YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4889
KARAR NO : 2023/2075
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1039 E., 2022/260 K.
DAVA TARİHİ : 31.08.2018-14.09.2018
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/620 E., 2021/361 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karşılıklı davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kadının tüm, erkeğin sair istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı davalı erkek vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen 02.05.2023 günü temyiz eden davacı davalı … vekili Av. Sümeyye … ve karşı taraf temyiz eden davalı- davacı … vekili Av. … geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı- davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; davalı- karşı davacı kadının evliliğin gerektirdiği yükümlülüklere aykırı davrandığını, müvekkilinin davalı karşı davacı kadını köylüsü olan Kamil A. İsimli şahıs ile uygunsuz vaziyette yakaladığını, sadakatsiz olduğunu, evlilik süresi içerisinde de birlik görevlerini yerine getirmediğini iddia ederek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verilmesine, müvekkili yararına yasal faizi ile birlikte 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı- davalı erkek vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı -davacı kadının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında evlilik birliğini temelden sarsan olayın müvekkilinin davalı davacı kadının Kemal A. isimli şahıs ile uygunsuz şekilde yakalaması olduğunu, davalı davacı kadının yakalandıktan sonra bu şahıs ile 1.5 yıldır görüştüğünü kabul ettiğini, davalı davacı kadının tamamen kusurlu olduğunu savunmuştur.
II. CEVAP
Davalı -davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davacı- davalı erkeğin müvekkiline ve çocuklara karşı fiziksel şiddet, hakaret, küfür etme eylemlerinde bulunduğunu, müvekkilini aldattığını, son olarak 2018 yılında kurban bayramında davacı davalı erkeğin müvekkilinin kendisini aldattığı iftirası ile fiziksel şiddet uygulayarak evden kovduğunu, müvekkilinin ailesinin yanına sığınmak zorunda kaldığını iddia ederek, tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, müşterek çocukların velayetinin müvekkiline verilmesine, müşterek çocuk için aylık 500 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakaların her yıl ÜFE oranında arttırılmasına, müvekkili yararına 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-davacı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunduğu, davacı- davalı erkeğin ise eşine ve ailesine hakaret ettiği, kadına fiziksel şiddet uygulayıp evden kovduğu gerekçesi ile boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesinin çocuğun yararına olacağı belirtilerek, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, tarafların ortak çocuğu İrem’in velayetinin anneye verilmesine, çocuk için aylık 400,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, davalı davacı kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakaların yıllık ÜFE oranında arttırılmasına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı- davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı davacı kadının tamamen kusurlu olduğunu, davalı davacı kadının müvekkilinin ailesine yönelik hakaretine dilekçeler aşamasında vakıa olarak dayanmadığını, müvekkilinin davalı davacı kadını evden kovmasının tepki niteliğinde bir davranış olduğunu, ceza mahkemesi dosyasında da müvekkili hakkında haksız tahrik altında kasten yaralama nedeniyle cezalandırıldığını, buna karşın hakaret ilişkin müvekkili hakkında dava açılmadığını, davalı davacı kadının ses kayıtlarında da sadakatsiz olduğunu açıkça ikrar ettiğini, müvekkili yararına maddî ve manevî tazminat koşullarının oluştuğunu, davalı davacı kadının başka erkeklerle ilişki yaşadığını, gayri ahlaki eylemlerinin olduğunu bu nedenle ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine hükmedilen nafakaların koşullarının oluşmadığını ve miktarlarının çok yüksek olduğunu belirtilerek, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, velayet düzenlemesi, aleyhine hükmedilen nafakalar, reddedilen tazminat talepleri yönünden ilk derece mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı- davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı- davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunu, davacı- davalı erkeğin evlilik süresince müvekkiline fiziksel şiddet, baskı, küfür ve hakaret eylemlerinin olduğunu, müvekkilinin sadakatsizliğine ilişkin dosyada delil bulunmadığını, bu hususun davacı- davalı erkek tarafından kurgulanmış komplo olduğunu, müvekkili yararına maddî ve manevî tazminat koşullarının oluştuğunu, ortak çocuk ve müvekkili yararına hükmedilen nafakaların düşük olduğunu belirterek, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakaların miktarı, reddedilen tazminat talepleri yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince belirtilen vakıaların taraflara kusur olarak yüklemesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak davacı davalı erkeğin kabul edilen kusurlu davranışlarının davalı-davacı kadının aldatma eylemini yakalaması üzerine gerçekleştiği bu nedenle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı davacı kadının ağır kusurlu olduğu, erkek yararına 4721 sayılı Kanun’un174 üncü maddesinde düzenlenen maddî-manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği ağır kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği, ortak çocuk İrem’in yaşı, ihtiyaçları, anne ile kalmak istediğine ilişkin beyanı, 23.11.2018 tarihli sosyal inceleme raporu nazara alınarak velayetinin anneye verilmesinde ve baba ile kurulan kişisel ilişkide ve tarafların ekonomik sosyal durumu, çocuğun ihtiyaçları nazara alınarak çocuk yararına hüküm altına alınan nafaka miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, davacı davalı erkeğin kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile aleyhine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile davacı davalı erkek yararına boşanma kararının kesinleştiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 7.500,00 TL maddî ve 7.500,00 TL manevî tazminata, davalı davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, davacı davalı erkeğin sair, davalı davacı kadının ise tüm istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrarla, bölge adliye mahkemesince hüküm altına alınan tazminat miktarlarının çok düşük olduğu belirtilerek, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, velayet düzenlemesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası, maddî ve manevî tazminatın miktarı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
2. Davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrarla, müvekkili aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı, müvekkili yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakasının miktarı, aleyhine hükmedilen tazminatlar, reddedilen tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların boşanma davasının kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusur belirlemesi, taraflar adına maddî ve manevî tazminat, davalı- davacı kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının oluşup oluşmadığı, velâyet düzenlemesi ile çocuk için hüküm altına alınan nafaka miktarı ile erkek yararına hükmedilen tazminatların miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166 ıncı maddesi, 174 üncü maddesi, 175 … maddesi ve 182 … maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 … maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL vekâlet ücretinin İskender’den alınarak Çiğdem’e verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.