Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/908 E. 2023/27 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/908
KARAR NO : 2023/27
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin emekli tazminatı, arabasını satarak elde ettiği para ve davalı eşinin kardeşlerinin Almanya’dan yolladığı 6.500 DM ile tasfiyeye konu evin davalı eş adına satın alındığını, boşanmadan sonra anlaşarak evin müvekkiline ait olduğunu kabul ettiklerini, güven ilkesi gereğince taşınmazın davalı eş adına tescil edildiğini, davalı eşin mal kaçırma amacıyla taşınmazı diğer davalıya devrettiğini belirterek tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili, zamanaşımının dolduğu, davacının hukuki yararı olmadığı, taşınmazın birikimleri ve ailesinin yardımı ile aldığını, mal kaçırma kastı ile hareket etmediğini, davacının tapu iptali ve tescil isteyemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı …, taşınmazı 2015 yılında satın aldığını, davacıya evi boşaltması için 27.08.2015 tarihinde ihtar gönderdiğini, satıştan haberdar olduğunu, 1 yıllık süre içinde davayı açmadığını, diğer davalının da davacının taşınmazı boşaltması için 2013 yılında tahliye davası açtığını, mal kaçırma kastının olmadığını, beyanların gerçek dışı olduğunu, davacının kötüniyetli olarak taşınmazda oturmaya devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı tapu kaydının iptali ve davacı adına tescil talebinde bulunduğu, alacak talebi olmadığı, tapu iptali ve tescil istenemeyeceği, mal kaçırma kastı ile devrin de ispatlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, taşınmazın müvekkilinin katkısı ile alındığını, taşınmazın mal kaçırma amacıyla muvazaalı ve kötüniyetli olarak satıldığını belirterek istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, taşınmazın müvekkilinin katkısı ile alındığını, boşanmadan sonra anlaşarak evin müvekkiline ait olduğunu kabul ettiklerini, güven ilkesi gereğince taşınmazın davalı eş adına tescil edildiğini, davalı eşin mal kaçırma amacıyla muvazaalı ve kötüniyetli olarak diğer davalıya devrettiği belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 226 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 227 nci maddesinin birinci fıkrası, 231 inci maddesi, 236 ncı maddesinin birinci fıkrası, 239 uncu maddesinin birinci fıkrası, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 07.10.1953 tarihli, 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hakları doğar. Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkıdır (Türk Medeni Kanunu (TMK), Resmi Gazete 24607 (08.12.2001), Kanun No 4721, md. 227,f.1, md. 231, md. 236, f.1) (YİBGK, 1953/8 E., 1953/7 K.).
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.