Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/14228 E. 2006/13321 K. 12.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14228
KARAR NO : 2006/13321
KARAR TARİHİ : 12.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu ipt… ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.11.2003 gün ve 2003/12093 – 12816 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli parselin 1976 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle gerçek kişi adına tesbit edilip, kadastro tesbiti kesinleşmekle tapu kaydının oluştuğu, bu taşınmazın 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 1977 yılında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 6831 Sayılı Yasanın, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, sınırlaması itirazsız kesinleşen tapulu arazi ise tapu sahiplerine intikal edeceği, ancak burada sözü edilen tapu kaydının orman tahditi öncesindeki kayıt olduğu, davacıların tapu kaydının bu nitelikte olmadığı, Hazine yönünden 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağına” değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 644 sayılı parselin tapu kaydının ipt…ne ve davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 28.10.1948 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 1977 yılında yapılıp, 08.06.1977 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1990 yılında yapılıp, 16.02.1992 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… Köyü 206 parsel sayılı 1260 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman tahdit haritası ve tutanaklarına göre orman sayılan yerlerden iken 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, …’un zilyetliğinde olduğundan söz edilerek, 27.06.1975 tarihinde Hazine adına tesbit edilmiş, …’un itirazı Tapulama Komisyonunca aynı türden itirazların, 1744 Sayılı Yasa gereği çalışmalara itiraz sırasında incelendiği gerekçesiyle red edilmiş, … oğlu …’un çekişmeli taşınmazın eski tarihli tapu kaydı bulunduğu iddiasıyla kadastro mahkemesinde açtığı dava sonunda “taşınmazın 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu, tapulama tesbiti sırasında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmayıp, uygulamanın tapulama tesbitinden sonra 27.01.1977 tarihinde yapıldığı, Tapulama Mahkemesinin tesbit gününden sonraki değişikliklere göre karar veremeyeceği taşınmazın tesbit tarihi itibariyle kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine ve taşınmazın 766 Sayılı Yasanın 46/son maddesi gereğince işlem yapılmasına dair verilen Tapulama Mahkemesinin 15.05.1980 tarih ve 1976/404 – 34 sayılı kararı, davacı gerçek kişinin temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.06.1980 gün ve 1980/7564-7643 sayılı kararı ile onanıp, karar düzeltme talebi de aynı dairenin 17.10.1980 gün ve 1980/9915-11272 sayılı kararı ile red edilerek kesinleşmiş ve 206 sayılı parselin orman olması nedeniyle o tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre kütük sayfası kapatılmıştır.
… 24.06.1981 tarihli dava dilekçesiyle Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine açtığı davada “… Köyü 206 sayılı parselin tapulama mahkemesi kararı ile orman sınırları içinde olduğu gerekçesiyle orman olarak tapulama dışı bırakılmasına karar verilmişse de, Mart 1329 tarih ve 26 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tapu sahipleri adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, adına tapuya tescilini” istemiş, “25.12.1979 tarihli keşif ve bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli taşınmazın 1948 orman tahdit sınırları içindeyse de, …’un tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı, Orman Yönetimine ve köy tüzelkişiliğine husumet düşmeyeceği gerekçesiyle, Orman Yönetimi ve Köy Tüzelkişiliği aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne ve daha önce orman olması nedeniyle tespit harici bırakılarak kütük sayfası kapatılan 3 pafta 206 sayılı parselin son parsel numarası verilerek … adına tapuya tesciline” ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.1984 gün ve 1981/676-424 sayılı kararı, Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.12.1984 gün ve 1984/14194-14280 sayılı kararıyla onanmış, onama kararı taraflara tebliğ edilmiş, karar düzeltme yolu kullanılmadığından 15.09.1985 tarihinde kesinleşmiş, taşınmaz 644 parsel sayısıyla … adına tapuya tescil edilişinden sonra satış sonucu davalı gerçek kişiye geçmiştir.
İşte Hazine sözü edilen mahkeme kararı sonucu tapuya tescil edilen 644 sayılı bu parselin tapu kaydının ipt… ve Hazine adına tapuya tescilini istemektedir.
Hükmüne uyulan ve yukarıda tarih ve sayısı yazılı Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararında; “6831 Sayılı Yasanın, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, sınırlaması itirazsız kesinleşen tapulu arazi ise tapu sahiplerine intikal etmesi için dayanılan tapu kaydının orman kadastrosunun kesinleşmesinden önceki tarihli kayıt olması gerektiği, somut olayda davacıların tapu kaydının bu nitelikte olmadığına” işaret edilmişse de, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının, 1948 yılında yapılan orman kadastrosundan daha önce oluşturulan Mart 1329 tarih ve 26 sıra numaralı tapu kaydı olduğu gözardı edildiği gibi, yine yukarıda sözü edilen Tapulama Mahkemesinin 15.05.1980 gün ve 1976/404-34 sayılı kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.1984 gün ve 1981/676-424 sayılı kararı da irdelenmemiş ve tarafları bağlayan kesin hüküm bulunup bulunmadığı tartışılmamıştır.
Hükmüne uyulan Yargıtay Kararlarının maddi hataya dayalı olmaması, bozma kararından sonra görevle ilgili yeni bir yasanın yürürlüğe konulması ve dayanılan yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gibi ayrıcalıklar dışında tarafları yönünden usulü kazanılmış hak oluşturacağı kuşkusuzdur. Ne var ki; somut olayda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda sözü edilen bozma kararında davanın kabulü gerektiğine değinilmiş ve bu karara mahkemece uyulmuşsa da, bozma kararında, Tapulama Mahkemesinin ve Asliye Hukuk mahkemesinin yukarıda sözü edilen kesin kararları gözönünde bulundurulmadığı gibi davalının dayandığı tapu kaydının orman kadastrosunun yapıldığı ve kesinleştiği tarihten çok önce oluşturulduğu da nazara alınmayarak bu konuda maddi hata yapılmıştır.
Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararının maddi hataya dayalı olması usulü kazanılmış hakkın ayrıcalığıdır.
Tapulama Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığının belirlendiği, ancak tesbit tarihinden sonra yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, kadastro mahkemesinin tesbit tarihinden sonraki değişikliklere ilişkin karar veremeyeceğinden, 766 Sayılı Yasanın 46/son maddesi gereğince orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve belgelerin tapu siciline aktarılmasına hükmedildiği, bu kararın taşınmazın 1948 orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı yönünde kesin hüküm olup, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılmadığı yada …’un tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalmadığı yönünde kesin hüküm oluşmadığı, aksine, Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.1984 gün ve 1981/676-424 sayılı kararının, taşınmazın …’un tutunduğu Mart 1329 tarih ve 26 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı konusunda Hazine ve …’u bağlayan kesin hüküm oluşturduğu …’un halefi olan davalının da bu kesin hükümden yararlanacağı, hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararının maddi hata nedeniyle, Hazine yararına usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek Hazinenin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek h…nde yatıran davalı gerçek kişiye iadesine 12.10.2006 günü oybirliği ile karar verildi.