Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/7099 E. 2023/5738 K. 29.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7099
KARAR NO : 2023/5738
KARAR TARİHİ : 29.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/769 E., 2022/745 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/833 E., 2022/94 K.

Taraflar arasındaki katılma alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen ret karar verilmiştir.

Kararın davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; davalının taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde …de bir taşınmaz ile Giresun’da 8 adet farklı parsellerde taşınmazları edindiği, müvekkilinin davalıya ait taşınmazlar üzerinde edinilmiş mallara katılma rejimi hükümlerinden kaynaklanan taşınmazların karar tarihine en yakın tarihteki değerinin yarısı üzerinde katılma alacağının mevcut olduğunu belirterek; yargılama sırasında yapılacak araştırma ve incelemeler sonucunda çıkacak gerçek alacak miktarını talep etme hakkı saklı kalmak ve ilerde bilirkişi raporları ile tespit edilecek değerlere tamamlanmak üzere şimdilik harca esas değer olarak gösterilen 1.000,00 TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı kadın vekili 11.10.2021 tarihli dilekçesinde; katılma alacağı miktarını toplam 930.826,60 TL’ye yükselterek 930,826,60 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davanın süresi içinde açılmadığını, zamanaşımının dolduğunu, taşınmazların emlak değeri bilindiği için bilinen değer üzerinden harç yatırılmadığını, müvekkilinin taşınmazları kendisinin ve babasının birikimleri ile satın aldığını, taşınmazların alımında davacının hiçbir katkısının olmadığını, müvekkilinin ve babasının gelir durumu, taşınmazların alındığı tarihlerdeki değerleri ile birlikte değerlendirildiğinde taşınmazların tüm bedelinin müvekkili ve babası tarafından ödendiğinin ispat dilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının babasının tanık beyanında taşınmazlara katkısının olduğunu beyan ettiği, diğer tanık…’nın da benzer şekilde beyanda bulunarak bu hususu doğruladığı, davalının babasının taşınmazların edinimine yaptığı söz konusu katkılardan dolayı davalı lehine denkleştirme yapılarak davacının katılma alacağının tespiti gerektiği; buna göre 06.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi …de bulunan taşınmazın evlilik birliği içerisinde 2009 yılında edinildiği tapu kayıtları ile sabit olup davalının babasının 12.000,00 TL’ye alınan bu taşınmaz için 2.000,00 TL katkıda bulunduğu kabul edildiğinden davalı lehine yapılan denkleştirme sonucunda davacının 112.500,00 TL katılma alacağı bulunduğu; Giresun’da bulunan taşınmazların da yine evlilik birliği içerisinde 2015 yılında edinildiği tapu kayıtları ile sabit olup davalının babasının 135.000,00 TL’ye alınan bu taşınmazlar için 100.000,00 TL katkıda bulunduğu kabul edildiğinden davalı lehine yapılan denkleştirme sonucunda; davacının 206.325,41 TL katılma alacağı bulunduğu, davacının tüm taşınmazlar için toplam 318.325,41 TL katılma alacağı bulunduğu; her ne kadar davacı tanıkları … ve …’in, davacının …de bulunan taşınmazın edinilmesine ziynetleri ile katkıda bulunduğunu beyan ettikleri anlaşılmışsa da, davacının dava dilekçesinde bu yönde bir iddia ileri sürmediğinden tanıkların işbu beyanları hükme esas alınmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 318.825,41 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; davalının taşınmazları edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın aldığını ve müvekkilinin taşınmazlarda karar tarihine en yakın güncel sürüm değeri üzerinden 1/2 oranında katılma alacağı olduğunun sabit olduğunu, taşınmazların karar tarihine en yakın güncel sürüm değerleri bilirkişi raporları ile hesaplanmış olup müvekkilinin payına düşen kısmın ise 930.826,60 TL olarak talep edildiğini, Mahkemece davalının babasının katkılardan dolayı davalı lehine denkleştirme yapılarak davacının katılma alacağının kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, davanın konusu ve değeri itibarı ile yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi gerektiğini aşınmazların satın alınması esnasında davalının babasının soyut beyanı dışında, katkıda bulunduğu hususunu doğrulayacak hiçbir somut delil bulunmadığını, Mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmeyerek sadece davalının babasının tanık sıfatıyla beyanına itibar edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporları ile taşınmazların değerleri belirlenmiş olup, belirlenen değerlerin oldukça fahiş olduğundan hükme esas alınmaması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, bu kapsamda taşınmazların bulunduğu mevki dikkate alınarak yol ve ulaşım koşulları, imar durumu, iklim durumu, şehir hizmetlerinden faydalanabilme imkanı, taşınmazın yaşı, arazinin verimliliği, piyasa ve ekonomik koşullar noktasında ayrı ayrı değerlendirme yapılarak denetime elverişli bir rapor sunulması ve o raporun hükme esas alınması gerekli iken soyut bir şekilde hazırlanan raporlar ile belirlenen yüksek değerler doğrultusunda hazırlanan rapor müvekkilinin zarara uğramasına neden olmakta olup, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın istinaf incelemesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, müvekkilinin küçük yaştan itibaren çalışmış olduğunu ve kendisi ile babasının birikimleri ile evlenmeden önce dava konusu taşınmazları satın aldığını, çalışmayan, geliri olmayan davacının edinilen mallara katkı sunması mümkün olmayıp, haksız kazanç elde etmek amacıyla açılan dava kapsamında düğün öncesinde alınmış olan taşınmazlara ilişkin katılma alacağı talebinde bulunamayacağını, müvekkilinin ve babasının gelir durumu, taşınmazların alındığı tarihlerdeki değerleri birlikte değerlendirildiğinde taşınmazların tüm bedelinin müvekkili ve babası tarafından ödendiğinin dosya kapsamında tüm deliller ile ispat edilmiş olduğunu ve dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, dolayısıyla kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, bu tip davalar yönünden de tanık anlatımına itibar edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği, dosyada tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerine dair bir belgenin olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; davalının taşınmazları edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın aldığını ve müvekkilinin taşınmazlarda karar tarihine en yakın güncel sürüm değeri üzerinden 1/2 oranında katılma alacağı olduğunun sabit olduğunu, taşınmazların karar tarihine en yakın güncel sürüm değerleri bilirkişi raporları ile hesaplanmış olup müvekkilinin payına düşen kısmın ise 930.826,60 TL olarak talep edildiğini, Mahkemece davalının babasının katkılardan dolayı davalı lehine denkleştirme yapılarak davacının katılma alacağının kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, davanın konusu ve değeri itibarı ile yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi gerektiğini aşınmazların satın alınması esnasında davalının babasının soyut beyanı dışında, katkıda bulunduğu hususunu doğrulayacak hiçbir somut delil bulunmadığını, Mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmeyerek sadece davalının babasının tanık sıfatıyla beyanına itibar edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporları ile taşınmazların değerleri belirlenmiş olup, belirlenen değerlerin oldukça fahiş olduğundan hükme esas alınmaması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, bu kapsamda taşınmazların bulunduğu mevki dikkate alınarak yol ve ulaşım koşulları, imar durumu, iklim durumu, şehir hizmetlerinden faydalanabilme imkanı, taşınmazın yaşı, arazinin verimliliği, piyasa ve ekonomik koşullar noktasında ayrı ayrı değerlendirme yapılarak denetime elverişli bir rapor sunulması ve o raporun hükme esas alınması gerekli iken soyut bir şekilde hazırlanan raporlar ile belirlenen yüksek değerler doğrultusunda hazırlanan rapor müvekkilinin zarara uğramasına neden olmakta olup, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın istinaf incelemesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, müvekkilinin küçük yaştan itibaren çalışmış olduğunu ve kendisi ile babasının birikimleri ile evlenmeden önce dava konusu taşınmazları satın aldığını, çalışmayan, geliri olmayan davacının edinilen mallara katkı sunması mümkün olmayıp, haksız kazanç elde etmek amacıyla açılan dava kapsamında düğün öncesinde alınmış olan taşınmazlara ilişkin katılma alacağı talebinde bulunamayacağını, müvekkilinin ve babasının gelir durumu, taşınmazların alındığı tarihlerdeki değerleri birlikte değerlendirildiğinde taşınmazların tüm bedelinin müvekkili ve babası tarafından ödendiğinin dosya kapsamında tüm deliller ile ispat edilmiş olduğunu ve dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kişisel mal savunması ve ispatı, değer tespitinin usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 226 ncı maddesi, 227 nci maddesi, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.