Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2005/15084 E. 2006/3010 K. 07.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/15084
KARAR NO : 2006/3010
KARAR TARİHİ : 07.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, .. Köyü…, … ve Cami Civarı mevkiinde bulunan 63 ada 12 parsel sayılı 3700 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kısmen, yörede 1946 yılında yapılıp 10.06.1946 tarihinde kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, bu bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini, davalının el atmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalının el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline, el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 8.5.1946 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1974-1975 yıllarında yapılıp, ekip çalışmaları 10.12.1975, itirazlı yerlerde komisyon çalışmaları da 08.06.1977 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, Güneydağı ormanlarının kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 1986 yılında yapılıp, 25.09.1987 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Dava tapuya kayıtlı taşınmazın aynına ilişkin olduğu, dava dilekçesinin tebliğ için öncelikle davalının tapu siciline bildirdiği adrese gönderilmesi gerekirken, tapu siciline bildirilen adres hiç sorulmadan, mahkemece davalının adresi Kargı Köyü olarak gösterilip dava dilekçesi bu adrese tebliğe çıkarılmış, adı geçenin köyde tanınmadığı tebliğ evrakına yazılmak suretiyle mahkemeye iadesi üzerine, bu kez zabıta marifetiyle araştırma yapılmış, davalının Kargı Köyünde oturmadığı, adresinin de bilinmediği şeklindeki zabıta araştırmasına göre de, dava dilekçesi ilânen tebliğ edilmiş, karar dahi aynı şekilde tebliğ edilmiştir.
H.Y.U.Y nın 73. maddesi gereğince, “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez”.
Dava dilekçesinin ve duruşma gününün, usulünce davalıya tebliğ edilmesi, delillerini sunması için olanak tanınması varsa delillerinin toplanması ve yargılamaya bu şekilde devam edilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran davalıya iadesine 07.03.2006 tarihinde oy birliği ile karar verildi.