Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/5157 E. 2023/873 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5157
KARAR NO : 2023/873
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1060 E., 2022/260 K.
DAVACI-DAVALI : … vekili Av. … vd.
DAVALI-DAVACI : … vekili Av. …
DAVA TARİHİ : 12.07.2016 – 15.06.2017
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 12. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2016/553 E., 2018/823 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’ilerine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı kadın vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı-davalı … vekili Av. … … ile karşı taraf davalı-davacı … ile vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için belirlenen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı-davalı kadın dava dilekçesinde özetle; tarafların 2016 yılında evlendiğini, bu evliliklerinden ortak çocuklarının olmadığını, erkeğin, fiziksel şiddet uyguladığını, hakaret ettiğini, birlik görevini ihmal ettiğini iddia ederek davanın kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı-davalı kadın vekili birleşen davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; birleşen dava dilekçesinde dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, erkeğin, kadının özgürlüğünü kısıtladığını, birlik görevini ihmal ettiğini, haksız ithamlarda bulunduğunu iddia ederek birleşen davanın reddini, aksi kanaatin oluşması durumunda kadın yararına aylık 3.000,00 TL tedbir nafakası, 3.000,00 TL yoksulluk nafakası, yoksulluk nafakasının her yıl ÜFE oranında arttırılmasını, 300.000,00 TL maddî tazminat, 300.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı-davacı erkek cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dayanılan vakaların gerçeği yansıtmadığını, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusurlu bir davranışının bulunmadığını, kadının, birlik görevini ihmal ettiğini, erkeğe hakaret ettiğini ve iftira attığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; tarafların 2016 yılında evlendiğini, tarafların bu evliliklerinden ortak çocuklarının olmadığını, kadının, ortak konutu sık sık terk ettiğini, annesinin erkeğe hakaret ettiğini ve kadının bu duruma sessiz kaldığını, erkeğe ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığını, müsrif olduğunu, birlik görevini ihmal ettiğini, erkeği tehdit ettiğini, haksız ithamlarda bulunduğunu, erkeğin bilgisi olmadan sesini kayda aldığını iddia ederek birleşen davanın kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle tarafların boşanmalarına, asıl davanın reddine, erkek yararına 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin, kadına fiziksel şiddet uyguladığı, kadının akrabasına karşı tacizkar tutum sergilediği, çocuk tedavisi ile ilgili eşini yalnız bıraktığı, gerekli olan tedaviyi zamanında yaptırmadığı bu durumun tüm dosya kapsamı ile ispatlandığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadına yüklenecek kusurlu bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükmü gereği boşanmalarına, birleşen davanın reddine, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşıldığından kadın yararına aylık 800,00 TL tedbir nafakası, 800,00 TL yoksulluk nafakası, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kusurlu davranışının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu dikkate alınarak kadın yararına 5.000,00 TL maddî tazminat, 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesi tarafından hatalı kusur belirlemesi ile karar verildiği, asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kadın tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanılmayan vakıaların hükme esas alınamayacağı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğu, tazminat ve nafaka taleplerinin süresinde olmadığı ve reddi gerektiği belirtilerek; her iki dava ve fer’ileri yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından kadının tanık beyanları doğrultusunda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmişse de dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında kadın tarafından dayanılan vakıaları ispata yarar delile dayanılmadığı, süresinde dayanılmayan tanık beyanlarının hükme esas alınması ve erkeğe kusur yüklenmesinin hatalı olduğu, yine İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe kusur olarak yüklenen kadının akrabasına karşı tacizkar tutum sergilediği vakasına da dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanılmadığı ve erkeğe kusur olarak yüklenmesinin hatalı olduğu, erkek tarafından süresinde sunulan mesaj kayıtları içeriğinden kadının erkeğe hakaret ettiğinin sabit olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğu ve asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek; davalı-davacı erkek vekilinin, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, kusur belirlemesine, tazminatlara ve yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kabul edilen kısımlar yönünden kaldırılmasına, asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanmalarına, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğu ve kusurlu davranışının erkeğin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu dikkate alınarak erkek yararına 5.000,00 TL manevî tazminata, kadının maddî tazminat, manevî tazminat, yoksulluk nafakası taleplerinin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu dikkate alınarak yasal koşulları oluşmadığından ayrı ayrı, reddine davalı-davacı erkek vekilinin sair istinaf itirazlarının ise esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin kısmen kabul kararının hatalı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadına yüklenecek kusurlu bir davranışın bulunmadığı, asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği, eksik inceleme ile karar verildiği, hatalı kusur belirlemesine dayanarak erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi ve kadının tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek; her iki dava ve fer’ileri yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca karşılıklı olarak açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma ve fer’îleri istemine ilişkin davada taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının reddinin, erkeğin birleşen davasının kabulü ile boşanmaya hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı, nafakalar ile maddî ve manevî tazminat koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 inci maddesi, 51 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı -davalı kadın vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3.Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer’îleri ile birleşen davanın reddine hükmedilmiş, hükme karşı davalı-davacı erkek vekili tarafından her iki dava ve fer’îleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı-davacı erkek vekilinin asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile bu yönlere ilişkin yeniden hüküm kurulmasına; sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi hükmü davacı-davalı kadın vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar erkek tarafından sunulan mesaj kayıtlarına ilişkin ekran görüntülerine dair fotoğraflar esas alınarak kadının, erkeğe hakaret ettiği ve bu vakıanın kadına kusur olarak yüklemesi gerektiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fe’îlerine karar verilmişse de hükme esas alınan mesaj kayıtlarının kadın tarafından gönderilip gönderilmediğinin ve hangi tarihte gönderildiğinin tespit edilemediği, bu hali ile mesajların kadın tarafından gönderildiğinin ispatlanamadığı ve hakaret vakıasının kadına kusur olarak yüklenmesi hatalı olmuştur. Gerçekleşen bu duruma göre her iki tarafından da boşanmaya sebebiyet verecek bir kusurunun bulunmadığının kabulü ile birleşen davanın da reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek hatalı gerekçe ile birleşen davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda (3) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin kabul edilen birleşen boşanma davası ve fer’îleri yönünden BOZULMASINA,

2.Yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-davalı kadın vekilin sair temyiz tirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL. vekalet ücretinin Tolga’dan alınıp Yasemin’e verilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.