YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6625
KARAR NO : 2023/2784
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1135 E., 2022/629 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/498 E., 2020/221 K.
Taraflar arasındaki boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ve taraf vekillerinin diğer yönlere ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ve ziynet alacağı davasının tefrikine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek tarafından temyiz edilmiş olup incelemenin duruşmalı olarak yapılması tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde tebligata rağmen taraflar adına gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 1989 yılında evlendiğini, bu evliliklerinden ortak çocuklarının olduğunu, erkeğin, birlik görevini ihmal ettiğini, kadına ve ortak çocuğa sürekli fiziksel şiddet uyguladığını, hastalığı ile ilgilenmediğini, erkeğin kardeşinin fiziksel şiddet uygulamasına sessiz kaldığını, ortak çocuğun eşyalarını çöpe attığını, kadının çalışmasına izin vermediğini, baskıcı olduğunu, yalan söylediğini, psikolojik şiddet uyguladığını, düğünde takılan ziynet eşyalarının erkekte olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 3.000,00 TL tedbir nafakası, 3.000,00 TL yoksulluk nafakası, yasal faizi ile birlikte erkekten tahsil edilmek üzere 250.000,00 TL maddî tazminat, 250.000,00 TL manevî tazminat, ziynet eşyalarının kadına aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması durumunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ziynet eşyası bedelinin kadına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusurlu bir davranışının bulunmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin, her konuda tartışma çıkardığı, kadına hakaret ettiği, fiziksel şiddet uyguladığı, bu durumun süreklilik arz ettiği, bu durumun dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi hükmü uyarınca boşanmalarına, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kadının sürekli ve düzenli gelir getiren işi olmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşıldığından kadın yararına dava tarihinden karar tarihine kadar aylık 300,00 TL tedbir nafakası, karar tarihinden işbu karar kesinleşinceye kadar aylık 500,00 TL tedbir nafakası, karar kesinleştikten sonra aylık 500,00 TL yoksulluk nafakası, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kusurlu davranışının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, kadının mevcut ve beklenen menfaatleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak kadın yararına yasal faizi ile birlikte erkekten alınmak üzere 20.000,00 TL maddî tazminat, 20.000,00 TL manevî tazminat, kadının ziynet alacağı davasının ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan kusur belirlemesinin hatalı olduğu, dinlenen tanık beyanları uyarınca dava dilekçesinde dayanılan vakıaların hepsinin ispatlandığı ve erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında tazminatların ve nafakaların miktarlarının az olduğu, ziynet alacağı davasının ispatlandığı, kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve ziynet alacağı davası yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; lk Derece Mahkemesi tarafından yapılan kusur belirlemesinin hatalı olduğu, kadının, erkeğin önceye dayalı davranışlarını affettiği ve erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusurlu davranışının olmadığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu dikkate alındığında kadın yararına tazminata ve nafakaya hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek; boşanma davasının kabulü ve fer’îleri yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar İlk Derece Mahkemesince erkeğe, kadına sürekli fiziksel şiddet uyguladığı vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu vakıanın ispatlanmadığı ve erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak dinlenen tanık beyanları uyarınca erkeğin ortak çocuklara sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, ortak çocuk Gizem’in eşyalarını çöpe attığı ve birlik görevlerini ihmal ettiği, kadının kusurlu bir davranışının ispatlanmadığı, tanık beyanlarında yer alan sair ifadeler soyut ve duyuma dayalı olduğu gibi ifadelerde net bir tarihin de olmadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu ve davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi tarafından kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası miktarlarının az olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi, kusur durumu, paranın alım gücü, kadının mevcut ve beklenen menfaatleri ve evlilik süresi dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi tarafından kadın yararına hükmedilen tazminatların miktarlarının az olduğu belirtilerek; taraf vekillerinin kusur belirlemesine ilişkin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin belirtildiği şekilde düzeltilmesine, davacı kadın vekilinin tazminatlara ve nafakalara ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kabul edilen kısımlar yönünden kaldırılmasına, kadın yararına dava tarihinden itibaren hükmedilen aylık 300,00 TL tedbir nafakasının 08.10.2020 tarihinden itibaren aylık 500,00 TL’ye artırılmasına, tedbir nafakasının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden geçerli olmak üzere aylık 1.500,00 TL’ye artırılmasına, nafakanın boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına, kadın yararına boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 150.000,00 TL maddî tazminat, 100.000,00 TL manevî tazminata, taraf vekillerinin diğer yönlere ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davacı kadının ziynet alacağı davasının işbu dava dosyasından tefriki ile kadının ziynet alacağı davasına yönelik talebinin tefrik edilen dosya kapsamında incelenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı erkek vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin kısmen kabul kararının hatalı olduğu belirtilerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle, ziynet alacağı yönünden verilen tefrik kararının da hatalı olduğu belirtilerek; hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın kabulüne ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, kadın yararına hükmedilen tazminat ve nafakalara ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, ziynet alacağı davasının tefrikinin usule uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 167 nci maddesi, 168 … maddesi, 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 … maddesi ve 371 … maddesi. 4721 sayılı Kanunu’nun 4 üncü maddesi, 6 ıncı maddesi, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralaraı, 175 … maddesi, 220 nci, 222 nci ve 226 ncı maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 … maddesi, 51 … maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.