Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/1053 E. 2006/1535 K. 14.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1053
KARAR NO : 2006/1535
KARAR TARİHİ : 14.02.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili, Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … …, … … ve … … tarafından 12/08/1994 tarihli dava dilekçesiyle Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine Asliye 2. Hukuk Mahkemesinde açılan davada, … … tarafından Orman Yönetimi aleyhine açılan orman tahdidine itiraz davası sonucunda … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/257 E. ve 1959/1223 sayılı kararı ile … Köyü Kalıncı Göl mevkiindeki taşınmaza Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesine karar verildiğini, daha sonra bu davaya konu olan taşınmazın … … mirasçıları, … … … ve arkadaşları tarafından 1984 yılında kendilerine satılan ve o tarihten beri zilyetliklerinde bulunan ve tapusuz olan 16 dönüm yüzölçümündeki bu taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece 10/06/1997 gün ve 1997/479-346 sayılı kararla 17/12/1996 günlü … bilirkişi … … Çeviker’in düzenlediği krokide 17054 m2 yüzölçümünde gösterilen taşınmaz hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 14868 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tesciline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, bu hükmün Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26/03/1998 gün ve 1997/7475-3287 sayılı kararı ile “… Belediye Başkanlığının davaya dahil edilip taraf oluşturulması” gereğine değinilerek bozulmuş, bozma kararına uyularak … Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmiş, bu kez mahkemece 01/06/1999 gün ve 1998/759-350 sayılı kararla taşınmaz hakkında 1007 parsel numarası ile kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, kadastro mahkemesi sıfatıyla Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1999/738 sayısına kaydedilen davanın 16/11/1999 günlü oturumunda tescile konu olan taşınmazın 14.800,32 m2 yüzölçümündeki bölümü hakkında 1007 parsel numarası ile kadastro tutanağının düzenlendiği bir kısmının ise 1244 sayılı parsel içinde kaldığı, ancak 1244 sayılı parselin kadastro tespitinin tutanağı düzenlenmediği gerekçesi ile 1244 sayılı parsele ilişkin dava ayrılarak kadastro
mahkemesinin (Asliye 1. Hukuk Mahkemesi) 1999/937 sayısına kaydedildikten sonra, mahkemenin 13/02/2001 gün ve 1999/738-140 sayılı kararı ile “1007 sayılı parselin orman niteliğini yitiren yerlerden olması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına tesciline, beyanlar hanesinde … …, … … ve … …’ın işgalci olduğunun yazılmasına 1244 sayılı parselle ilgili dava ayrıldığından, bu parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş, hükmün davalı hazine ile davacı gerçek kişiler tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16/09/2002 gün ve 2002/2791-4417 sayılı kararı ile “1007 sayılı parselin 1939 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde iken 1988 yılında kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/12/1959 gün ve 1957/257-1223 sayılı dosyanın bulunamadığı, krokisinin olmadığı, sadece karar örneğinin bulunduğu, bu kararda … … tarafından dava edilen iki parça taşınmazlardan biri hakkındaki davanın kabul, diğeri hakkındaki davanın reddedildiği, kabul edilen davada sadece Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesine karar verildiği, orman tahdidinin iptali yönünde bir karar verilmediği, bu durumda kesinleşmiş olan orman tahdidinin iptal edildiğinden söz edilemeyeceği, davacıların şağil olarak gösterilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle hüküm onanmış ve kesinleşmiştir. 1999/738 Esas sayılı dosyadan ayrılarak kadastro mahkemesinin (Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin) 1999/937 sayısına kaydı yapılan davada, 1244 sayılı parsel hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden dava görev yönünden red edilerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve yeniden Asliye 1. Hukuk mahkemesinin 2000/628 sayısına kaydı yapılmıştır. Diğer taraftan, dava konusu taşınmaz hakkında tarla niteliği ile … … adına 1568 parsel numarası ile kadastro tesbit tutanağı düzenlenmesi üzerine, Hazinenin açtığı dava kadastro mahkemesi sıfatıyla Asliye 1. Hukuk mahkemesinin 2000/495 sayısına kaydedilmiş, davaya … …, … … ve … …’ın katılmasından sonra bu dava dosyası temyize konu Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2000/628 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkemece; Hazinenin davasının reddine, gerçek kişilerin davasının kabulüne, dava konusu 1568 sayılı parselin … …, … … ve … … adlarına tesciline karar verilmiş hüküm Hazine ile Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 15/06/1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1940 yılında yapılan orman tahdidinin aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1956 yılında 766 Sayılı Yasaya göre yapılan tapulama çalışmalarında çekişmeli taşınmazın orman olarak tapulama dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmaz, 1940 yılında yapılan orman tahdit sınırları dışında bırakılmış, yörede 1940 tahdidinden sonra 4785 Sayılı Yasa gözetilerek başka bir orman kadastrosu yapılmamış, 1988 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulama çalışmaları sırasında da 1940 tarihli orman sınırlarında bir değişiklik yapılmamıştır. Bu durumda, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce yapılan 1940 yılı tahdidinin uygulanması suretiyle taşınmazın orman niteliği saptanamaz. 13/07/1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile tüm ormanlar devletleştirildiğinden ve 1956 yılında yapılan kadastro çalışmalarında da çekişmeli taşınmaz orman olarak tapulama dışı bırakıldığından dava konusu parselin orman olduğunun kabulü zorunludur. Davalı herhangi bir belgeye de dayanmamıştır. Ormanların veya orman topraklarının zilyetlikle kazanılmaları olanaksızdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16/09/2002 gün ve 2002/2791-4417 sayılı kararında da açıklandığı gibi … Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/12/1959 gün ve 1957/257 – 1223 sayılı dosyanın bulunamadığı, krokisinin olmadığı bu nedenle uygulanma olanağı bulunmayan ilamın dava konusu taşınmaza ait olduğu kabul edilemeyeceği gibi, bu karar davada taraf olmayan Hazineyi de bağlamaz. Sözü edilen davada 1940 yılı tahdit sınırları dışında olan taşınmaza, Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesi istenmiş, 1940 yılı tahdidi iptal edilmeyerek Orman Yönetimi aleyhindeki elatmanın önlenmesi davası kabul edilmiştir. Dava konusu taşınmaz, 1940 yılı tahdit sınırları dışında bulunduğundan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/257- 1959/1223 sayılı kararının dava konusu taşınmazla bir ilgisinin olmadığının kabulü gerekir.
Ancak, 3402 Sayılı Yasanın 26/son ve 27. madde hükümlerine göre kadastro mahkemesinin yetkisi her taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar ve genel mahkemelerin görevi bu tarihte sona erer. Dava konusu taşınmaz hakkında 1568 numara ile kadastro tutanağı düzenlendiğine göre, görevli mahkeme kadastro mahkemesidir. Görev konusu kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece resen (kendiliğinden) gözönünde bulundurulması gerekir. Açıklanan bu olğular karşısında mahkemece davanın görev yönünden reddine ve dava dosyasının kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla davanın görülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının Orman Yönetimine iadesine 14/02/2006 günü oybirliği ile karar verildi.