Yargıtay Kararı 20. Ceza Dairesi 2019/861 E. 2020/3805 K. 06.07.2020 T.

Yayınlanma Tarihi: 07.01.2024 11:33


YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/861
KARAR NO : 2020/3805
KARAR TARİHİ : 06.07.2020

Mahkeme : ANKARA 5. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : Mahkûmiyet

Dosya İncelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen beraat kararının, temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki "onama" görüşüne iştirak edilmemiş, söz konusu hüküm, temyiz incelemesi dışında bırakılmıştır.
A)Sanıklar... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanık ...'in adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan hükümlülüğünün “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçuna ilişkin olduğu, 6545 sayılı Kanunla getirilen TCK'nın 191. maddesindeki değişiklikler ile koşullarının oluşması durumunda, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" ve “davanın düşmesi” seçeneklerine de yer verilmesi nedeniyle, tekerrüre esas alınan ilamla ilgili olarak yasal değişiklik sonrası bir uyarlama işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmamışsa uyarlama yargılaması yapıldıktan sonra sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Hükümden sonra 24/11/2015 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile TCK’nın 53/3. fıkrasında yapılan değişiklik nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2)Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığınca ele geçen uyuşturucu maddelerden alınan tanık numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
1)TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararı ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile TCK’nın 53/3. fıkrasında yapılan değişiklikten sonra oluşan durumuna göre, sanıklar hakkında, TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması,
2)Müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının “10-)” ibareli bendinde yer alan “net madde miktarı 1,65 gr. olan hint kenevirinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığınca ele geçen uyuşturucu maddelerden alınan tanık numunelerin” ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B)Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, suçun haber alınmasından sonra, ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisi bulunduğuna ve hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan diğer sanıkların “ticari amaçla uyuşturucu madde temin ve nakil” eylemine iştirak ettiğine ilişkin delil bulunmadığı aşamada, sanık ...’in kollukta müdafii huzurunda alınan ifadesinde ve aşamalardaki savunmalarında, tevilli olarak “Ele geçen uyuşturucu maddenin, Şanlıurfa ili Suruç ilçesinden, Ankara iline getirilmesi sırasında öncü aracın içerisinde bulunduğunu, Ankara iline geldiklerinde, sanık ...’in kendisini evine bıraktığını, uyuşturucu madde taşınacağını Şanlıurfa’ya gittikten sonra öğrendiğini” beyan etmek suretiyle, suçunun meydana çıkmasına hizmet ve yardım ettiği dikkate alındığında; Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07/04/2016 tarihli, 2013/1367 soruşturma sayılı yazısı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/115937 soruşturma sayılı dosyasına gönderildiği anlaşılan, ancak UYAP üzerinde adli emanet kaydı bulunmayan, "Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28/03/2016 tarihli, 2013/1852 emanet sayılı yazısına konu ve Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/13928 soruşturma sayılı dosya üzerinden emanete alınan mühürlü zarf içerisinde "Şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ...'a ait 86 adet soruşturma ile ilgili ses kayıt çözüm tutanaklarının" dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla, söz konusu iletişimin tespiti tutanakları temin edilip, dosya içerisine konulması, incelendikten sonra, sonucuna göre, sanık ... hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Hükümden sonra 24/11/2015 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile TCK’nın 53/3. fıkrasında yapılan değişiklik nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
06/07/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.