Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/15226 E. 2007/14777 K. 20.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15226
KARAR NO : 2007/14777
KARAR TARİHİ : 20.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ŞERHİN SİLİNMESİ davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayılı yazılı hükmün; Dairemizin 29/06/2006 gün ve 2005/5820-2006/9534 EK. sayılı ilamıyla BOZULMASINA karar verilmiş, süresi içinde DAVALI … VEKİLİ tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … vekili, 14.11.2001 tarihli dava dilekçesi ile, Sarıyer Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 2001/1088 sayılı dosyasında açtıkları davada; şirketleri adına tapuda kayıtlı, … Köyü … Ayağı mevkiindeki 68 numaralı 149.080 m2 yüzölçümündeki kadastro parseli ile kadastro sırasında tesbit harici bırakılan 177.738 m2’lik yerin birleştirilmesi sonucu oluşturulan 301 numaralı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine Orman Yönetiminin istemi üzerine 15.12.1998 tarihinde “177.738 m2 bölümü için Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/489 sayılı dosyasında dava açıldığı” şeklinde şerh konulduğunu, ancak Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/489 sayılı dosyasında … tarafından açılan yargılamanın iadesi davasının reddine karar verilip kesinleştiğini, buna rağmen Orman Yönetiminin şerhi kaldırtmamakta ısrar ettiğini, şerhin kaldırılması için Tapu Sicil Müdürlüğüne 13.03.2001 tarih ve 696638 kayıt numaralı dilekçeyle başvurmuşlarsa da, Tapu Sicil Müdürlüğünün beyanlar hanesindeki şerhin kaldırılmasına yanaşmadığını iddia ederek, hukuka aykırı olarak konulan şerhin kaldırılmasını istemiştir.
Yine davacı … vekili, 25.01.2002 tarihinde açtığı ve bu dava ile birleştirilen dava ile de, şirketlerince, … 301 numaralı parselin beyanlar hanesine konulan şerhin kaldırılması için açtıkları 2001/1088 sayılı dava devam ederken, Orman Yönetiminin 14.12.2001 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğüne müracaatla daha önce konulan şerhin kaldırılmasını ve bunun yerine ” özel orman ile ilişkilidir” şeklinde şerh konulmasını sağladığını ileri sürerek bu şerhin de iptalini istemiştir.
Mahkemece 11.04.2002 gün ve 2001/1088-271 sayılı kararla, davacı şirket tarafından 14.11.2001 tarihinde açılan “301 sayılı parselin bir bölümü hakkında dava açıldığı konusunda konulan şerhin iptali davasının reddine”, 25.01.2001 tarihinde açılan bu dosya ile birleştirilen davanın kabulü ile, dava konusu taşınmaz üzerine 14.12.2001 gün ve 7432 yevmiye numarasıyla “özel orman ile ilişkilidir” şeklinde konulan şerhin kaldırılmasına karar verilmiş, hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.06.2003 gün ve 2003/4263-5491 sayılı kararı ile “Konulan şerhin yasal olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle dairece “Mahkemece kesin nitelikli bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmişse de, Daire bozma kararından önce,dava konusu taşınmazın 94 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılarak 09.01.2003 tarihinde ilan edilen kadastro çalışmasında özel orman olarak sınırlandırıldığı ve … Yatırım A.Ş. tarafından 6 aylık itiraz süresi içinde 20.01.2003 tarihinde dava açıldığı, davanın halen kadastro mahkemesinin 2003/1 Esas sayılı dosyasında devam ettiği, bu durumda, temyize konu şerhin iptali davasının orman kadastrosuna itiraz niteliğine dönüştüğünün kabulü gerektiği, 6831 Sayılı Yasanın değişik 11. maddesine göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarının çözümünde Kadastro Mahkemeleri görevli olduğu, görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece her zaman kendiliğinden gözetilmesi gerektiğinden, şerhin iplaline ilişkin dava elde tutularak, özel orman kadastrosuna itiraz yönündeki dava ayrılıp görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderilmesi ve kadastro mahkemesinde görülen 2003/1 sayılı davanın sonucunun beklenmesi” gerektiğine işaretle bozulmuştur. Bu kez, davalı … kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklama ve dosya kapsamına göre dava, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının, beyanlar hanesine … tarafından 14/12/2001 tarihinde konulan (özel ormanla ilişiği vardır) şeklindeki şerhin silinmesine yönelik olup, bu davada, tapu kaydının beyanlar hanesine konulan şerhin yasal olup olmadığı yolunda inceleme ve araştırma yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar; yerel mahkemenin, Dairenin “davanın reddine karar verilmesi konusundaki kesin nitelikli bozma kararına uyularak verilen kararı Dairece, dava konusu taşınmazın Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılarak 09.01.2003 tarihinde ilan edilen kadastro çalışmasında özel orman olarak sınırlandırıldığından, temyize konu şerhin iptali davasının orman kadastrosuna itiraz niteliğine dönüştüğü, 6831 Sayılı Yasanın değişik 11. maddesine göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarının çözümünde kadastro mahkemeleri görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuş ise de, orman kadastro komisyonları tarafından, gerek orman sınırlandırması, gerek 2/B madde uygulaması ilk kez yapıldığı takdirde, ya da çekişmeli taşınmazla ilgili olarak, daha önce orman kadastro komisyonlarınca, gerek orman sınırlandırması, gerek 2/B madde uygulama işlemi yapılmakla birlikte, herhangi bir nedenle kesinleşmediği durumlarda,çekişmeli taşınmazın mülkiyeti ve niteliğine ilişkin görülmekte olan dava, orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşür.
Somut olayda, 94 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılıp 09.01.2003 tarihinde ilan edilen ve 15.05.2002 tarihli 13 numaralı tutanakda çekişmeli taşınmazı özel orman olarak sınırlandırma çalışmasının, yörede ilk kez yapılan orman kadastrosu değildir. Çünkü aşağıda izah edileceği gibi, çekişmeli taşınmazla ilgili olarak daha önce, orman kadastro komisyonlarınca yapılıp kesinleşen özel orman sınırlandırma işlemi bulunmaktadır. Şöyle ki;
1- 1938 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ilk orman kadastrosunda dava konusu … Köyü … Ayağı mevkiindeki 301 sayılı parselin tapu kaydının çapı içinde yer alan ve krokide (A) ile gösterilen 170.732 m2 yüzölçümündeki bölüm 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173 ve 174 sayılı orman sınır noktalarını birleştiren hatlar ile bitişikteki … DEVLET ORMANI sınırları içinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırılarak, 09/12/1938 tarihinde ilan edilmiş, bu sınırlandırmaya karşı Aralık 1303 tarih 15 sayılı tapu maliklerince İstanbul Asliye (4) Hukuk Mahkemesinin 1939/14 Esas sayılı dava dosyasında açılan dava sonucunda, 30.09.1940 günlü kararla “çekişmeli yerin tapulu olması nedeniyle Orman Yönetiminin el atmasının önlenmesine” dair verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22/04/1941 gün ve 3426-1014 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Sözü edilen bu kararın eki herhangi bir harita ya da kroki bulunmadığı gibi, bu karar ile sadece Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesine karar verilmiş, orman tahdidinin iptali konusunda bir hüküm kurulmamıştır.
2- Daha sonra, yörede 1961 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, dava konusu parselin krokide (A) ile gösterilen 170.732 m2 bölümü o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat gereğince, bitişikte bulunan … Devlet Ormanı ile bir bütün halinde Devlet Ormanı niteliğinde tespit harici bırakılmıştır. Devlet Ormanı olarak tespit harici bırakılan ve eldeki davanın konusu olan krokide (A) ile gösterilen 170.732 m2 yüzölçümündeki taşınmaz da içinde olmak üzere bu yerin doğu ve kuzeyinde bulunan ve 1939 yılında kesinleşen … Devlet Ormanı içinde kalan bir kısım yerlerin Aralık 1303 tarih 13 numaralı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı iddiası ile tapu malikleri tarafından açılan dava sonucunda, Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.1978 gün ve 1977/670-382 sayılı kararıyla, “taraflar arasında daha önce görülüp sonuçlanan İstanbul Asliye (4) Hukuk Mahkemesinin 1939/14 Esas sayılı dava dosyasında verilen 30/09/1940 tarihli karar ile orman sayılmayan yer olduğu belirlenen 05/11/1976 tarihli ve 15/06/1978 tashih tarihli krokide (A) ile işaretli 170.732 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkında 1939 yılında yapılan orman kadastrosunun iptaline, aynı krokideki (B) işaretli 336.834 ve (C) işaretli 101.554 m2 yüzölçümlü taşınmazlara yönelik davanın reddine” dair verilen karar kesinleşmiştir.
3- 3116 Sayılı Yasa gereğince 1938 yılında sadece Devlet Ormanlarının tahdidinin yapılması öngörülmüştür. İstanbul Asliye (4) Hukuk Mahkemesinin 30.09.1940 gün 1940/14 sayılı kararı ile dava konusu yerle ilgili herhangi bir kroki düzenlenmeden taşınmaz orman olmadığı için değil, tapulu olduğu için dava kabul edilmiştir. 1938 yılında yapılan orman tahditi çalışması ve 30.09.1940 günlü mahkeme kararından sonra; ilk kez 4785 Sayılı Yasa gözetilerek o tarihde yürürlükte bulunan Orman Kadastro Yönetmeliği hükümlerine göre 18/10/1976 tarihinde yapılan ilk tahdidin aplikasyonu ve herhangi bir nedenle dışta kalan ve 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilen ormanların kadastrosu çalışmasında, çekişmeli 301 sayılı parselin tapu kaydının çapı içinde yer alan ve krokide (A) ile gösterilen 170.732 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173 ve 174 sayılı orman sınır noktalarını birleştiren hatlar ile bitişikteki … DEVLET ORMANI sınırları içinde gösterilerek Devlet Ormanı içine alınmış, ancak; Orman Bölge Müdürlüğünün 12/03/1980 tarih ve 2637 sayılı yazısı ile yaptığı itiraz üzerine, inceleme yapan … … başkanlığındaki orman kadastro komisyonu tarafından düzenlenen 01/05/1981 gün ve 23 sayılı “İtirazları İnceleme Tutanağı ve Karar Tutanağı ile “Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.1978 gün ve 1977/670-382 sayılı kararıyla krokide (A) ile gösterilen 170.732 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, yörenin tabii ağacı sayılan % 80’ni meşe olmak üzere kocayamiş, pırnal meşesi gibi ağaç ve ağaçcıklar ile kaplı ve bitişikteki Devlet Ormanında da aynı tür ağaçlar bulunduğu, bu nedenle 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayılan yer olduğu, (dava dosyası içindeki fotoğraflardan da çekişmeli arazinin orman ağaçları ile tam kapalı olduğu görülmektedir) ancak kesinleşen karar gereği mülkiyetin özel olduğu anlaşıldığından,bu yer üzerinde özel orman statüsünün işletilmesi gerektiği hususunun İstanbul Devlet Orman İşletme Müdürlüğüne duyurulmasına karar verilmek suretiyle, taşınmaz özel orman olarak kabul edilmiş ve yapılan işlem 07/05/1981 tarihinde ilan edilmiştir.
4- İlan süresi içinde bu işleme karşı tapu maliklerince Danıştayda açılan “özel orman kadastrosuna itiraz” davası Danıştay 8. Dairesi tarafından 14.06.1983 gün ve 1981/1567-1983/1336 sayılı karar ile davanın “6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman olduğu kabul edilerek özel mülkiyete konu olması nedeniyle, Özel Orman Statüsünde işletilmesine, 1 Nolu Orman Kadastro Komisyonunca karar verilmiş ve dava da bu işlemin iptali için açılmıştır” gerekçesi yazılarak ve taşınmazın orman kadastro komisyonu tarafından 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayıldığı, ancak özel mülkiyete konu olması nedeniyle özel orman statüsünde işletilmesi kabul edilerek yapılan işlem “Özel orman Kadastro İşlemi” olduğu, o tarihte yürürlükte olan 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi hükmüne göre “Orman Kadastro Komisyonlarının aynı yasanın 1. maddesine göre verecekleri kararlara karşı bir yıl içinde görevli ve yetkili adliye mahkemelerine dava açabileceği belirtildiği, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile ilgili olduğu anlaşılan uyuşmazlığın çözümü Danıştay’ın görevi dışında bulunmaktadır” görüşlerine yer verilip böylece Danıştay tarafından yapılan işlemin 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince nitelik belirleme ve kadastro işlemi olduğu kabul edildikten sonra” davaya bakmakta adli mahkemeler görevli olduğundan davanın görev yönünden reddine dair verilen karar kesinleşmiştir.
5- Daha sonra tapu maliklerince 20/04/1984 tarihinde Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/637 sayılı dava dosyasında (Yargıtay 14. Hukuk Dairesince yapılan nitelendirmeye göre) el atmanın önlenmesi ve muarazanın giderilmesi davası açılmış, davanın devamı sırasında 94 sayılı Orman Kadastro Komisyonu tarafından düzenlenen 20/7/1988 tarih 2 sayılı “mahkeme kararı uygulama tutanağı” başlıklı tutanakta, 01/05/1981 tarih ve 23 nolu tutanakla yapılan işlemin yine “Özel Orman sınırlaması, (kadastrosu)” olduğu kabul edildikten sonra işlemin ikinci kadastro olduğu, yok sayılması gerektiği açıklanarak Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 19.07.1978 gün ve 1977/670-382 sayılı kararının uygulaması yapılmış, bu arada 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3373 Sayılı Yasa ile 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi değiştirilerek orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi Kadastro Mahkemelerine verildiğinden, Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmış, Kadastro Mahkemesinin 05.12.1989 gün ve 1989/3-2 sayılı kararı ile 94 numaralı Orman Kadastro Komisyon Başkanı … …’in davacı şirkete yazdığı “taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin kesin yargı kararı bulunduğu ve bir daha orman olarak sınırlanamayacağı, özel orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin işlemin yerinde olmadığı” yönündeki Orman Yönetimini bağlamayan mektup şeklinde yazı göndermesi üzerine davacı şirket vekilinin 26.10.1989 tarihli oturumda “davanın konusu ve muaraza kalmadığı” yönündeki beyanı üzerine, mahkemece davanın konusu kalmadığı ve muarazanın sona erdiği gerekçesiyle “dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilmiş ve kararın Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince “Dava, ağırlıklı olarak muaraza ve müdahalenin önlenmesi isteğinde toplandığına ve esasla ilgili uyuşmazlık giderilmiş bulunduğuna göre, hükme yer olmadığına dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır” gerekçesine yer verilerek mahkeme hükmü onanmıştır. Görüldüğü gibi, 14. Hukuk Dairesince açılan davanın özel orman kadastrosunun iptali olarak değil, “elatmanın önlenmesi ve muarazaanın giderilmesi olarak nitelendirilerek” 15.10.1990 gün ve 1990/1687-8191 sayılı kararla onanarak kesinleşmiştir.
6- Bu duruma göre, Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinde 20.07.1984 tarihinde açılan ve (1984/637 sayılı) görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan 1989/3 sayılı “elatmanın önlenmesi ile muarazaanın giderilmesi” davası, özel orman sınırlandırmasının 07/05/1981 tarihinde yapılan ilanından sonra tapu maliklerince süresinde Danıştayda açılan 1981/1567-1983/1336 sayılı davanın devamı olmadığı gibi, bu dava özel orman kadastrosunun iptali davası da olmadığı ve davacı şirket vekilinin davanın konusu kalmadığı yönündeki beyanı gözönünde bulundurularak “dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karara bağlanıp kesinleşen davanın devamı olamayacağından, Danıştayın, özel orman kadastrosunun iptali davasının görev yönünden reddine ilişkin verdiği 1981/1567-1983/1336 sayılı kararın kesinleştiği 16.04.1984 tarih de 01/05/1981 tarihli 23 Nolu Orman Kadastro Tutanağındaki özel orman sınırlandırma işlemi de kesinleşmiştir. Kaldı ki; Kadastro Mahkemesinin 1989/3 sayılı davasının orman kadastosuna itiraz davası olduğu düşünülse dahi, özel orman sınırlandırması işleminin 07/05/1981 tarihinde ilan edilmesinden itibaren dava açmak için hak düşürücü süreler geçirildikten ve özel orman sınırlandırma işlemi bu suretle kesinleştikten sonra dava 20.07.1984 tarihinde açıldığından, 01.05.1981 gün, 23 nolu tutanak kesinleşmiştir.
7- Hukukun hiç kimseye sonsuz sürede başvuru hakkı tanıdığı düşünülemez. Yasada öngörülen hak düşürücü süre içinde itiraz ya da, geniş anlamıyla dava hakkı kullanılmaz ise, bu sürelerin bitmesinden sonra hak düşürücü süre nedeniyle dava hakkı düşer. Hak düşürücü süreler dava koşulu olup, yargılama sırasında karşı tarafın itirazı aranmaksızın mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurularak hak düşürücü süre nedeniyle başka bir araştırmaya girilmeden, dava koşulu bulunmadığından davanın reddi gerekir. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen dava açma süreleri hak düşürücü sürelerden olup, bu sürelerinin bitmesinden sonra tapuya dayanılarak dahi orman kadastro işleminin iptali dava edilemez. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086 E. 1996/174 K. sayılı ilamında; kabul edilen ilkeye göre; hak düşürücü süre geçmişse dava dinlenemeyeceği ve işin esası incelenemeyeceğinden, kesin hükmün varlığı, orman kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu da doğurmaz. Hak düşürücü süre kesin hükümden önce gelir. Kesin hükmün varlığı hak düşürücü süre içinde açılacak orman kadastrosunun iptali davasında ileri sürülecek bir konudur. Orman kadastrosunun kesinleşmesinden önce var olan kesin hüküm, kesinleşen orman kadastrosuna etkili olamaz ve onu geçersiz hale getiremez.
8- 01.05.1981 gün, 23 nolu tutanakla yapılan Özel Orman kadastro işlemi kesinleşmiştir. Hiç bir merci ve makam, kesinleşen orman kadastrosunu iptal edemez. Daha önce 1938 yılında yapılan orman tahdidi iptal edildiğinden, işlem tarihinde yürürlükte olan ve 19.08.1974 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 12, 40, 128 ve 129. maddeleri gereğince 1976 yılında düzenlenen tutanaklar ve Orman Bölge Müdürlüğünün 12.03.1980 tarihli itirazı üzerine düzenlenen 01.05.1981 tarihli tutanakla çekişmeli taşınmazda yapılan kadastro ilk işlem olup ikinci kadastro değildir. 1988 yılında 94 sayılı orman kadastro komisyonu tarafından 20/7/1988 tarih 2 sayılı tutanakla, 01/05/1981 tarihli tutanakla yapılan özel orman sınırlandırmasının ikinci kadastro sayılarak iptal edilmesine ilişkin işleminin hukuki dayanağı ve geçerliliği bulunmadığından yok hükmündedir. Aslında, dava konusu taşınmaz 01.05.1981 tarihli özel orman kadastro tutanağında belirtildiği ve dosyadaki fotoğraflardan görüldüğü gibi, bitişik … Devlet Ormanın devamı olup, Devlet Ormanında mevcut orman ağacı türleriyle kaplı olduğu ve dosya içindeki fotogometri yöntemiyle düzenlenen haritalarda Devlet Ormanından kesin sınırlara da ayrılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine konulan (özel ormanla ilişiği vardır) şerhi yasal olup, somut olayda, orman kadastro komisyonları tarafından, orman sınırlandırması ilk kez yapılıp kesinleştiğinden, bu kesinleşen isteme karşı açılan çekişmeli taşınmazla ilgili olarak şerhin silinmesi davası, çekişmeli taşınmaz hakkında ikinci kez yapılan ve 09.01.2003 tarihinde ilan edilen özel orman sınırlandırılma işlemine itiraz davasına dönüşmez.
O halde; mahkemece davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun olup, bu kararın Dairece bozulması yanılgıya dayalıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; DAVALI … VEKİLİ’nin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 29/06/2006 gün ve 2005/5820-2006/9534 EK. sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA 20/11/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.