Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/10259 E. 2023/768 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10259
KARAR NO : 2023/768
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki erkeğin açtığı boşanma ve kadının açtığı tedbir nafakası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmasına ve fer’îlerine, kadının tedbir nafakası davasının kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı-davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı- davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ile birleşen davada hükmedilen tedbir nafakaları ile vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle yapılan ön inceleme soncunda miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar ve bu kararların fer’îlerine dair hükümler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın, kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen tedbir nafakalarının bir yıllık toplam miktar 12.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.094,06 TL’nin altında kalmaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı-davacı erkeğin birleşen nafaka davasında tedbir nafakaları ve buna bağlı vekâlet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davalı-davacı erkeğin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan diğer temyiz itirazlarına yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı erkek vekili dava dilekçesi ve 31.08.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; ev ile ilgilenmediğini, temizlik yapmadığını, çocuklara bakmadığını, yemek yapmadığını, küfür, hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, hakaret ve tehditten dolayı şikayet ettiğini, ailesi tarafından da tehdit edildiğini, çocukları gereği gibi iyi yetiştiremediğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin babaya verilmesine, erkek yararına 30.000,00 TL maddî, 30.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı-davalı erkek 23.07.2020 tarihli birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, kadının evi taşladığını, tehdit ettiğini, olayın karakola intikal ettiğini, evi terk etmek zorunda kaldığını, fotoğraflardaki kadının normal bir arkadaşı olduğu, aralarında birşey olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı-davacı kadın vekili 17.08.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; telefonun hiç düşmediğini, başka kadınlarla konuştuğunu, son 3 aydır hiç eve gelmediğini, mesajlarını yakalayınca tartıştıklarını, çocukların ve evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, davanın reddini talep etmiştir.

2. Davalı-davacı kadın 07.07.2020 tarihli birleşen dava dilekçesinde özetle; erkeğin bir başka kadınla ilişki yaşadığını, bunu erkeğin whatsup uygulamasında gördüğünü, ailesi de boşanırsan sana ve çocuklarına bakırız yoksa başının çaresine bakarsın diyerek tehdit ettiklerini, birlik görevlerini yerine getirmediğini, esnafa kadının yapacağı alışverişleri ödemeyeceğini söylediğini, çocuklarla ve evle ilgilenmediğini ileri sürerek 4721 sayılı Kanun’un 197 nci maddesi gereğince, her bir çocuk ve kendisi için ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

3. Davalı-davacı kadın vekili 07.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; cevap dilekçesinin tekrarlamakla birlikte aylık 1.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası, her bir çocuk için 500,00’er TL tedbir ve iştirak nafakası, kadın yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının erkeğe hakaret ettiği, erkeğin de kadına hakaret ettiği ve başka kadınlarla yazışıp görüşmesi nedeniyle kusurlu olduğu, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu, birleşen tedbir nafakası davasının kısmen kabulüne, 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi uyarınca boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına 25.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocukların yaşı, uzman raporundaki tespitler ve üstün yararları gereği velâyetlerinin anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki tesisine, kadın için 250,00 TL tedbir 500,00 TL yoksulluk nafakasına, her bir çocuk yararına 250,00 TL tedbir ve 500,00 TL iştirak nafakasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı-davalı erkek istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece kadına yüklenilen kusurlara göre kadının tam kusurlu olduğu, dolayısıyla kusur tespitinin hatalı olduğu hükmedilen tazminat ve nafakaya hükmedilemeyeceğini, kadının bir karşı davası olmadığı gibi birleşen davasının da tedbir nafakası davası olduğunu, ayrıca miktarlarının da fahiş olduğu, erkeğin tazminat talebinin reddinin hatalı olduğu, velâyet anneye verilmesinin hatalı olduğu, aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, kararın hüküm fıkralarında her iki dava açısından karışık bir düzenlemenin olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delillerin değerlendirilmesi, kusur belirlemesinde, kadının boşanmakla mevcut ve beklenen menfaatleri zedeleneceğinden ve kişisel haklarına saldırı oluştuğundan maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinde ve miktarda; herhangi bir geliri ve malvarlığı olmayan kadına yoksulluk nafakası verilmesinde ve miktarında; velâyet ve kişisel ilişki düzenlemesi ile vekâlet ücretinde bir hata yapılmadığı gerekçesi ile kusur belirlemesi, tazminat, nafaka, velâyet ve vekâlet ücretine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin (1) inci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, 6100 sayılı Kanun’un 354 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanma hükmünün kurulması sırasında tarafların açık kimlik bilgilerinin olmamasının kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan hükmün (A) bendinin kaldırılmasına, yerine (A) olarak “..Davacı … tarafından açılan boşanma davasının KABULÜ ile, … İli, … İlçesi, mah./köy, , , de nüfusa kayıtlı, … ve ‘den olma, … 17.08.1987 doğumlu, T.C noda nüfusa kayıtlı … ile aynı hane BSN 231’de nüfusa kayıtlı ve ‘den olma, … 05.06.1990 doğumlu, T.C. numaralı nüfusa kayıtlı … ‘nin 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca BOŞANMALARINA,..” cümlelerinin yazılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-davalı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece kadına yüklenilen kusurlara göre kadının tam kusurlu olduğu, dolayısıyla kusur tespitinin hatalı olduğu, hükmedilen tazminat ve nafakaya hükmedilemeyeceğini, kadının bir karşı davası olmadığı gibi birleşen davasının da tedbir nafakası davası olduğunu, ayrıca miktarlarının da fahiş olduğu, erkeğin tazminat talebinin reddinin hatalı olduğu, velâyet anneye verilmesinin hatalı olduğu, aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, kararın hüküm fıkralarında her iki dava açısından karışık bir düzenlemenin olmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kusur belirlemesi, tazminat, nafaka, velâyet ile vekâlet ücreti yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık erkek tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında kadından kaynaklanan ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte başkaca bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, kadın yararına tazminat ve nafaka verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 197 nci maddesi 330 uncu maddesi, 336 ncı maddesi. 6100 sayılı Kanun’un 176 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 181 inci maddesi, 352 nci maddesi, 366 ncı maddesi, 361 inci maddesi, 362 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesi, 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı- davalı erkek vekilinin bağımsız açılan tedbir nafakası davasına ve buna bağlı vekalet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2.Davacı- davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.