Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/11003 E. 2023/2285 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11003
KARAR NO : 2023/2285
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1965 Esas, 2022/2167 Karar
DAVACI-DAVALI : … vekili Av. …
DAVALI-DAVACI : Fatma …vekili Av. …
DAVANIN KONUSU : Karşılıklı Boşanma
DAVA TARİHİ : 08.06.2021-07.09.2021
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas
hakkında hüküm tesisi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 8. Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin davasının reddine ve kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların boşanma ve fer’îlerinde anlaştıklarını iddia ederek; anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-davacı kadın vekilinin duruşmada anlaşmalı boşanma ihtimalinin kalmadığını beyan etmesi üzerine, davacı-davalı erkek vekiline dava dilekçesi sunması için süre verilmiştir.

2.Davacı-davalı erkek vekili dava, karşı davaya cevap ve karşı davaya ikinci cevap dilekçesinde özetle; tarafların kadının ailesinin rızasını almadan evlenmeleri nedeniyle ailenin sürekli tartışma ve olay çıkardığını, erkeğe hakaret, darp ve tehditlerinin bulunduğunu, bu olayların ceza yargılamalarına konu olduğunu, erkeğe hakaret ettiklerini, kadına boşanması için baskı yaptıklarını, kadının ailesinin müdahalelerine sessiz kaldığını, kadının birkaç kez evi terk ederek döndüğünü, erkek ile kadının ailesi arasında yaşananların evliliğe de yansıdığını, kadının bağımsız ev talebi olmadığını, ev işlerini yapmadığını ve kadın ve ailesinin çocuğu yurda vereceklerini söylediğini iddia ederek; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedeniyle boşanmalarına ve ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile karşı davaya cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkek ve ailesinin kadının kaçarak evlenmesini yüzüne vurduklarını, erkeğin ailesinin müdahalelerine, hakaret ve kovmalarına sessiz kaldığını, kadına talep etmesine rağmen bağımsız konut sağlamadığını, erkeğin annesinin kadını istemediğini ve bunu davranışlarıyla belli ettiğini, erkeğin kadının ailesi hakkında asılsız şikayetlerde bulunup soruşturmalar açtırdığını, onları söz ve davranışlarıyla taciz ettiğini, ailesi hakkında şikayetçi olması için baskı yaptığını, en son bağırıp telefonunu kırması üzerine boşanma kararı alındığını, küfür ve hakaret ettiğini, ilgisiz olduğunu, fiziksel ve ekonomik şiddet uyguladığını, eve sürekli geç geldiğini, kadının ailesini eve istemediğini, kadının ailesi ile görüşmesine engel olduğunu, eşini tek başına bir yere göndermediğini, sürekli evden kovduğunu, boşanmakla tehdit ettiğini, annesinin kadının babasına hakaret ederek kadını ve babasını evden kovduğunu, bu olay sonrası erkeğin kadına “ya gel ya boşanalım” dediğini, ayrı ev sözü vermesi üzerine kadının döndüğünü ancak sözün yerine getirilmediğini ve kadının erkeğe çocuğu istemediğine dair mesaj gönderdiği iddiasının … olmadığını ileri sürerek; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk lehine aylık 1500,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile kadın lehine aylık 2000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 150.000,00 TL maddî, 150.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda bağımsız konut sağlamayıp eşini ailesiyle yaşamaya zorlayan, kadının ailesine hakaret eden, kışkırtan, olay çıkaran, karşılıklı davalara sebebiyet veren, kaçarak evlendiğini sürekli dile getirerek kadını aşağılayan, annesinin müdahalelerine sessiz kalan ve eşinin ailesi ile görüşmesine engel olan erkeğin tam kusurlu olduğu, kadın lehine tazminat ve nafakalara hükmedilmesinin yasal koşullarının bulunduğu, uzman raporunda ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesinin … yararına uygun olduğu yönünde görüş verildiği gerekçesi ile; erkeğin boşanma davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk Emir’in velâyetinin anneye verilerek baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, çocuk için aylık 600,00 TL tedbir ve iştirak ile kadın için aylık 700,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasının ve 35.000,00 TL maddî, 35.000,00 TL manevî tazminatın, kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, erkekten alınarak kadına verilmesine, her iki davada kadın lehine maktu vekâlet ücreti takdirine ve yargılama giderlerinin erkeğe yükletilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğe tanıkların beyanlarına karşı beyanda bulunması için süre verilmesine karşın, aynı celse tahkikatın bitirilerek karar verildiğini, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının kusurlu olduğunu, kadın tanıklarının beyanının duyuma dayalı olduğunu, kadının babasıyla erkek arasında husumet olduğundan babanın beyanına itibar edilemeyeceğini, erkeğin kusursuz ve kadının da tam kusurlu olması nedeniyle kadının davasının, tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddinin ve erkeğin boşanma davasının kabulünün gerektiğini, çocuğun velâyetinin babaya verilmesinin … yararına olduğunu, kadının ailesinin çocuğu yurda yerleştireceklerini söylediğini, tazminat ve nafakalara hükmedilmesi yasal koşullarının bulunmadığını ve ayrıca miktarlarının da fazla olduğunu, kadının reddedilen fer’î talepleri için erkek lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek; her iki dava ve fer’îler yönünden istinafa başvurmuştur.

2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin kendisine yüklenen kusurlar dışında da kusurlu davranışları olduğunu, kusur durumu, tarafların ekonomik durumları dikkate alındığında tazminat ve nafaka miktarlarının az olduğunu ve yargılama giderlerinin hatalı belirlendiğini belirterek; kusur belirlemesi, tazminatlar ile nafakaların miktarı ve yargılama giderleri yönünden istinafa başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince erkeğe yüklenen kusurlu davranışların ispatlandığı ancak kadının da ailesinin evliliğe müdahalelerine sessiz kaldığı için az da olsa kusurlu olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olması nedeniyle erkeğin davasının da kabulünün gerektiği, kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının az ve tazminat miktarlarının fazla olduğu gerekçesi ile; erkeğin kusur belirlemesi, reddedilen kendi davası ile tazminatların miktarına, kadının da yoksulluk nafakasının miktarına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf başvurusu kabul edilen yönlerden kaldırılmasına; kusur gerekçesinin erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu şeklinde düzeltilmesine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, aylık 1.200,00 TL yoksulluk nafakasının ve 25.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminatın, kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, erkekten alınarak kadına verilmesine ve erkeğin kabul edilen davasında erkek lehine vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğe tanıkların beyanlarına karşı beyanda bulunması için süre verilmesine karşın, aynı celse tahkikatın bitirilerek karar verildiğini, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının kusurlu olduğunu, kadın tanıklarının beyanının duyuma dayalı olduğunu, kadının babasıyla erkek arasında husumet olduğundan babanın beyanına itibar edilemeyeceğini, erkeğin kusursuz olması nedeniyle kadının davasının, tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddinin gerektiğini, çocuğun velâyetinin babaya verilmesinin … yararına olduğunu, kadının ailesinin çocuğu yurda yerleştireceklerini söylediklerini, tazminat ve nafakalara hükmedilmesi yasal koşullarının bulunmadığını ve ayrıca miktarlarının da fazla olduğunu, kadının reddedilen fer’î talepleri için erkek lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, nafakalar, velâyet ve yargılama giderleri ile vekâlet ücreti yönünden temyize başvurmuştur.

2.Davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesinin hatalı yapıldığını, kadına kusur yüklenmesinin … olmadığını, erkeğin kendisine yüklenen kusurlar dışında da kusurlu davranışları olduğunu, kusur durumu, tarafların ekonomik durumları dikkate alındığında tazminat ve nafaka miktarlarının az olduğunu ve yargılama giderlerinin hatalı belirlendiğini belirterek; kusur belirlemesi, tazminatlar ile nafakaların miktarı ve yargılama giderleri yönünden temyize başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, erkeğin davası kadın tarafından temyize konu edilmeyerek kesinleşmiş olmakla, kusur belirlemesinin … yapılıp yapılmadığı, kusur belirlemesine bağlı olarak kadının davasının kabulünün … olup olmadığı, kadın lehine tazminat ve nafakalar ile ortak çocuk lehine nafakalara hükmedilmesinin yasal koşullarının bulunup bulunmadığı, koşullar bulunuyorsa miktarlarının hakkaniyete uygun olup olmadığı, çocuğun velâyetinin anneye verilmesinin yüksek yararına uygun olup olmadığı, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hükümlerinin … olup olmadığı noktasında toplanmaktadır

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 182 nci maddesi, 327 nci maddesinin birinci fıkrası, 328 … maddesinin birinci fıkrası, 330 uncu ve 336 ncı maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3 üncü ve 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.