YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2733
KARAR NO : 2023/1767
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece tavzih talebinin reddine dair ek karar verilmiştir.
Ek kararın davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece ek kararın onanmasına karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili süresinde verdiği cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına, müvekkili yararına 100.000,00 TL manevî tazminata, aylık 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 20,000 TL çeyiz ve takı bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, 25.03.2015 tarih, 2014/262 Esas, 2015/248 Karar sayılı karar ile erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusursuz olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı belirtilerek kadının karşı davasının kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği ve kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle aylık 200,00 TL nafakanın yıllık ÜFE artış oranı ile Haziran 2020 tarihine kadar devam etmesi koşulu ile davacı erkek eşten alınarak davalı kadın eşe verilmesine, yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle kadın yararına 10.000,00 TL maddî ve 10.000,00 TL manevî tazminata; erkeğin asıl davasının ise reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili; kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 22.02.2016 tarih, 2015/12878 Esas, 2016/3106 Karar sayılı kararı ile davalı-karşı davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 27.12.2017 tarih ve 2016/313 Esas, 2017/997 Karar sayılı karar ile … Sulh Hukuk Mahkemesi’nce vesayet altına alınmasını gerektirir akıl hastalığı ve zayıflığının bulunmadığının tespit edildiği; erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusursuz olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı belirtilerek kadının karşı davasının kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği ve kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle aylık 200,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle kadın yararına 10.000,00 TL manevî tazminata, kadının maddî tazminat talebi boşanmanın fer’î niteliğinde olmadığından usulüne uygun harcı yatırılmak suretiyle açılmış talep bulunmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına; erkeğin asıl davasının ise reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı, süresi içinde davalı-karşı davacı kadın vekili maddî tazminat yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 11.12.2018 tarih ve 2018/1586 Esas, 2018/14318 Karar sayılı kararı ile davalı-karşı davacı kadının, cevap ve karşı dava dilekçesi ile çeyiz eşyası alacağı ve takı bedeli alacağı olmak üzere 20.000,00 TL maddî tazminat talep ettiği, isteğin 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası anlamında boşanmanın fer’î (eki) olan maddî tazminat kapsamında olmayıp, bağımsız bir talep olarak ayrı harca tabi olduğu, başvurma harcının, dava dilekçesindeki bütün talepleri kapsadığından yeniden başvuru harcı alınması gerekmediği; ancak, talebin niteliğine göre alınması gerekli nispi peşin harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun, 30 uncu ve 32 nci maddeleri uyarınca tamamlanması için davalı-karşı davacı kadına süre verilmesi, tamamlandığı takdirde davanın esasına girilmesi, tamamlanmadığı takdirde anılan Kanun’un 30 uncu maddesinde gösterilen usulde işlem yapılması gerekirken, bu işlemler yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.Mahkemenin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile boşanma, manevî tazminat, yoksulluk nafakası yönlerinden karar kesinleştiğinden bu hususlarda tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına; davalı-karşı davacı kadının takı bedeli alacağına karşılık talep ettiği maddî tazminat talebinin kabulü ile 10.000,00 TL maddî tazminatın erkekten tahsili ile kadına verilmesine karar verilmiştir.
2.Davacı-karşı davalı erkek vekili; Dairenin ilk bozma ilamı sonrasında Mahkemenin 25.03.2015 tarih, 2014/262 Esas, 2015/248 Karar sayılı ilk kararına karşı müvekkili tarafından kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz isteminde bulunulduğunu, yoksulluk nafakası yönünden müvekkili yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunu, Mahkemenin 27.12.2017 tarih ve 2016/313 Esas, 2017/997 Karar sayılı ikinci kararında nafakaya ilişkin bölümün yanlış yazıldığını belirterek anılan yanlışlığın ilk verilen karara uygun şekilde düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle tavzih talebinde bulunmuştur. Mahkemece 11.01.2022 tarihli ek karar ile Mahkemenin 27.12.2017 tarih ve 2016/313 Esas, 2017/997 Karar sayılı ikinci kararının temyiz neticesinden geçmekle kesinleşmiş olup kesin nitelikte karar niteliğine haiz hale geldiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereğince hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilecekleri, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeceği, bu sebeple hükümde verilen bir kararın tavzih yolu ile değiştirilmesi mümkün olmamakla bu hususta kararın kesinleştiği gerekçesiyle 11.01.2022 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen tavzih talebinin reddine ilişkin 11.01.2022 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili; temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Dairenin 27.12.2022 tarih ve 2022/10366 Esas, 2022/10945 karar sayılı kararıyla, ek kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-karşı davalı erkek vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı-karşı davalı erkek vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; onama kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu, Dairenin ilk bozma ilamı sonrasında yoksulluk nafakası yönünden müvekkili yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunu, tavzih talebinin kabulü ile Mahkemenin 27.12.2017 tarih ve 2016/313 Esas, 2017/997 Karar sayılı ikinci kararındaki yoksulluk nafakasına ilişkin bölümün tavzih edilmesi gerektiğini ileri sürerek; onama kararının düzeltilmesini ve ek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; erkek vekilinin tavzih talebinin kabulü için gerekli şartların oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle onanmış olup, temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre karar düzeltme istemi 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Karar düzeltme talebinin REDDİNE,
1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin son fıkrası ve 4421 sayılı Kanun’un 2 nci ve 4 üncü maddesinin (b) bendinin (1) inci alt bendi delaletiyle takdiren 1.470,00 TL para cezası ile 375,10 TL karar düzeltme ret harcının düzeltme isteyenden tahsiline,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.