YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9775
KARAR NO : 2023/339
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki davacı kadın vekili tarafından 4721 Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun)166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince açılan boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derce Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili tarafından 05.11.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; tarafların 3 çocuklarının olduğunu, erkeğin sürekli eşini aldattığını, çıkan tartışmada bıçakla kovaladığını, odanın camını kırması nedeniyle yüzünde kesikler oluştuğunu, küfür, hakaret ve aşağılamalarda bulunduğunu, suçu eşine yüklemeye çalıştığını, evde köpek beslemişim diye hakaret ettiğini, açılan ceza dosyasında durumu ikrar ettiğini, … Aile Mahkemesinin 2016/1045 Esas sayılı dosyada davanın reddinin hatalı olduğunu, ikinci aldatmadan sonra af olayının olmadığını belirterek 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 750,00 TL tedbir-iştirak nafakasına, kadın yararına 50.000,00 maddî, 80.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaları kabul etmediğini, reddedilen davadan sonra aynı sebeplerle dava açılamayacağını, ilk kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmediğini belirterek derdestlik itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başka bir kadınla fotoğrafları ve yazışmaları olan, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, çocuk …’in velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, çocuk yararına aylık 300,00 TL tedbir ve 350,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına 10.000,00 TL maddî ve 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddî-manevî tazminat ve iştirak nafakası miktarları yönünde hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı erkek istinaf başvuru dilekçesinde özetle; akraba tanıkların beyanlarının hükme alınmasının hatalı olduğunu belirterek kusur belirlemesi, davanın kabulü yönünden hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kusur belirlemesinin buna bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin, kadın yararına tazminat koşullarının oluştuğu yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu ancak tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesi ile davacı kadın vekilinin tazminat miktarlarına yönelik istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) üncü alt bendi gereğince kısmen kabulüne infazda tereddüt yaratmaması için hükmün bu kısmının kaldırılmasına, yerine kadın yararına 30.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiş, erkeğin tüm, kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin kadını sürekli aldattığını, kadının bu durumu hiç bir zaman kabullenmediğini, asgari ücretle çalışarak çocuğun ve kendisinin geçimini sağlamaya çalıştığını, erkeğin tam kusurlu olduğu dikkate yeterince alınmadığını ileri sürerek; tazminatların ve iştirak nafaka miktarının az olduğundan kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesinin hatalı olduğu, daha önce açılan ve reddedilen davada ileri sürdüğü vakıaları ileri sürdüğünü, sonrasında birlikte yaşamın devam ettiğini, ekonomik durum araştırması yapılmaksızın tazminatlara hükmedildiği ileri sürülerek, kusur belirlemesi, tedbir nafakası ile tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadın tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadın yararına hükmedilen tazminatlar, tedbir nafakası ile iştirak nafakası verilme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ile miktarları noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 330 uncu maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.