YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1368
KARAR NO : 2006/1899
KARAR TARİHİ : 20.02.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, İmar İskan Bakanlığınca 1974 yılında köy yerleşim sahası olarak belirlenen ve köy tüzelkişiliği adına tescil edilen 600 m2 yüzölçümlü arsayı 1983 yılında Köy Tüzelkişiliğinden satın alıp adına Haziran 1983 gün ve 5 numarada tescil edildiğini; ancak, 2002 yılında köyde yapılan arazi kadastrosu sırasında üzerinde iki katlı evi bulunan bu arsasının Hazine adına orman niteliğiyle tespiti yapılan 29 sayılı parsel içinde kaldığını, tapu kapsamında kalan bölümün iptali ile adına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu 109 ada 29 parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 05.06.1970 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi uygulamasına esas olmak üzere 16.05.2001 tarihinde yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece keşif ve uygulama yapılmadan, daha önce Orman Yönetimi ile Hazine arasında görülüp kesinleşen Gelendost Kadastro Mahkemesinin 2002/20 Esas, 2003/32 sayılı dosyasında 109 ada 29 sayılı parselin orman olduğunun saptandığı, bu kararın kesin hüküm olmasa da temyize konu dava yönünden kesin kanıt oluşturacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.Ne var ki; sözü edilen dava askı ilan süresinde açıldığı görülüp ve 10.12.2003 tarihinde sonuçlandırıldığı,
Temyize konu davanın; 30.07.2003 tarihinde tapu kaydına dayalı olarak açıldığından o tarihte 2002/20 sayılı davanın devam etmekte olduğundan temyize konu bu dava, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 26/D maddesine göre; davaya müdahale niteliğindedir. Bu nedenle, o davanın tarafları arasında görülüp ve kesinleştirilmiş olması davacı gerçek kişiyi bağlamaz. Davacı …’nın dava ettiği yerle sınırlı olarak aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili orman kadastrosu ve arazi kadastrosu kesinleşmeyeceğinden, ilgili dosya ile tutanak aslı ve yine, tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve varsa krokileri, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları ile 1970 tarihinde yapılan ilk tahdide ilişkin çalışma tutanakları ve haritaları ile aplikasyon ve 2/B madde haritaları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte
kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazın 1970 yılında yapılan ilk tahdit haritası içerisinde kaldığının saptanması halinde, orman niteliğindeki bir yer köy yerleşim yeri olarak tahsis edilip tapuya bağlanamayacağı, dolayısıyla oluşturulan tapu kaydının yasal değerinin bulunmadığı gözönünde bulundurularak gerçek kişinin davasının reddine karar verilmelidir. Yapılacak uygulamada taşınmazın orman kadastro sınırlarının dışında kaldığının saptanması halinde, 3402 Sayılı Yasanın 20/A ve 32/3 maddeleri gereğince tapu kaydının yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; tüm deliller birlikte değerlendirip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20/02/2006 günü oybirliği ile karar verildi.