Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/11645 E. 2006/14584 K. 09.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11645
KARAR NO : 2006/14584
KARAR TARİHİ : 09.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, … Köyü 101 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 parsel numaralı taşınmazların orman ve Hazine ile ilgisi bulunmadığı halde Hazine adına tesbit edildiği, oysa 40 yılı aşkın zamandır kendi zilyetliğinde olduğu iddasıyla tapu kayıtlarının iptalini ve adına tescilini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 23/01/2001 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, davalı tarafça zilyetlik tanığı dinletilmediği ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma uygulama hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; 1, 4 ve 5 parseller kadastro sırasında orman niteliğiyle, 2 ve 3 parseller ise fındıklık niteliğiyle ve kamulaştırma haritası kapsamında kalmaları nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiş, davacı kesinleşen tesbite karşı zilyetliğe dayanarak tapuların iptali istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan uzman bilirkişi raporu kadastro paftası ile çakıştırılmadığından taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki konumları hakkında tereddüt oluştuğu gibi kamulaştırma haritası da uygulanmamış, kamulaştırma haritası kapsamında kalan yerlerde ancak mülkiyetin tesbitinin istenebileceği ve bu yönde karar verileceği düşünülmemiş, yine taşınmazların bazı bölümlerinin kadastro harici bırakıldığı belirlendeği halde, hangi nedenle kadastro harici bırakıldığı araştırılmamıştır. Bu hali ile mahkemece toplanması gereken deliler toplanmamıştır.

O halde; sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle, 101 ada 1 parselde B-C işaretli bölümlerin neden tesbit harici bırakıldığı kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, kamulaştırma paftaları keşifle uygulanmak üzere getirtilmeli, tarafların göstereceği tanıklar da hazır edilmek suretiyle yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde zilyedlik koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı belirlenmeli, kamulaştırma paftası içinde kalan yerlerde ancak mülkiyetin tesbiti yönünde karar verileceği gözönünde bulundurularak hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 09/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.