Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/9276 E. 2023/181 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9276
KARAR NO : 2023/181
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/513 E., 2022/1650 K.
DAVA TARİHİ : 24.08.2020-16.09.2020
KARAR : Başvurunun kabulü, yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/784 E., 2021/615 K.

Taraflar arasındaki boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı-karşı davalı kadının davasının kabulüne, davalı-karşı davacı erkeğin davasının reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı-karşı davalı kadın tarafından tedbir, iştirak nafakasının miktarı ile manevî tazminatın miktarına yönelik istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.

İlk Derece Mahkemesince belirlenen kusur belirlemesi ve erkeğin davasının reddi, tazminat taleplerinin reddi, velâyete ilişkin hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından istinaf edilmediğinden kesinleşmekle davalı-karşı davacı erkek vekilinin İlk Derece Mahkemesince belirlenen kusur belirlemesi ve erkeğin davasının reddi, tazminat taleplerinin reddi, velâyet ve kadın lehine manevî tazminata hükmedilmesi yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı-karşı davacı erkek vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan boşanma davalarına yönelik temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-karşı davalı kadın vekili dava dilekçesinde; tarafların zina nedeniyle boşanmalarına, müşterek çocuğun velâyetinin müvekkiline verilerek çocuk lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; kadının müşterek konutu terk ettiğini, kocası ile ilgilenmediğini, müvekkilinin zina suçunu işlemediğini, o süreçte davacı-karşı davalı eşi ile boşanamadığından yeni bir düzen kurmayı başka bir kişiyle gerçekleştirdiğini ve bu kişiden de doğmuş olan çocuğunu kendi nüfusuna kaydettiğini, bu olay davacı-karşı davalı kadının evi terk etmesinden sonra gerçekleştiğini, kadının kusurlu olduğunu, haksız olarak açılan davanın reddine, karşı davalarının kabulüne karar verilmesini, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166 ncı maddesine göre boşanmalarına, müşterek çocuğun velâyetinin davalı karşı davacıya verilmesini, müşterek çocuk için 1.000,00 TL nafaka talep ettiklerini, 300.000,00 TL manevî tazminatı hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı- karşı davacı erkeğin … isimli bir kadınla imam nikahı kıyarak evlendiği, bu evlilikten iki çocuğunun olduğu, zina eyleminin gerçekleştirdiği, boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile asıl davanın kabulü ile zina nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenmesine, ortak çocuk için 400,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ödenmesine, kadın yararına 17.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı-karşı davalı kadın vekili; tedbir ve iştirak nafakası ile manevî tazminatın miktarlarının yetersiz olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile manevî tazminat ile tedbir ve iştirak nafakalarının yetersiz olduğu gerekçesi ile davacı-karşı davalı kadının istinaf başvurusunun kabulü ile; mahkeme kararının tedbir,iştirak nafakası ile manevî tazminata ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, çocuk yararına 1.000,00 TL tedbir, iştirak nafakası ödenmesine, kadın yararına 50.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı erkek vekili; davacı- karşı davalı kadının manevî tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini, nafakaların miktarının fazla olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, manevî tazminatın ve nafakaların miktarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 182 nci maddesi, 330 uncu maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin kusur belirlemesi ve erkeğin davasının reddi, tazminatların reddi, velâyete ve kadın lehine manevî tazminata hükmedilmesine yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin, tedbir ve iştirak nafakasının miktarı ile manevî tazminatın miktarına yönelik temyizinin incelenmesine gelince;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.