YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11010
KARAR NO : 2006/14625
KARAR TARİHİ : 09.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve katılan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 12.09.2002 tarihli dilekçesiyle, tapuda Hazine adına kayıtlı … Köyü 642 ve 2522 sayılı parsellerde kendisi tarafından 30 yıl önce dikilen narenciye ağaçları bulunduğu, Hazineye ecri misil ödeyerek zilyet ettiği, taşınmazların ormanla ilgisi olmadığı halde, davalı Orman Yönetimince tel çit ile çevrilerek orman içine alınmaya teşebbüs edildiği, iddiasıyla davalı Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesini istemiş, davayı Hazineye ihbar etmiştir. Hazine çekişmeli 2522 sayılı parsele yönelik Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesi istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, davalı Orman Yönetiminin, … Köyü … İçi Mevkiindeki Hazine adına kayıtlı davacının zilyetliğinde bulunan 2522 sayılı parselin fen bilirkişi Hüseyin Erol’un 17.09.2002 tarihli krokisinde kırmızı ile taranarak gösterilen 1051.790 m2 yüzölçümündeki bölümüne elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve katılan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 1.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
1) Davacı gerçek kişi malik sıfatıyla değil, kullanıcı başka deyişle zilyet sıfatıyla zilyetliğinin korunması için dava açmış, Hazine malik sıfatıyla davalı yönetimin çekişmeli taşınmazlara sataşmasının önlenmesini istemiştir.
Getirtilen tapu kayıtlarına göre çekişmeli … Köyü 642 sayılı parselin, gerçek kişiler, Orman Yönetimi ve Hazine arasında görülen dava sonunda, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğunun belirlendiği gerekçesiyle Hazine adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin 05.11.1968 … ve 1968/16-75 sayılı kararının kesinleşmesiyle tapuya Hazine adına kayıt edildiği, Tapulama Mahkemesi kararının, 642 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu yönünde kesin hüküm oluşturduğu, 2522 sayılı parselin ise 2924 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda Ali oğlu … …’ın kullanımında olduğu beyanlara yazılarak Hazine adına tesbitinin kesinleşerek tapuya kayıt edildiği anlaşılmaktadır.
12.09.2002 tarihli keşif sonucu düzenlenen ziraat uzmanı bilirkişi raporuyla Orman Yönetiminin çekişmeli 2522 sayılı parselin güneydoğusundaki 1051.79 m2 yüzölçümündeki
bölümünü orman sınırları içinde bırakacak biçimde kırmızı boya ile numaralar yazıldığı bu bölümde 25-30 yaşında mahsuldar narenciye ağaçlarının bulunduğu ağaçların toplam değerinin 3.150.000.000.00TL olduğunu bildirmiş, Harita Mühendisi Bilirkişi Hüseyin Erol bu bölümü düzenlediği krokide göstermiştir.
Mahkemece, 2522 sayılı parselin bilirkişi krokisinde gösterilen 1051.79 m2 yüzölçümündeki bölümüne direk dikip daha sonra tel çekerek orman sınırları içine katmak üzere faaliyetlere başladığının belirlendiği gerekçesiyle dava kabul edilmişse de, orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaları uygulanmamış, bu konuda uzman bilirkişi görüşüne başvurulmamış, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki orman alanı olup olmadığı, Ali …’ın orman işgal suçundan cezalandırılmasına ilişkin Sulh Ceza Mahkemesinin 19.04.2001 … ve 2000/704-69 sayılı kararı, Köyceğiz Asliye Hukuk mahkemesinin 07.05.2002 … ve 2001/167-129; 07.05.2002 … ve 2001/169-120 sayılı kararları ile Orman Yönetimi elemanlarınca düzenlenen teftiş ve inceleme raporları uygulanmamış ve bu karar ve belgelerde sözü edilen yerler ile somut olaydaki dava konusu yerin ilgisi belirlenmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip, keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek, bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde; yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamede tarif edildiği üzere, orman sınır noktalarının gerçek yerini tesbitte, tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, Ali …’ın orman işgal suçundan cezalandırılmasına ilişkin Sulh Ceza Mahkemesinin 19.04.2001 … ve 2000/704-69 sayılı kararı, Köyceğiz Asliye Hukuk mahkemesinin 07.05.2002 … ve 2001/167-129; 07.05.2002 … ve 2001/169-120 sayılı kararları ile Orman Yönetimi elemanlarınca düzenlenen teftiş ve inceleme raporları, harita ve krokileri ile birlikte uygulanarak çekişmeli taşınmaz ile bu karar ve belgelerin ilgisi saptanmalı, 3533 sayılı yasanın 03.07.2003 günlü ve 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda hakemin görevli olmadığı gözetilmeden verilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.03.2005 … ve 2003/85-82 sayılı kararının Orman Yönetimini bağlamadığı gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar
gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazları yerinde görülmüştür.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; dava ihbar edilen ve davaya katılan sıfatı bulunan Hazinenin kararda davalı sıfatıyla gösterilmesi ve kararın gerekçe kısmında, Hazine ve gerçek kişi tarafından, Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın kabul edildiği anlatıldığı halde, hüküm fıkrasında yönetimler ayırt edilmeden davalı yönetimler denerek gerekçe ve dosya içeriği ile çelişen hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı Orman Yönetiminin ve ikinci bendde açıklanan nedenlerle de dava ihbar edilen ve katılan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 09.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi.