YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9442
KARAR NO : 2023/145
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kadının başka bir erkekle ilişkisi olduğunu iddia ederek tarafların zina sebebi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci maddesi gereğince boşanmalarına, olmadığı takdirde aynı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata, aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep etmiştir. Davacı, cevaba cevap dilekçesinde yeni vakıa ileri sürmemiş, farklı bir talepte bulunmamıştır.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı cevap ve karşı dava dilekçesinde; yasak delil kapsamında elde edilen görüntü ve kayıtların dikkate alınamayacağını, davacının dilekçesindeki iddiaların asılsız olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiş, davacı-karşı davalının sadakatsiz olduğunu, alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu, kumar alışkanlığı olduğunu, bu sebeple aşırı borçlandığını ileri sürerek karşı davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince boşanmalarına, yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocukların velâyetinin tarafına verilmesine, ortak çocuklar yararına aylık 1.500,00′ er TL tedbir ve iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ikinci cevap dilekçesinde, yeni vakıa ileri sürmemiş, farklı bir talepte bulunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacı kadın parkta çekilmiş dava dilekçesine ekli video görüntüleri ve resimlerin hukuka aykırı delil olduğunu beyan ederek itiraz etmişse de çekilen video görüntülerinin ve resimlerin kamuya açık alanda çekilmiş olması bu halde hukuka aykırı sayılamayacağı ve bir vakıanın ispatında delil yaratma olarak düşünülemeyeceği, tarafların 28.09.2010 tarihinde evlendikleri, ortak iki çocuklarının olduğu, tarafların evlendikten sonra … ilinde yaşadıkları, daha sonra … ilçesine taşındıkları, davacının … Belediyesinde zabıta memuru olarak çalıştığı, davacının …’da iken borçlandığı, davacının borçlanması sebebi ile taraflar arasında geçimsizlik bulunduğu ancak davalı kadının kendi tanığı … beyanında, davacı ile konuştuklarını aradan geçen süre sonrasında barıştıklarını ve …’ye taşındıklarını beyan ettiğinden tarafların … iline taşındıkları 2020 yılının tanık beyanına göre Nisan veya Haziran ayından önceki aralarında geçimsizlik olarak sayılabilecek ve taraflardan birine kusur olarak yüklenebilecek vakıaları affetmiş sayılacaklarından en azından hoş görü ile karşılamış olmaları gerektiğinden tarafların …’ye taşınmadan önceki vakıaların değerlendirilmediği, davalı-karşı davacı kadın ve dava dışı …’in taraflar …’da iken tanıştıkları, birden fazla kez buluştukları, kadının evinde de süresi dört beş saati bulan buluşmaların olduğu, …’de de görüştükleri, yalnız olarak ev içerisinde uzun süre kalmak zina sayılması gerektiğinden ve zinaya karine olacak şekilde davalı-davacı kadının evindeykan dava dışı … ile yan yana uzandıklarını birbirlerini öptüklerini beyan ettiği davalı-karşı davacı kadının zina eyleminin sabit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, tarafların 4721 sayılı Kanun’un 161 inci maddesi gereğince boşanmalarına, davacı-karşı davalı erkeğin 4721 sayılı Kanun’un 161 inci maddesi gereğince açtığı davanın kabulüne karar verildiğinden 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince açtığı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tarafların ortak çocukları 2011 doğumlu …ve 2014 doğumlu …’in velâyetinin davalı karşı davacı anneye verilmesine, velâyeti anneye verilen çocuklar ile baba arasında şahsi ilişki tesisine, ortak çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 350,00 TL tedbir, 500,00 TL iştirak nafakasına, davalı karşı davacı kadın yararına hükmedilen 700,00 TL tedbir nafakasına, davacı karşı davalı erkek yararına 5.000,00 TL maddî-5.000,00 TL manevî tazminata, davalı karşı davacı kadının davasının reddine, davalı karşı davacı kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararını hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğunu belirterek istinaf ettiği görülmüştür.
2.Davalı-karşı davacı kadın istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararını kabul edilen erkeğin davası, erkek lehine hükmedilen tazminatlar, reddedilen davası ile fer’î taleplerinin tamamı, kusur tespiti, tedbir ve iştirak nafakası miktarı yönünden istinaf ettiği görülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının zinasının gerçekleştiği konusunda Mahkemede oluşan kanaatte ve kadının zinasının kabulünde bir hata bulunmadığı, kadının davası yönünden kusurların ispatlanamadığı gibi bazı eylemlerin af kapsamında kaldığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi takdirinde hata olmadığı, erkeğin boşanmakla mevcut ve beklenen menfaatleri zedelendiği, kişilik haklarına saldırı oluştuğu, erkek yararına maddî ve manevî tazminatın şartlarının oluştuğu, ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakasının az olduğu, erkek yararına hükmedilen tazminatların az olduğu gerekçesiyle erkeğin istinaf taleplerinin kabulüne, kadının iştirak nafakasına yönelik istinaf talebinin kabulü ile ortak çocuklar yararına aylık ayrı ayrı 750,00 TL iştirak nafakasına, erkek yararına 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata, kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından zina eyleminin ispatlanamadığını, ispatlanmış sayılsa dahi erkek tarafından affedildiğinin kabulü gerektiğini, asıl davanın reddi gerektiğini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına erkeğin sebep olduğunu, karşı davanın tüm ferileriyle birlikte kabulü gerektiğini, iştirak nafakası miktarlarının az olduğunu, erkek yararına tazminat koşullarının oluşmadığını, kadına yararına tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddi yönlerinden kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava zina özel sebebine dayalı, karşı dava evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasıdır. Uyuşmazlık, zina hukuki sebebine dayalı davanın kabul koşullarının oluşup oluşmadığı, zinanın af kapsamında kalıp kalmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin kusurunun bulunup bulunmadığı, maddî ve manevî tazminat koşullarının hangi taraf yararına oluştuğu, ortak çocuklar yararına hükmedilen nafakaların miktarının uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesi, 175 inci maddesi, 182 nci maddesi, 330 uncu maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesi, 370 inci ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.