YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15514
KARAR NO : 2006/15041
KARAR TARİHİ : 10.11.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda … ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 24/03/2005 … ve 2004/13482-2005/3324 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 115 ada 225 parsel sayılı 7707 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla olarak davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı, orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 18.06.2002 tarihli bilirkişi raporunda (A) işaretli 2769 m2 bölümün orman niteliği ile Hazine adına, (B) işaretli 4937 m2 bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından (B) bölümüne yönelik olarak temyiz edilmekle Dairece onanmıştır. Bu kez … vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre orman kadastrosu yapılmış, taşınmaz orman alanı dışında bırakılmıştır.
Karara dayanak alınan ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 18.06.2002 tarihli bilirkişi raporunda (A) işaretli 2769 m2 bölümün orman, (B) işaretli 4937 m2 bölümün orman sayılmaya yer olarak nitelendirilmiş ise de, çekişmeli parselin kadastro tespit tutanağının edinme nedeninde yazılı olan ve öncesinde bir bütün olduğu belirtilen 115 ada 225, 226, 227, 228, 229, 230 ve 231 parsel sayılı taşınmazlar ile çevresindeki parsellerin incelenerek çekişmeli taşınmaz ile irtibatı sağlanmaksızın, Yargıtay denetimine olanak tanınmayacak biçimde çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin işaretlendiği, çekişmeli parselin orman içi açıklığı olup olmadığının irdelenmediği gözlenmektedir. Ayrıca 115 ada 228 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro mahkemesinin 2002/188 – 194 sayılı Orman Yönetiminin davasının reddine ilişkin kararının dairemizin 17/12/2004 tarih ve 2004/8292 – 13258 sayılı kararı ile eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamayacağı sebebiyle bozulduğu da gözetildiğinde, karara dayanak alınan bilirkişi raporu bu hali ile davaya konu taşınmazın öncesinin orman niteliğini ve hukuki durumunu açıklamaya yeterli olmadığı gibi Yargıtay denetimine de olanak vermemektedir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece Devlet Ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen
ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Ayrıca,6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa madde 17/1-2 :
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır. Örnek:
Şöyle ki, [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 – 830 E., 1997/1034 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 – 808 E., 1997/1039 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli kararları]
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde üç orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafları, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; l4.03.l989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 … ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; teknik aletler ve münhaniler yardımıyla eğim belirlenmeli, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, ağaç cinsi ve sayısı, ağaçların taşınmazın hangi bölümlerinde bulunduğu, kapalılık oranı, hakim bitki örtüsü detaylı şekilde tesbit edilmeli, kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip bir biri üzerine aplike edilerek, en az ada bazında çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, yukarıda açıklanan esaslara göre çekişmeli parsellerin orman içi açıklığı olup olmadığının da irdelendiği bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddütte yer vermeyecek biçimde saptanarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı, Dairece hükmün onanması yanılgıya dayalıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 24/03/2005 … ve 2004/13482-2005/3324 EK. sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA 10/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.