Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/9314 E. 2023/53 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9314
KARAR NO : 2023/53
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/738 E., 2022/974 K.
DAVA TARİHİ : 09.02.2016 – 08.04.2016
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmesi kararı
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/274 E., 2021/744 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı- karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadın çalışmadığı halde müvekkilinin hem dışarıda çalıştığı, hem de evin alışverişi, özel işleri dahil bütün işleri yaptığını, çocukların okul işleri, alışverişleri, ders sorumluluğunun da müvekkiline kaldığını, kadının, eşinin ailesi ve sosyal çevresiyle görüşmediğini, bir süre sonra müvekkiline kapıyı açmamaya başladığını, onu eve almak istemediğini, tarafların yaklaşık 6 yıldır ayrı yaşadıklarını, müvekkilinin fabrika ve şirket sahibi olduğunu, bankalarla, kredi kurumları ve ticari şirketlerle sözleşme ve kredi ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin Üçel Oto Makine Sanayi ve Ltd. Şirketini satıp 3. kişilere devrettiğini, kadının, müvekkilinin hisse vererek ortak yaptığı bu şirketteki hissesini devretmeyerek zor durumda bıraktığını, iş ve ticari yaşamına zarar verdiğini, şirketlerin ekonomik sıkıntı yaşamasına neden olduğunu, uzun yıllardır 2 yabancı gibi yaşadıklarını, aralarında hiçbir paylaşım ve birliktelik bulunmadığını, müvekkilinin iş gereği haftanın büyük bölümünü Ankara’da geçirdiğini, tarafların bir araya gelmesi, evliliğin yürütülmesi imkanı bulunmadığını belirterek evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı- karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; kusurun tamamen erkekte olması nedeniyle asıl davanın reddini, erkeğin 6 yıl önce haklı bir neden yokken evden ayrıldığını, müvekkilinin çocuklarla birlikte Gebze’de yaşamaya devam ettiğini, erkeğin Kocaeli İli Darıca İlçesinde tek başına yaşadığını, davacı- karşı davalının mal varlığının artması, ekonomik olarak güçlenmesiyle davranışlarının değiştiğini, müvekkilini aşağılamaya başladığını, hayatına, sosyal çevresine uyum sağlamamakla suçlayarak küçük gördüğünü, iş seyahatleri, toplantıları bahane ederek 15 günde bir eve uğradığını, nerede olduğunu sorunca “Sen kim oluyorsun, hesap soruyorsun, ben istediğimi yaparım.” dediğini, son dönemlerde şiddet dahi uyguladığını, müşterek çocukların ikisinin akraba evliliği nedeniyle doğuştan mikrosefali rahatsızlığı olduğundan, çocukların özel durumu nedeniyle müvekkilinin sosyal hayatın içinde yeteri kadar yer alamamış olmasının kusur gibi gösterilmeye çalışıldığını, erkeğin 6 yıl önce “Ben artık senle yaşamayacağım, mankenlerle, şarkıcılarla beraber olacağım.” diyerek tüm eşyalarını toplayarak evi terk ettiğini, iddiaların doğru olmadığını, erkeğin baba ve eş olmanın sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınarak evi terk etmesi suretiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, karşı davanın kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, erkeğin pek çok mal varlığı, fabrikası, oteli, şirket ortaklıkları, 17.000,00 TL milletvekili maaşı, bankalarda yüklü parası (15.000.000 USD otel projesi teklifi vererek ihalelere katılması nedeniyle) bulunduğundan kadın yararına 50.000.000,00 TL maddî ve 50.000.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocuk 1998 doğumlu Evrim’in velayetinin müvekkiline verilmesini, çocuk için 30.000,00 TL, müvekkili için 50.000,00 TL tedbir, iştirak, yoksulluk nafakalarına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2017 tarih ve 2016/105 Esas, 2017/837 Karar sayılı kararı ile davacı-karşı davalı erkeğin evini terek ederek eşine duygusal şiddet uyguladığı, tarafların uzun süredir ayrı yaşadığı, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı- karşı davacı kadının kusursuz, davacı-karşı davalı erkeğin ise kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin boşanma davasının reddine, kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk Evrim ergin olduğundan velayet ve iştirak nafakası konusunda karar verilmesine yer olmadığına, çocuğun kısıtlanıp, kısıtlanmaması hususunda gereği için Gebze Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulmasına, kadın lehine aylık 5.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ve 600.000,00 TL maddî tazminat verilmesine, kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı erkek; her iki boşanma davası ve ferileri yönünden; davalı- karşı davacı kadın ise tanıkların dinlenilmesi taleplerinin göz ardı edilerek, yargılamaya son verilmesi nedeniyle savunma hakkının engellenmesi, kusur, nafaka, maddî ve manevî tazminat miktarları, ortak çocuk Evrim’in kısıtlanması, velayetin anneye verilmesi, çocuk için nafaka talepleri hakkında karar verilmemesi, davacının ekonomik, sosyal durumunun eksik araştırılması yönlerinden istinafa başvurusunda bulunmuştur.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2021 tarih ve 2018/2182 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararı ile davalı-karışı davacı kadının cevap ve karşı dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı, 22.06.2016 tarihli tanık listesinin dosyada mevcut olduğu, davacı-davalı erkek vekiline de tebliğ edildiği, 23.06.2016 tarihli ön inceleme duruşmasından önce, usule uygun şekilde, davalı- karşı davacının dilekçesinde dayandığı ve süresinde bildirdiği tanıkların, sonraki celselerdeki hakim değişikliği nedeniyle, dosya yeterince incelenmeden, kesin süre içinde delil listesi sunulmadığı gerekçesiyle davalı- karşı davacının yeni vekilinin yazılı beyanda bulunmak için süre talebi ve tanıklarla ilgili talepleri karara bağlanmaksızın, yargılamaya son verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece, dilekçeler aşamasında bildirilen tüm deliller toplanıp, davalı- karşı davacı kadının tanıkları usulünce dinlenerek, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre, asıl ve karşı dava yönünden, açıkça dayanılan ve ispatlandığı kabul edilen vakıalara göre kusur değerlendirilmesi içerir, tarafların tüm taleplerini karşılayan, ayrıntılı ve gerekçeli bir karar verilmek üzere tarafların istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin tamamının kaldırılmasına, yeniden usulüne uygun bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispatlanamayan asıl dava ve karşı davanın reddine, davalı- karşı davacı kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı- karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kendi davasının kabulü istemiyle ve kusur belirlemesi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı- karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kendi davasının kabulü istemiyle ve kusur belirlemesi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı- karşı davalı erkeğin müşterek konuttan ayrılarak ayrı bir evde yaşamaya başladığı, ayrılık öncesi kadını aşağıladığı, iş seyahatleri ve toplantılara giderek, evlilikle eşi ve çocuklarla ilgili sorumluluklarını tam olarak yerine getirmediği, erkeğin kusuruyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, kadına yüklenecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddinin yerinde olduğuna, davalı- karşı davacı kadının kusur belirlemesi ve karşı davanın reddine yönelik istinaf taleplerinin kabulüne, kararın kusur gerekçesinin düzeltilerek, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin tam kusurlu, kadının kusursuz olduğunun tespiti ile karşı davanın reddine ilişkin hükmün tümden kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, kadının karşı davasının kabulü ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, tarafların ekonomik sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesi gereğince kadın lehine aylık 10.000,00 TL tedbir ve aylık 10.000,00 TL yoksulluk nafakasına, ortak çocuk Evrim ergin olduğundan velayetle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, ortak çocuk için hükmedilen aylık 5.000,00 TL tedbir nafakasının ergin olduğu 06.05.2016 ‘a tarihe kadar devamına, davalı- karşı davacı kadın lehine boşanmakla destekten yoksun kalacağı, kişilik haklarına saldırı oluştuğu belirtilerek 500.000,00 TL maddî ve 500.000,00 TL manevî tazminata, kadının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacı- karşı davalı erkeğin tüm, kadının sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; nafakaların ve tazminatların miktarı ile nafakalara her yıl artış uygulanmaması yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadının kabul edilen boşanma davasında lehine hükmedilen nafakaların ve tazminatların miktarının tarafların boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, tarafların ekonomik sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesi, paranın alım gücü, ihlal edilen mevcut veya beklenen menfaat ile manevî tazminat yönünden kişilik haklarına yapılan saldırı göz önüne alındığında miktarların isabetli olup olmadığı, nafakalara usulüne uygun bir artış talebi bulunmadığından Mahkemece her yıl artış uygulanması konusunda olumlu olumsuz karar verilmemesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci ve 371 inci maddesi. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası,175 inci maddesi, 176 ncı maddesinin son fıkrası. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı- karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. O hâlde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun’un 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

3. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı- karşı davacı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminatların miktarı ile yoksulluk nafakası miktarı yönlerinden davalı- karşı davacı kadın yararına BOZULMASINA,

2. Davalı-karşı davacı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.