Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/13740 E. 2006/16153 K. 23.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13740
KARAR NO : 2006/16153
KARAR TARİHİ : 23.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü İnisarı Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) ile gösterilen 4466.45 m2 yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davılılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.12.1992 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1955 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Toplanan deliller uzman bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde 1955 yılında genel arazi kadastro çalışmasının yapıldığı kadastro paftasında çekişmeli taşınmaz ile etrafındaki alanın Devlet Çam Ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, yörede 3116 Sayılı Yasa gereğince 1944 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1992 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerin orman sınırları dışında, (C) ile gösterilen bölümün ise orman sınırları içinde bırakıldığı saptanmıştır.
Kural olarak, tahdidin kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir ise de; bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece Devlet Ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre, 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakla yeterli değildir. Bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün
ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. Olayda çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 ve 1992 yılında yapılan çalışmalarda 4785 Sayılı Yasa dikkate alınarak bir orman kadastro çalışması yapılmamıştır. Sadece 3116 Sayılı Yasa gereğince 1944 yılında orman kadastro çalışması, daha sonra ise 1992 yılında bu çalışmanın aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması yapılmıştır. Bu durumda uyuşmazlığın tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması ile çözümlenemeyeceği açıktır. Çekişmeli taşınmaz yörede 1955 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında Devlet Ormanı olarak tescil harici barıkaldığına ve yörede 4785 Sayılı Yasa dikkate alınarak yapılan bir orman kadastro çalışması bulunmadığına göre, 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek bir orman kadastro çalışması yapılıp tahdit dışı bırakılıncaya kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini koruyacağından o tarihe kadar davacı gerçek kişinin zilyetliğine değer verilemeyceği açıktır. Bu husus Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ve HGK’nun 12.05.2004 tarih ve 8-242-292 sayılı kararından da anlaşılmaktadır. Mahkemece bu olgular gözününe alınarak davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşünceler ile davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 23/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.