YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/100
KARAR NO : 2006/3425
KARAR TARİHİ : 16.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 12.09.2003 tarihli dava dilekçesiyle, … İlçesi … Mahallesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın en az 50 yıldır zilyet ve tasarruf edildiği, taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi hükmüne göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapu tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında yapılarak 30.07.1980 tarihinde ilan edilip, dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz devlet ormanı olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro haritaları ile arazi kadastro paftalarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve … bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu, bu nedenle 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda devlet ormanı olduğu için tapulama dışı bırakıldığı, 1977 yılında yapılıp, 30.07.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirilmiştir.
Orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 1944 tarihinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi hükmüne göre “tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş ormanlar Hazine adına tescil olunur.” Buna paralel olan ve o maddenin yerine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe konulan 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesinin 4. fıkrası da “kadastrosu yapılıp kesinleşen devlete ait ormanlar tapu dairelerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın Hazine adına tapuya tescil olunur” hükmünü taşımaktadır.
Kesinleşen orman kadastrosu, Yasanın emredici hükmüne rağmen herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmemiş olsa bile; orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğiyle mülkiyet … Hazineye geçer. Kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya tescil edilmesi mülkiyet hakkının doğumu için gerekli değildir. Tescil işlemi, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan durum yine değişmez. Maki komisyonlarının yaptığı işlem 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin öngördüğü anlamda “orman sınırı dışına çıkarma” işlemi değil “makilik yer olduğunu belirleme” işlemidir. Çünkü 5653 Sayılı Yasada tahdit komisyonlarına orman sınırı dışına çıkartma yetkisi verilmemiştir. Bu komisyonların görevi orman sayılmayan makilik alanları belirlemekten ibarettir.
Hukukumuzda ilk kez orman dışına çıkarmaya ilişkin yasal düzenleme 1961 Anayasasının ormanla ilgili 131. maddesindeki değişikliğe paralel olarak 04.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 Sayılı Yasayla yapılmıştır.
Bilindiği gibi; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi hükmüne göre “Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılamaz.”
Yasanın bu maddesinde “yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların” hangi malları kapsadığı sayılmamışsa da 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerler ile geçerli bir işlemle makiye ayrılan yerlerin de 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında “yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar” olduğu kabul edilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, 16/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi,