YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/15484
KARAR NO : 2006/2912
KARAR TARİHİ : 07.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25/04/2000 gün ve 2000/3250-3879 sayılı bozma kararında özetle; ” bozmadan sonra yapılan ilk keşifte hazır bulunan uzman orman bilirkişi, taşınmazın eylemli durumu ve memleket haritası, … fotoğrafı ve amenajman planındaki durumları açısından öncesini inceleyerek, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu bildirmiştir. Bozma öncesinde dosyaya rapor sunan uzman orman bilirkişi raporunda en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafı uygulanmadan araştırma yapılması nedeniyle yok hükmünde sayılmasına ve bu nedenle bozma sonrası alınan orman bilirkişi raporu ile çelişki doğurmamasına rağmen bu iki rapor arasında çelişki bulunduğundan bahisle, mahkemece yeniden keşif yapılmış ve bir diğer orman bilirkişi raporu alınmıştır. Bu kere, rapor sunan orman bilirkişi ise, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu yolunda rapor … ve dolayısıyla bozmadan sonra alınan iki uzman bilirkişi raporu arasında çelişki oluşmuştur. Çelişkili raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin (A) ile gösterilen 164 m2’lik bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, (B) ile gösterilen 2138 m2’lik bölümüne yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; dava kadastro tespitine itiraz davası olup tapulama tutanağı kararın eki olmadığından ve hakim doğru sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğundan 3402 Sayılı Yasanın 16/b maddesine göre taşınmazın (B) ile gösterilen 2138 m2’lik kısmına yönelik olarak hüküm
kurulup mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicile yazılmasına karar verilmesi gerekirken bu kısma yönelik davanın reddi ile yetinilmesi doğru değil ise bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple hüküm fıkrasının 1. bendinin 2. fıkrasının tamamen kaldırılarak bunun yerine “(B) ile gösterilen 2138 m2’lik kısmın mera vasfı ile sınırlandırılmasına ve özel sicile kaydına” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 07/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.