YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6419
KARAR NO : 2023/2788
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1181 E., 2022/451 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2017/403 E., 2018/836 K.
Taraflar arasındaki boşanma ve tedbir, iştirak, yoksulluk nafakası davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince boşanma davasının reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakası, ortak çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir nafakasına karar verilmiştir.
Kararın … erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, … erkek vekilinin birleşen tedbir nafakası davasının reddine karar verilmesi yönündeki istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiş olup incelemenin duruşmalı olarak yapılması tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı-davacı … vekili Av. İrem Şaziye Akış ve karşı taraf … Mammer Uzuner vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1…. erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; tarafların 2008 yılında evlendiğini, bu evliliklerinden ortak çocuklarının olduğunu, kadının, birlik görevini ihmal ettiğini, hakaret ettiğini, ortak konutu terk ettiğini, aile arasında kalması gerekenleri başkaları ile paylaştığını, erkeğin ailesine kötü davrandığını, tehdit ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığını, cevap dilekçesinde dayanılan vakaların gerçeği yansıtmadığını iddia ederek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2…. erkek vekili birleşen davada sunduğu cevap dilekçesinde özetle; birleşen dava dilekçesinde dayanılan vakaların gerçeği yansıtmadığını, kadının, birlik görevini ihmal ettiğini, ortak konutu terk ettiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-davacı kadın vekili asıl davada sunduğu cevap dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesinde dayanılan vakaların gerçeği yansıtmadığını, erkeğin, birlik görevini ihmal ettiğini, hakaret ettiğini, ekonomik şiddet uyguladığını, yatağını ayırdığını, kadının ailesini istemediğini iddia ederek davanın reddini, aksi kanaatin oluşması durumunda ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesini, ortak çocuk yararına aylık 1.500,00 TL tedbir nafakası, 1.500,00 TL iştirak nafakası, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası, 1.000,00 TL yoksulluk nafakası, yasal faizi ile birlikte erkekten alınmak üzere 200.000,00 TL maddî tazminat, 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında erkeğin kusurlu davranışları sebebiyle geçimsizlik olduğunu, erkeğin, tehdit ettiğini, ortak konuttan kovduğunu, kadının ortak konuta dönmek istediğini ancak erkeğin kabul etmediğini, birlik görevini ihmal ettiğini iddia ederek davanın kabulü ile kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası, 1.000,00 TL yoksulluk nafakası, ortak çocuk yararına aylık 1.500,00 TL tedbir nafakası, 1.500,00 TL iştirak nafakası, nafakalar dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların erkeğin annesi ile altlı üstlü oturdukları, ancak erkeğin, annesinin evinde yoğun bir şekilde zaman geçirmesi nedeni ile bunun kısmen bir arada yaşamaya dönüştüğü, bu durumun hem karı-koca arasında hem de kadın ile kayınvalide arasında anlaşmazlıklara sebep olduğu, evlilik birliğini çekilmez hale getirdiği, bu sebepten davalı kadının ayrılmak gibi bir düşüncesi olmadığı gibi kayınvalidesi rahatsızlandığında ona da baktığı, her ne kadar tanık olarak dinlenen erkeğin annesi tarafından kadının erkeğe hakaret ettiği beyan edilmişse de gelin ve kayınvalide arasındaki anlaşmazlık da nazara alındığında tanığın beyanının yeterli kanaat vermediği gibi bu beyan … kabul edilse dahi tarafların bu tartışmalara rağmen evliliklerini sürdürdükleri, diğer tanıkların tarafların doğrudan bir geçimsizliğine şahit olmadıkları ancak erkeğin kadının kendi köyüne gitmesini istemediği ve taraflar arasında temel anlaşmazlığın bu konu olduğu, kadının köye gitmesinin kusur olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirildiğinde ise kadının köyüne gitmesinin evlilik birliğini ihmal kastı taşıdığının söylenemeyeceği, kırsal kesimle bağlantısı olan kişilerin yazları köye gidip gelmelerinin olağan bir durum olduğu, köye ortak çocukla birlikte gittiği, ailesini ve yakınlarını ziyaret etmek amacıyla köyüne gitmesi normal bir davranış olduğu gibi köye gitmenin ortak çocuk için de tatil niteliğinde olduğu, erkeğin bu seyahatlere karşı çıkmasının makul bir sebebi olmadığı, kadının köyüne gitmesine taraftar olmasa da bu gidişleri bildiği, gönülsüzce olsa da yazıhaneye gidip biletlerini aldığı, evlilik birliğinin “şimdi dönersen dönebilirsin, yoksa boşanırız” gibi restleşme ile bitirilemeyeceği, öne sürülen hususun haklı bir dayanağı olması gerektiği, aksi kabul edildiği taktirde herkesin eşine herhangi bir davranış şeklini şart koşup uymadığı taktirde boşanacaklarını belirterek karşı tarafı boşanmaya sebebiyet vermekle suçlayabileceği, erkeğin annesinin, kadını kabul etmeyeceklerini bildirdiği, erkeğin boşanma isteğinde tek başına değil annesinin de dahil olduğu bir karar verdiği, kadının eşi tarafından kabul edilmediği için ortak konuta dönemediği, taraflar arasındaki mevcut geçimsizlik ve fiili ayrılığa sebep olan tarafın erkek olduğu, kadına yüklenebilecek kusurlu bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, asıl davada kadın yararına takdir edilen aylık 400,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, taraflar arasındaki fiili ayrılığın erkekten kaynaklandığı, kadının herhangi bir geliri olmadığı ve erkeğin maddî desteğinin olmadığı, kadının birleşen davayı açmakta hukuki yararı olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ortak çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderleri dikkate alınarak birleşen davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakası, ortak çocuk yararına dava tarihinden itibaren aylık 500,00 TL tedbir nafakası, tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren aylık 700,00 TL tedbir nafakasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde … erkek vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
… erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan kusur belirlemesinin hatalı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğu ve asıl davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, kusur durumu dikkate alındığında kadının birleşen davasının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek; her iki dava ve fer’îleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından kusur belirlemesinin hatalı yapıldığı, kadının, erkeğin aynı binadaki annesi ile görüşmesini sorun ettiği, erkeğe hakaret ettiği, her yaz ailesinin yanına Rize’ye gidip bütün yaz mevsimini orada geçirmeyi alışkanlık haline getirdiği, kendi ailesini önde tutup onları önemsediği yönünde konuştuğu, ortak konuttan ayrılırken erkeğin annesine, onu erkek ile yakıştıracak şekilde rencide edici konuştuğu, ortak konuttan ayrılarak birlikte yaşama yükümlülüğüne aykırı davrandığı, erkeğin ise aynı binada oturduğu annesinin evine hemen her gün giderek eşini ve çocuğunu ihmal ettiği, kadına hakaret ettiği, kadın ortak konuta dönmek istediğinde kabul etmediği, bu hususun tüm dosya kapsamı ile ispatlandığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğu ve erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı, kadın boşanma davasının açılması ile ayrı yaşama hakkına sahip olduğundan ve ortak çocuk da anne ile birlikte yaşadığından birleşen davada kadın ve ortak çocuk yararına tedbir nafakasına hükmedilmesinin isabetli olduğu, kadının birleşen davayı açmakta hukuki yararı olduğu, ancak birleşen davada kadın ve ortak çocuk yararlarına hükmedilen tedbir nafakası miktarlarının tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında fazla olduğu gerekçesiyle … erkek vekilinin asıl davanın reddi, kusur belirlemesi, birleşen davada hükmedilen tedbir nafakası miktarlar yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun yaşı, ihtiyaçları, yargılama sırasında anne yanında kalıyor olması, sosyal inceleme raporu içeriği dikkate alındığında velâyetin anneye verilmesine, ortak çocukla baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, asıl davanın reddi yönünde verilen hükmün kaldırılmasına karar verildiğinden kadın ve ortak çocuk yararına tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak tekrardan tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakası, ortak çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ortak çocuğun yaşı ve ihtiyaçları dikkate alınarak ortak çocuk yararına aylık 600,00 TL iştirak nafakası, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır kusurlu olduğu dikkate alınarak tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin ayrı ayrı reddine, erkeğin tazminat ve nafaka talepleri olmadığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, … erkek vekilinin diğer yönlere ilişkin istinaf itirazının ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan kusur belirlemesinin hatalı olduğu, erkek tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanılmayan vakaların kadına kusur olarak yüklenmesinin hatalı olduğu, erkeğin annesi ile kadın arasında husumet olduğu ve erkeğin annesinin beyanının hükme esas alınmasının isabetli olmadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının kusurlu davranışı bulunmadığı ve asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, tanık beyanları dikkate alındığında, erkeğin kadını ortak konuta çağırdığı ve önceye dayalı olan olayları affettiğinin kabulü gerektiği belirtilerek asıl dava ve fer’îleri yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında görülen boşanma davasında, taraflar arasında evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet verecek nitelikte davalı kadından kaynaklanan bir geçimsizliğin ispatlanıp ispatlanmadığı, kusur belirlemesi, asıl davanın kabulüne karar verilmesinin … olup olmadığı, kadın lehine maddî tazminat, manevî tazminat, yoksulluk nafakası verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası miktarının yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 … maddesi ve 371 … maddesi.4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralaraı, 175 … maddesi, 182 … maddesi, 327 … maddesi, 328 … maddesi, 330 uncu maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 … maddesi, 51 … maddesi.
3.Değerlendirme
1.Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davacı- davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki fiili ayrılığa erkek tarafından sebebiyet verildiği, kadına yüklenecek kusurlu bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle; erkek tarafından açılan boşanma davasının reddine, kadının birleşen nafaka davasını açmakta haklı olduğu belirtilerek kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakası, ortak çocuk yararına aylık 500,00 TL olarak hükmedilen tedbir nafakasının tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren aylık 700,00 TL’ye çıkartılmasına karar verilmiştir. Hükme karşı, davacı- davalı erkek vekili tarafından reddedilen boşanma davası ve fer’îleri ile kısmen kabulüne karar verilen nafaka davası yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kusur belirlemesinin hatalı yapıldığı, tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; kadının, erkeğin aynı binadaki annesi ile görüşmesini sorun ettiği, erkeğe hakaret ettiği, her yaz ailesinin yanına Rize’ye gidip bütün yaz mevsimini orada geçirmeyi alışkanlık haline getirdiği, kendi ailesini önde tutup onları önemsediği yönünde konuştuğu, ortak konuttan ayrılırken erkeğin annesine, onu erkek ile yakıştıracak şekilde rencide edici konuştuğu, ortak konuttan ayrılarak birlikte yaşama yükümlülüğüne aykırı davrandığı, erkeğin ise aynı binada oturduğu annesinin evine hemen her gün giderek eşini ve çocuğunu ihmal ettiği, kadına hakaret ettiği, kadın ortak konuta dönmek istediğinde kabul etmediği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin boşanma davasının kabulü ile ferîlerine karar verilmiş, hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince kadına, her yaz ailesinin yanına Rize’ye gidip bütün yaz mevsimini orada geçirmeyi alışkanlık haline getirdiği, kendi ailesini önde tutup onları önemsediği yönünde konuştuğu, ortak konuttan ayrılırken erkeğin annesine, onu erkek ile yakıştıracak şekilde rencide edici konuştuğu, ortak konuttan ayrılarak birlikte yaşama yükümlülüğüne aykırı davrandığı vakaları kusur olarak yüklenmişse de bu vakaların ispatlanamadığı ve kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen tarafların diğer kusurlu davranışlarına göre erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken, hatalı değerlendirme ile kadının, erkeğe nazaran ağır kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.Yukarıda paragrafta açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı- davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun’un 50 nci ve 51 … maddelerinde düzenlenen “hakkaniyet kuralları” da dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca davalı- davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi … görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.4721 sayılı Kanun’un 175 … maddesi uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mâli gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yukarıda açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı- davacı kadının, … erkeğe nazaran kusurunun daha ağır olmadığı, geliri ve malvarlığı bulunmadığından boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmıştır. 4721 sayılı Kanun’un 175 … maddesi koşulları somut olayda davalı- davacı kadın yararına gerçekleşmiştir. O halde, davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilecek yerde, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması … görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
5.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre, velâyeti anneye verilen ortak çocuk 2010 Doğumlu Hüda … yararına takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun’un hakkaniyet ilkesi ile ilgili 4 üncü maddesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının maddî, manevî tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi ile iştirak nafakası yönlerinden BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz tirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL vekâlet ücretinin Muammer’den alınıp Hülya’ya verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.