Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/11001 E. 2023/2089 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11001
KARAR NO : 2023/2089
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2228 E., 2022/2218 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/596 E., 2022/778 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
… kadın vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde; erkeğin, müvekkiline maaş kartını vermesi için baskı yaptığını, kontrol altına almaya çalıştığını, kendi harcamaları harici masraflara karışmadığını, ihtiyaçları karşılamadığını, hastalansa dahi ilgilenmediğini, yalnız bıraktığını, davalı erkeğin yeğeninin müvekkiline karşı küfürlerine sessiz kaldığını, müvekkilinin önceki evliliğinden olan kızına lezbiyen olduğunu iftirasını attığını, tüm akrabalar ve komşulara da söylediğini, çıkan tartışmada “”diğer ite nafaka veriyorum, senin gibi ite de nafaka veririm” şeklinde sözler söylediğini, müvekkilini aşağıladığını, küçümsediğini ve gururunu kırdığını, hakaret ve tehdit ettiğini, maddî ve manevî şiddet uyguladığını, erkeğin iddialarının asılsız olduğunu ve kabul etmediklerini, erkeğin kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını beyanla, karşı davanın reddine, açtıkları davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine yıllık ÜFE oranında artırılmak üzere 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-davacı erkek vekili davaya cevap, karşı dava ve cevaba cevap dilekçesinde; kadının iddialarının gerçek dışı ve asılsız olduğunu, kabul etmediklerini, kadının evlilik birliği yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kadının önceki evliliğinden olma kızının müvekkiline karşı saygısız hareketlerde bulunduğunu, küfür ve hakaret ettiğini, kadının buna sessiz kaldığını, kadınında hakeret ettiğini, ortak evi terk ettiğini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında müvekkilinin kusursuz, kadının kusurlu olduğunu beyanla, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddî, 50.000,00TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların, 2021 yılı Kurban Bayramında tanık …’in evinde, kadının ilk eşinden olma kızı sebebiyle tartıştıkları, erkeğin, kadına boşandığı eşini kastederek “o iti besledim, sen iti de beslerim” , “kiralık ev tut onbeş güne bir beni özledikçe yanıma gelirsin, ya kızını seç ya beni seç”, kadının kızı için “senin kızın lezbiyen” şeklinde sözler söylediği ve aynı gün mahkemede görüşürüz diyerek tanığın evinden ayrıldıkları, kadının eşi ile arasının açılmaması için kızına kızdığı ve kızının davranışlarına da sessiz kalmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin, kadına ve kızına hakaret etmesi sebebi ile tam kusurlu olduğu, kadına yüklenebilecek herhangi bir kusur ispatlanamadığı ve kusursuz olduğu gerekçesi ile, kadının davasının kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 100,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadına ödenmesine, erkeğin karşı davası ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı kadın vekili; müvekkili lehine takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğunu, hakkaniyete uygun artırılması gerektiğini, erkeğin aylık gelirinin yüksek olduğunu, yoksulluk nafakası talebinin reddinin hatalı olduğunu beyanla, maddî ve manevî tazminat miktarı ile yoksulluk nafakası talebinin reddi yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı-karşı davacı erkek vekili; kadının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, önceki evliliğinden olma kızının davranışlarına sessiz kaldığını, maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla; asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usuli işlemleri kanuna uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, erkeğin, kadına ve kızına hakaret etmesi sebepleri ile tam kusurlu olduğu, kadına yüklenebilecek herhangi bir kusurun erkek tarafından ispatlanamadığı, tarafların arasında yaşanan olaylardan dolayı evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve çekilemez hal aldığı, evliliğinin devamında taraflar ve toplum yönünden yarar kalmadığı, buna göre kadının davasının kabulüne, erkeğin davasının reddine karar verilmesinde ve kusur belirlemesinde isabetsizlik bulunmadığı, tarafların belirlenen ekonomik ve sosyal durumları itibariyle her iki tarafında birbirine yakın gelirle çalıştıkları, kadının sigortalı ve düzenli gelire sahip olduğu, boşanma neticesinde yoksulluğa düşmeyeceğinin belirlendiği, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, erkeğin tam kusurlu, kadının ise kusursuz olduğu, tam kusurlu eşin maddî ve manevî tazminat talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi kararında isabetsizlik bulunmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı anlaşılan, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen, en azından eşinin maddî desteğini yitiren ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri, tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü, beklenen menfaatlerin kapsamı, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde, maddî ve manevî tazminat takdir edilmesinde ve takdir edilen tazminatların miktarında isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin (1) … fıkrasının (b) bendinin (1) … alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı kadın vekili; müvekkili lehine takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğunu, hakkaniyete uygun artırılması gerektiğini, erkeğin aylık gelirinin yüksek olduğunu, yoksulluk nafakası talebinin reddinin hatalı olduğunu beyanla,kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; maddî ve manevî tazminat miktarı ile yoksulluk nafakası talebinin reddi yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı-karşı davacı erkek vekili; kadının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, önceki evliliğinden olma kızının davranışlarına sessiz kaldığını, maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla; kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, asıl davanın kabul şartlarının oluşup oluşmadığı, karşı davanın ispatlanıp ispatlanamadığı, yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, kadın lehine verilen maddî ve manevî tazminat miktarlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 … maddesi, 190 ıncı ve 194 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 … maddesinin birinci fıkrası ve 371 … maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50 nci ve 51 … maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.