YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/15265
KARAR NO : 2006/3377
KARAR TARİHİ : 16.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, davalı gerçek kişiler aleyhine açtığı davada davalıların yaptıkları tavuk çiftliğinin bulunduğu taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu alındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesini istemiş, davacı gerçek kişiler ise sözkonusu taşınmazın adlarına tescili talebi ile karşı dava açmışlardır. Yapılan yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden, asliye hukuk mahkemesi görevsizlik kararı ile dosyayı kadastro mahkemesinde göndermiştir.
Kadastro sırasında, … Köyü 102 ada 247 parsel sayılı 5384,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı olduğundan … hanesi boş bırakılarak tespit edilmiştir. Mahkemece gerçek kişilerin davasının kabulüne, Hazinenin davasının reddine ve dava konusu parselin (B) harfli 4855,19 m2’lik bölümünün davacılar … ve … adlarına, (A) harfli 529,36 m2’lik bölümünün ise, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1974 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece uzman orman bilirkişi raporu esas alınarak çekişmeli taşınmazın (A) harfli 529.36 m2’lik bölümünün 678,679 nolu orman tahdit noktalarına göre tahdit içinde, (B) harfli 4855.19 m2’lik bölümün ise, tahdit dışında kaldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; asliye hukuk mahkemesinde yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişisinin çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığını belirlediği bölüm ile kadastro mahkemesinde yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişinin belirlediği bölüm birbirinden farklıdır. Uzman bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Ayrıca, hak sahibi olarak belirlenen … ile ilgili olarak sulh ceza mahkemesinin 2001/446-148 sayılı kararı ile 6831 Sayılı Yasanın 93/2. maddesi gereğince ormanlık alanda tavuk çiftliği yapması nedeniyle hakkında dava açılmış ve cezalandırılmasına karar verildiği halde, bu kararda, uzman ve yerel bilirkişiler yardımı ile mahalline uygulanarak çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı da belirlenmemiştir. Oysa, ceza mahkemelerinden verilen mahkumiyet kararları maddi vakıalar ve sonuç itibarı ile hukuk hakimini bağlamaktadır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek 3 uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli; ayrıca, mahallinde yapılacak keşifte yerel bilirkişiler ve suç tutanağındaki zabıt mümzileri dinlenmeli, sulh ceza mahkemesinin yukarıda esas numarası belirtilen kararı ile krokisi zemine uygulanarak dava konusu taşınmaz ile suça konu yerlerin aynı yer olup olmadığı (komşu parsellere ait kadastro tesbit tutanakları da değerlendirilerek) belirlenmeli ve uzman bilirkişiye bu uygulamayı gösteren kroki tanzim ettirilmeli ve nizalı taşınmazın suça konu olan yer olup olmadığı açık ve net biçimde saptanmalı; suça konu yer olduğunun belirlenmesi halinde mahkumiyet kararının B.K. 53. maddesi gereğince davalıyı bağlayacağı düşünülmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine ile gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere yükletilmesine 16.03.2006 günü oybirliği ile karar verildi.