durumunun söz konusu olmadığı, bu itibarla kadının kendisi için nafaka talebinin reddi kararının sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle, davacı- davalı kadının kusur belirlemesine ve erkek yararına hükmedilen tazminatlara yönelik istinaf isteminin, davalı- davacı erkeğin ise ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası miktarına yönelik istinaf isteminin kısmen kabulü ile, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu olduklarının tespitine, İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasından ilgili bentlerin kaldırılarak yerine yeniden hüküm tesisi ile, boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edildiğinden davalı -davacı erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, velâyeti babaya verilen ortak çocuk 2010 doğumlu … için aylık 500,00 TL iştirak nafakası takdirine, davalı -davacı erkeğin fazlaya ilişkin isteminin reddine, tarafların diğer yönlere ilişkin istinaf istemlerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı- davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; temyize konu kararda, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği halde İlk Derece Mahkemesi hükmü tamamen kaldırılmaksızın sadece kabul edilen istinaf talepleri yönünden kısmen kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulduğunu, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer yönden yeniden yargılama yapılarak yeni hüküm verilmiş olmasına rağmen yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta karar verilmemesinin de bozmayı gerektirdiğini, Bölge Adliye Mahkemesince taraflar eşit kusurlu kabul edilerek; müvekkil yönünden talep edilen maddî- manevî tazminat ile tedbir-yoksulluk nafakası taleplerine ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine ve müvekkil aleyhine hükmedilen iştirak nafakası miktarının artırılarak aylık 500,00 TL olarak takdir edilmesine ilişkin verilen kararların hatalı olup bozulması gerektiğini beyanla, kusur belirlemesi, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri, velâyeti babaya bırakılan ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyiz isteğinde bulunmuştur.

2.Davalı- davacı erkek vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin sona ermesinde müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını, kadının tam kusurlu olduğunu, asıl davanın reddi gerektiğini, kadının ispatlanan tüm kusurlu davranışlarının gerekçeli kararda belirtilmemesinin doğru olmadığını, ortak çocukiçin hükmedilen tedbir -iştirak nafakası miktarının yetersiz olduğunu, müvekkilin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi kararı ile İlk Derece Mahkemesince müşterek çocukla anne arasında tesis edilen kişisel ilişkinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından uygun bulunması kararının ve müvekkil aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını beyanla, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, ortak çocuk yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakasının miktarı, velâyeti babaya bırakılan ortak çocuk ile anne arasında kurulan kişisel ilişki kurulması ile aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden temyiz isteğinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının yerinde olup olmadığı, taraflar yararına nafaka ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, kusur belirlemesinin, velâyet düzenlemesinin, velâyet kendisine verilmeyen taraf ile ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulması ve kurulan kişisel ilişkinin süresi ile ortak çocuk yararına hükmedilen nafaka miktarının yerinde olup olmadığı, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine yönelik kurulan hükümlerde usul ve kanuna aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci, 182 nci, 184 üncü, 323 üncü, 324 üncü, 327 nci ve 328 inci ve 330 uncu ve 336 ncı maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci ve 51 inci maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri.

3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- davacı erkek vekilinin tüm, davacı- davalı kadının ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut uyuşmazlıkta her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurları uyarınca evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı- davacı erkeğin, davacı- davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı -davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun’un 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak davacı -davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve maddî-manevî tazminat yönlerinden davacı- davalı kadın yararına BOZULMASINA,

2.Davalı- davacı erkek vekilinin tüm, davacı- davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden …’a yükletilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.