Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/11191 E. 2023/2063 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11191
KARAR NO : 2023/2063
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1663 E., 2022/1458 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm
kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/342 E., 2020/254 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına suretiyle karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Taraflar ortak imza ile sundukları 10.08.2018 tarihli dilekçe ile boşanma, boşanmanın maddî sonuçları ile ortak çocukların durumu hakkında anlaşmaya vardıklarını belirterek anlaşmalı boşanmaya karar verilmesini talep etmişler, ancak 27.09.2018 tarihli duruşmada ortak çocukların durumu hakkında anlaşamadıklarını beyan ettiklerinden dava çekişmeli boşanma davasına dönüşmüştür.

2.Davacı kadın vekili 28.09.2018 tarihinde sunduğu dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkeğin kusurlu hareketleriyle aralarındaki sevgi ve saygının yok olduğunu, fikirlerinin uyuşmadığını, sürekli tartıştıklarını, bu tartışmalar sırasında erkeğin kadına hakaret ettiğini, … kırıcı sözler söylediğini, zaman zaman fiziksel şiddet uyguladığını, yıllardır devam eden kumar alışkanlığının olduğunu, maddî ihtiyaçları karşılamadığını, kadının annesinin bu ihtiyaçları karşıladığını ve erkeğin isteği ile kadının annesinin tarafların evlerine taşındığını, erkeğin sık sık kıskançlık krizleri ile kadını suçladığını, en son 27.09.2018 tarihinde erkeğin kadını annesinin evine zorla götürerek darp ettiğini, olayla ilgili polis merkezinde tutanak tutulduğunu belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuklar yararına ayrı ayrı aylık750,00 TL iştirak nafakasına, kendisi için aylık 1000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

3.Davacı-davalı kadın vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların asılsız olduğunu, erkeğin on yıldır sürekli ve düzenli bir biçimde kumar oynadığını, kazancını evin ve ailesinin ihtiyaçları yerine kumara harcadığını, ortak konutun ve çocukların ihtiyaçlarını müvekkilinin annesinin karşıladığını, müvekkilinin annesinin evin geçimine katkıda bulunması için ortak eve erkeğin çağırdığını, çevresindeki herkesten müvekkilini kıskanıp görüşmesini istemediğini, üzerinde baskı kurduğunu, bu hareketleriyle müvekkilini çevresine karşı … düşürdüğünü, aralarındaki sevgi ve saygıyı bitirdiğini, sosyal ve psikolojik baskı kurmanın yanında zaman zaman müvekkiline fiziksel şiddet dahi uyguladığını, sadakatsizlik iddiasının … olmadığını, anlaşmalı boşanma duruşmasından bir gün önce karşı tarafın müvekkilini takip edip bir parkta sıkıştırdığını, iki-üç saat alıkoyduğunu, bu esnada müvekkiline hakaret ve tehdit ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını sonrasında müvekkilini annesine ait olan boş eve götürdüğünü, bu eve ait anahtarı müvekkilinden ve annesinden gizli olarak kopyalattığını, davalı ve akrabalarının müvekkilini on saat boyunca rehin tuttuğunu, hakaret ettiğini, defalarca yüzüne tükürdüğünü, ortak çocuk Beray’ın gelmesinden sonra müvekkiline yine tehdit içeren sözler söyleyerek serbest bıraktığını, bu olayla ilgili olarak erkek hakkında yargılamanın devam ettiğini, müvekkilinin kullanığı ikinci bir telefon hattı bulunmadığını, delil olarak sunulan telefonu müvekkilinin hayatında daha önce görmediğini, ibraz edilen mesaj kayıtlarının mahkemeyi yanıltmak için erkek tarafından kurgulandığını düşündüklerini, hukuka aykırı yol ile elde edilen delilin yargılamada kullanılamayacağını, cevap dilekçelerini sunmalarından bir hafta önce erkeğin dünya kadınlar günü olması sebebiyle müvekkiline … alarak barışalım, her şeyi affettim şeklinde barışma çağrısı yaptığını, ancak müvekkilinin iftiraları unutamadığını bu nedenle dava açtıklarını belirterek, birleşen davanın reddine, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 750,00 TL tedbir nafakasına ve iştirak nafakasına, kadın için aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-davacı erkek vekili cevap ve birleşen dava dilekçesinde özetle; kadının annesinin ortak konutta yaşamaya başlaması ile birlikte ortak evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğini, müvekkilini ve çocuklarını ihmal ettiğini, zamanının çoğunluğunu telefon ve sosyal medya kullanarak geçirdiğini, evlilik birliği içerisinde üzerine düşen yükümlülükleri savsakladığını, müvekkiline sevgi ve ilgi göstermediğini, davalının annesinin, tarafların evliliklerine müdahale ettiğini, yaklaşık iki-üç yıl taraflarla birlikte yaşadığını, taraflar arasındaki en ufak tartışmada kızından yana olup müvekkilini suçladığını, karşı tarafın ortada bir neden yokken ansızın eşinden boşanmak istediğini, tarafların anlaşmalı olarak boşanmak üzere mahkemeye müracaat ettiklerini, 27.09.2018 tarihli duruşmada tarafların velâyet hususunda anlaşmazlığa düştüklerini, bu nedenle anlaşmalı davanın çekişmeli davaya döndüğünü, taraflar o gün duruşmadan çıktıktan sonra müvekkilinin eşini takip ettiğini, bu sırada eşinin elinde başka bir telefon gördüğünü, eşini durdurup elindeki telefona baktığında akrabalarından birinin numarası olduğunu ve telefona canım olarak kaydedildiğini gördüğünü, müvekkilinin bu durumu eşine sorması üzerine eşinin müvekkiline hakaret ettiğini, … kırıcı sözler ve telefondaki kişinin evleneceği kişi olduğunu söylediğini, tarafların tartışması sırasında arbede yaşandığını, ardından tarafların kadının annesinin kiralık olarak tuttuğu eve gittiklerini, buraya kadının annesi ile ortak çocukların da geldiğini, ortak çocuk Beray’ın olayı annesine sorduğu zaman kadının cevap veremediğini, annesinin ise her zamanki gibi kızının yanında olup müvekkilini suçladığını, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin müvekkiline bırakılmasına, ortak çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, yasal faiziyle birlikte 50.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının asıl davada erkeğin sözlü ve fiziksel şiddet gösterdiği, kumar oynadığı, kazancını kumara yatırdığı, en son 27.09.2018 tarihinde erkeğin kendisini annesinin evine zorla götürerek darp ettiği vakıalarına dayandığı, yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkeğin dava tarihi olan 10.08.2018 den önce iddia edilen kusurlu davranışlarda bulunduğunun ispat edilemediği ve kadının dayandığı 27.09.2018 tarihli olayın asıl davada dava tarihinden sonra olmakla hükümde değerlendirmeye alınmadığı gerekçesiyle kadının asıl davasının reddine, erkeğin birleşen dosyadaki iddiaları yönünden toplanan deliller, tanık anlatımları ve Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 Esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde kadının başka bir erkekle mesajlaşarak … sarsıcı davranışlarda bulunduğu, kadının annesinin tarafların evliliğine müdahale ettiği, buna karşılık erkeğin 26.09.2018 tarihinde kadını tokatladığı, hürriyetini kısıtladığı, tespit edilen olgu ve olaylara göre boşanmaya neden olan olaylarda tarafların her ikisinin de eşit kusurlu olduğu, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, boşanmanın maddî sonuçlarına ilişkin taleplerin değerlendirilmesinde belirlenen bu kusur durumundan hareket edildiği gerekçesiyle kadının asıl davasının reddine, erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, tarafların ortak çocukları Helin Su ile Beren’in velâyetlerinin anneye bırakılmasına, velâyetleri anneye bırakılan ortak çocuklar ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuklar Helin Su ve Beren yararına hükmedilen toplam aylık 400,00 TL tedbir nafakasının iş bu hüküm tarihinden geçerli olmak üzere toplam aylık 800,00 TL ye çıkarılmasına, boşanma hükmü kesinleşinceye kadar tedbir nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına, kadın yararına hükmolunan aylık 250,00 TL tedbir nafakasının boşanma hükmü kesinleşinceye kadar devamına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, tarafların maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-davalı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, asıl davanın reddine karar verilerek erkek lehine vekâlet ücreti verilmesinin, yargılama giderlerinin müvekkilinin üzerinde bırakılmasının, yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek, her iki dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2.Davalı-davacı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası, velâyet ve iştirak nafakası yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince kadına, başka bir erkekle mesajlaşarak … sarsıcı davranışlarda bulunduğu, annesinin tarafların evliliğine müdahale ettiği kusurları, erkeğe ise 26.09.2018 tarihinde kadını tokatladığı, hürriyetini kısıtladığı vakıalarının kusur olarak yüklendiği, kadına yüklenen annesinin tarafların evliliğine müdahale ettiği vakıasının sabit olduğu kadına … sarsıcı davranışta bulunduğu vakıası yüklenmiş ise de, kadının eyleminin sadakatsizlik boyutunda olduğu, kadının ayrıca erkeğe hakaret ettiği vakıasının da sabit olduğu, erkeğe yüklenen kusurlu davranışların da sabit olduğu, erkeğin ayrıca kumar oynadığı ve kıskanç yapıda olduğu vakıalarının da sabit olduğu, tarafların diğer iddialarını ispat edemedikleri, bu hali ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, tarafların yine de eşit kusurlu oldukları, ortak çocuklardan Helin Su’nun 27.06.2004 doğum tarihli olup, boşanma kararı kesinleşmeden inceleme tarihi itibarıyla ergin olduğu, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında kadının sabit ve düzenli gelirinin olmaması nedeniyle ve kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kusur gerekçesinin düzeltilmesine, kadının davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuk Helin Su ergin olduğundan velâyeti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ergin olduğu tarihe kadar aylık 200,00 TL tedbir nafakasına, yargılama aşamasında ergin olması nedeniyle iştirak nafakası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kadın lehine boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren başlamak üzere aylık 400,00 TL yoksulluk nafakasına karar verilerek tarafların kusur belirlemesi, kadının reddedilen davası ile yoksulluk nafakası yönünden istinaf taleplerinin esastan kabulüne, tarafların diğer istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-davalı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; erkeğin kumar oynadığı ve kıskanç yapıda olduğu, evin geçimine katkıda bulunmadığı, başka kadınlarla mesajlaştığının dosyadaki beyan ve tanık anlatımları ile sabit olduğu, erkeğin müvekkile yönelik başka bir erkekle mesajlaşma yönündeki iddiasına yönelik tanık beyanları incelendiğinde erkek tanıklarının hiçbirinin görgüye dayalı bilgisi olmadığını, erkeğin tam kusurlu olduğunu, ortak çocuklar için takdir edilen nafakaların oldukça yetersiz olduğunu, günümüz ekonomik koşullarında velâyeti kendisinde olan iki çocuğuyla beraber istinaf ilamı ile hükmedilen aylık 400,00 TL yoksulluk nafakası ile geçimini sağlamasının mümkün olmadığını ileri sürerek kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, reddedilen tazminat talepleri, nafaka miktarları yönlerinden temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı-davacı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kadının evlilik birliği içerisinde sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile sabit olduğunu, bu halde sadakat yükümlülüğünü ihlal eden kadının olaylarda en azından ağır kusurlu olduğu ortada iken aksi yöndeki tarafların eşit kusurlu olduğu yönündeki kabulün son derece hatalı olduğunu, erkeğe yüklenen kusurlu davranışların da sabit olduğu, erkeğin ayrıca kumar oynadığı ve kıskanç yapıda olduğu vakıalarının da sabit olduğu kabul edilmiş ise de bu kabulün de dosya içeriğine uygun olmadığı, 26.09.2018 tarihli olayların da kadının erkeği aldatması üzerine, kadının erkeği kışkırtması neticesinde meydana gelmiş olup bu olay nedeni ile her iki tarafın da eşit kusurlu olduğunu kabul etmenin son derece hatalı olduğunu, bir yanda aldatma olayı bir yanda iş bu aldatma olayının öğrenilmesi üzerine yaşananların aynı kefede değerledirilmesinin açıkça hukuk ve kanuna aykırı olduğunu, ortak çocukların velâyetinin kadına bırakılmasının hatalı olduğunu, ortak çocukların velâyetinin babaya bırakılmasını ve çocuklar yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, kadının sosyal ve ekonomik durumunun, erkeğin sosyal ve ekonomik durumundan oldukça … olmasına rağmen, erkeği aldatan kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ortak çocuk Beren için hükmedilen tedbir ve iştirak nafaka miktarının yüksek olduğunu, 200,00 TL olarak belirlenmesi gerektiğini, avukatının istifa etmiş olmasına rağmen kadın yararına vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek belirterek kararı kusur belirlemesi, kadının kabul edilen davası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi, kadın yararına hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, ortak çocuk Beren için hükmedilen tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, tarafların davalarının kabulü ile nafakalara hükmedilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, nafakaların miktarı ile tarafların tazminat taleplerinin reddinin dosya kapsamına uygun olup olmadığı ve vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birnici ve ikinci fıkrası, 175 … ve 182 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.