Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2005/15166 E. 2006/3380 K. 16.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/15166
KARAR NO : 2006/3380
KARAR TARİHİ : 16.03.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04.03.1993 tarih 1992/7815-1862 sayılı bozma kararında özetle: “Orman raporu içeriği ile sonuç kısmı çelişkilidir. Yeniden uzman orman mühendisi ve … elemanı ile çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumu belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli 250 parsel sayılı taşınmaz 7100 m2 yüzölçümü ile 8.7.1939 tarih 46 nolu 1770 Sayılı Yasa ile oluşan tapu kaydı ile davalı adına tesbit edilmiştir. Mahkemece yapılan ilk inceleme neticesinde davanın kısmen kabulü ile çekişmeli taşınmazın 2500 m2’lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına, 4600 m2’lik bölümün ise, davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, davacı Hazinenin temyizi üzerine hüküm 4600 m2’lik bölüme yönelik olarak Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamı üzerine yapılan incelemede uzman orman bilirkişi çekişmeli taşınmazın ortalama eğiminin %10-12 olduğunu, üzerinde dağınık olarak az sayıda 8-10 adet yaşlı meşe ağacının bulunduğunu komşu taşınmazlarda da çalılık ve meşe ağaçlarının bulunduğunu, 1953 tarihli memlekete haritasında orman alanı dışında yer aldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamıştır. Mahkeme bu inceleme sonucunda söz konusu rapora da dayanarak çekişmeli taşınmazın orman olmadığını, iskanen dağıtılması nedeni ile Hazinenin … bulunmadığını ve Hazinenin bu taşınmazın mütegayyip kişilerden kaldığı iddiası ile dayandığı çok sayıdaki tapu ve vergi kaydının hukuki değerini yitirdiği gerekçeleri ile davanın reddine karar vermiştir.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın 08.07.1939 tarih ve 46 nolu iskan tapusu ile davalı adına tesbit edildiği tapu hudutlarının kuzeyi Teklus, güneyi …, doğusu …, batısı … yazılı olduğu, yerel bilirkişi beyanından batıdaki …’nün 239 parselin maliki olabileceğinin belirtildiği; ancak, çekişmeli taşınmazın 4 yönden tapulama harici olarak belirtilen ve üzerinde çalılık ve meşe ağaçları bulunan alan ile çevrili olduğu hiçbir şahıs arazisine bitişik bulunmadığı, bu nedenle çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kaydının bu taşınmaza ait olduğu hususunun kabul edilemeyeceği, çekişmeli taşınmaza bitişik olmayan ve daha ötede batıda yer alan 239 parselin etrafındaki bir yere ait olabileceği, eylemli durumda da üzerinde orman ağaçlarından olan meşe ağaçları ve çalılık bulunduğu halen devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, zilyetlikle iktisaba konu olabilecek yerlerden olmadığı, tüm yönlerden de tapulama harici bırakılan orman alanı ile çevrili olduğu ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman içi açıklığı olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı … Yönetiminin ve Hazinenin davasının kabulü ile çekişmeli taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili yolunda hüküm kurulması gerekirken, (çekişmeli taşınmazın 2500 m2lik bölümü ile ilgili olarak mahkemece verilen ilk hükmün davalı tarafından temyiz edilmemesi nedeni ile taşınmazın 2500 m2’lik bölümünün orman olma olgusunun kesinleştiği ve usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilmeden) taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar Orman Yönetiminin ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 16.03.2006 günü oybirliği ile karar verildi.