YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16122
KARAR NO : 2006/16892
KARAR TARİHİ : 04.12.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
23.10.1969 yılında yapılan kadastro sırasında, … Köyü 788 parsel sayılı taşınmaz, yüzölçümü belirtilmeksizin senetsiz ve belgesizden tarla niteliği ile 787, 788, 795 ila 799 parsel sayılı taşınmazların bir bütün olarak … ve … …’ın zilyetliğinde iken 1966 yılında 21.02.1959 tarih 14 sıra numaralı tapu kaydının sınırları içinde kaldığı iddiası ile 787 ve 799 parsellere … …, 788 ve 798 parsellere …, 797 parsele … ve … …, 795 parsele … …, 796 parsele … … tarafından tecavüz edilip halen zilyetliklerinde bulunduğu, ancak bu parseller hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/108 esas sayılı dosyasında dava olduğundan söz edilerek … hanesi mahkemece doldurulmak üzere tespitleri yapılmıştır. … …; 05.05.1965 tarihinde, … …, … …, … …, … …, … ve … …’ı taraf göstererek Asliye Hukuk Mahkemesinde 1965/108 Esas sayılı el atmanın önlenmesi davasını açmıştır. Mahkemece, 04.06.1969 tarihinde, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışmasına başlanıldığı gerekçesiyle dava dosyası 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesince 01.06.2004 gün 1970/267-2004/105 sayılı ilamla 787, 788 ve 795 parseller hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/108 Esas sayılı dosyasında dava bulunmadığından bu parsellerin olağan kadastro işlemlerinin tamamlanması için kadastro tutanak ve eklerinin … Kadastro Müdürlüğüne iadesine, 796 ila 799 parseller hakkındaki davanın ise, H.Y.U.Y.’nın 46. maddesi uyarınca ayrılmasına karar verilmiş, bu karar temyiz edilmeksizin 03.12.2004 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun üzerine, Kadastro Müdürlüğünce; 23.03.2005 tarihinde 788 parsel sayılı taşınmaz 925,05 m2 yüzölçümlü olarak … 1. Kadastro Mahkemesinin 1970/267-2004/105 sayılı kararı ile taşınmazın olağan kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne gönderildiğinden söz edilerek belgesizden tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden … adına tespit edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 22.09.1969 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 09.06.1997 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
-2-
2006/16122 – 16892
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Kadastro Mahkemesinin 01.06.2004 gün 1970/267-2004/105 sayılı kesinleşmiş kararı ile çekişmeli taşınmaz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/108 Esas sayılı dosyasında dava bulunmadığı belirlendiğinden ve taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 23.03.2005 tarihi itibariyle yörede yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş olduğundan kesinleşmiş tahdit haritası uygulanarak davalı taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurul raporunda; çekişmeli taşınmazın kesinleşmemiş orman tahdit haritası dışında kaldığı açıklanmış ise de, kesinleşen orman tahdit haritasındaki konumu iki orman sınır noktasıyla gösterilmiş, tahdit haritası ile çekişmeli parselin kadastro paftası ölçekleri eşitlenmemiş, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 yada 5 orman tahdit sınır noktasını gösterecek biçimde tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki çizilmemiştir. Bu haliyle uzman bilirkişi kurulunun orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutulduğu dosyadan anlaşılamamaktadır.
Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir.
O halde; öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği bulundukları yerden getirtildikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası, orman rejimi dışına çıkarma haritası ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın ilk tahdit haritası ve orman rejimi dışına çıkarma haritasındaki konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalı;bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 04/12/2006 günü oybirliği ile karar verildi.