YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11183
KARAR NO : 2006/11412
KARAR TARİHİ : 19.09.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulan 24/05/2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar … … Mays ve … Mays vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28/02/2006 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davalı … ve arkadaşları vekili Av. … … ile karşı taraftan Hazine vekili Av. … geldiler başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 1573 parsel sayılı 2758,99 m2 yüzölçümünde ve tek katlı betonarme bina ve tarla niteliğindeki taşınmaz, 1956 yılında yapılan tapulamada tespit dışı bırakıldığı belirtilerek belgesizden satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiş, davacı Hazine, taşınmazın öncesinin orman olup, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı iddiasıyla adına tescili istemiyle dava açmış, 20/05/2003 günlü davanın reddine dair hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21/09/2004 gün ve 2004/8761- 8854 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin anılan bozma kararında özetle; “Keşifte bilgisine başvurulan ziraatçi bilirkişi raporuna göre; taşınmazın üzeri doğal … otları ve hayvan yoncası ile kaplı bulunduğu ve hayvan otlatılmak suretiyle kullanıldığı, 2758,99 m2 yüzölçümünde bulunan bir taşınmaza mücerret hayvan otlatmak suretiyle zilyet olunmasının, taşınmazın ekonomik amacına uygun ve iktisap sağlayıcı nitelikte bir zilyetlik olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle, davalı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğunun düşünülemeyeceği, Hazinenin, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğunu belirttiği, davalı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluşmayan dava konusu taşınmazın 1940 tahdidinde orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile tüm ormanların devletleştirildiği, 1956 yılında yapılan kadastro çalışmalarında da orman olarak tespit dışı bırakılması karşısında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, ancak orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceği, bu nedenlerle, davacı Hazinenin davasının kabulüne karar vermek gerekirken, dosya kapsamı ile uygun düşmeyecek şekilde reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 1573 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılan orman tahdidi ile 15.06.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1940 yılında yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına ve iade üzerine alınan ek raporda da taşınmazın resmi belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 19/09/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.