YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/15493
KARAR NO : 2006/3422
KARAR TARİHİ : 16.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.11.2002 gün ve 2002/8182-9052 sayılı bozma kararında özetle; davacının, dava konusu … … Köyü 543 sayılı parselden müfrez 757 parsel sayılı taşınmazın … Tapulama Mahkemesinin 13.4.1970 gün ve 1969/87-1970/115 E.K. sayılı kesin hükmü ile orman sınırı dışında bırakıldığı halde, 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1985 yılında yapılarak 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde 08.07.1988 tarihinde ilan edilen ve tapusuz taşınmazlar yönünden kesinleşen orman kadastro işlemi ile orman sınırı içine alınmasının yanlış olduğu iddiasıyla 10 yıllık süre içinde temyize konu davayı açtığı, her ne kadar, çekişmeli taşınmaz hakkında Tapulama Mahkemesinin 13.04.1970 gün 1969/87-115 sayılı kesin hükmünün, 1942 tahdit hattının uygulanması bakımından tarafları yönünden kazanılmış hak oluşturmaktaysa da, anılan davada 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren ve 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmesini öngören 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilmeksizin 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro hattına göre taşınmazların konumunun belirlendiği, başka bir anlatımla, mahkemenin sadece 1942 yılında kesinleşen orman kadastro sınırını belirlediği, 4785 Sayılı Yasa çerçevesinde herhangi bir araştırma yapmadığı, dava sırasında da bu konuda bir iddianın ileri sürülmediği, o halde, kesinleşen tapulama mahkemesinin kararı nedeniyle sadece 1942 yılında kesinleşen orman tahdit hattı ile ilgili kesin hükmün varlığından söz edilebilirse de, konu birliği olmadığından 2896 Sayılı Yasa hükmüne göre sonradan orman kadastro sınırı içine alınan bölüm yönünden kesin hükmün varlığının kabul edilemeyeceği, çünkü, temyiz edilen davanın konusunun 2896 Sayılı Yasanın verdiği yetki ile 1985 yılında yeniden oluşturulan 2569-49-2570 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hat ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın ilk kez orman sınırı içine alınması ile ilgili olup, ortaya çıkan bu … durumun (konunun) kesin hüküm kapsamı dışında olduğu, davaya konu taşınmazları orman sınırı içine alan 1985 yılındaki orman kadastro çalışmasının 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapıldığı, 2896 Sayılı Yasada “askı tarihinden itibaren bir yıl içinde sınırlamaya itiraz edilebileceği” hükmü mevcut ise de; söz konusu çalışmanın 2896 Sayılı Yasanın yürürlükte olduğu tarihlerde ilan edilmediği, Temyize konu davanın, 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve tapulu taşınmaz bakımından 10 yıl içinde dava açma hakkını tanıyan 6831 Sayılı Yasanın 11/1 maddesini değiştiren 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında 08.07.1988 tarihinde yapılan ilan üzerine tapu kaydına dayanılarak 10 yıllık süre içinde açıldığı, başka bir deyişle, taşınmazların 2896 Sayılı Yasanın Yürürlüğü sırasında orman kadastro sınırları içine alındığı, yine bu yasanın yürürlüğü döneminde kadastro komisyonunca 22.05.1987 tarihinde işi bitirme tutanağı düzenlendiği, ancak askı ilanının 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapıldığı, bu durumda, tartışılması gereken diğer bir konunun da, orman kadastro işleminin yapılıp bitirildiği tarihte yürürlükte olan yasada bulunmayan, ancak ilan tarihinde yürürlüğe giren ve altı aylık ilan süresinden sonra, tapulu taşınmaz yönünden getirilen 10 yıllık dava açma süresinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı olduğu, ilan tarihinden yasanın değişmiş olmasının daha önceki yasa döneminde yapılıp tamamlanan orman kadastrosunun esasını etkilemeyeceği,çünkü işin esasının bitirildiği, … yasa döneminde yapılan ilanın, kadastro işleminin esası ile ilgili olmayıp sonuçlarının duyurulmasından ibaret olduğu, bu nedenle, ilanın 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde yapılmasının, bu yasa ile tapulu taşınmaz yönünden getirilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosuna dava açma olanağı sağlamayacağı, 3373 Sayılı Yasada daha önceki yasalar döneminde yapılıp sonuçlandırılan, ancak ilanı bu yasa döneminde yapılan işlemlere … yasanın getirdiği hükümlerin uygulanacağı konusunda da her hangi bir hüküm bulunmadığı, Mahkemece yapılan keşifte uzmanlıklarına başvurulan orman ve harita mühendislerinin dosyaya sundukları karara dayanak alınan rapor ve krokide çekişmeli taşınmazın tamamının 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasında 2569, 2570, 2571 numaralı orman tahdit sınır noktaları içinde, tapulama mahkemesinin 13.04.1970 gün 1967/187-115 sayılı kararın dayanağı 02.04.1970 tarihli krokide belirlenen duruma göre, orman sınırı dışında, yani orman sayılmayan yerde kaldığı, ancak 1985 yılında yapılan çalışma ile ilk kez oluşturulan 2569, 2571 orman tahdit sınır noktalarını birleştiren hatta göre parselin 166 m2 bölümünün orman sınırları dışında, 284 m2 bölümünün ise orman sınırı içinde kaldığının belirtildiği, o halde, davaya konu taşınmazın orman sınırı içinde kalan bölümün yargılamanın yenilenmesi dosyasında uzmanlığına başvurulan bilirkişi kurulunun 25.01.2000 tarihli raporlarında belirlenen durumları itibarıyla öncesinin ve halen eylemli durumunun orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi nedeniyle, 1985 yılında 2896 Sayılı Yasanın verdiği yetkiyle orman sınırı içine alınmasının yasaya uygun olduğu bir yana, orman sınırı içine alınma işlemi 2896 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde yapılıp bitirildiğine, bu yasada tapulu ve tapusu taşınmaz ayrımı yapılmaksızın “tutanak ve kararlara karşı hak sahiplerinin askı tarihinden itibaren bir yıl içinde görevli ve yetkili adliye mahkemelerine müracaatla sınırlamaya itiraz edebilirler. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir” hükmü bulunmasına, işlemin ilan edildiği tarihte yürürlükte bulunan ve tapulu taşınmaz yönünden altı aylık ilan süresinin bitiminden sonra 10 yıllık süre içinde orman kadastro davası açma hükmünü getiren 3373 Sayılı Yasada, daha önceki yasalar döneminde yapılıp tamamlanan, ancak 3373 Sayalı Yasa döneminde ilan edilen işlemlere karşı da 10 yıl içinde dava açma … verildiğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığı, dolayısıyla orman kadastrosunun kesinleştiği göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 26.12.1985 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 16/03/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.