Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/162 E. 2006/3697 K. 21.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/162
KARAR NO : 2006/3697
KARAR TARİHİ : 21.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı gerçek kişiler, 18.01.2001 tarihli dava dilekçelerinde sınırlarını bildirdikleri … Köyü, … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Hazine ise, taşınmazın adına tescili istemiyle karşı dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, … bilirkişinin krokili raporunda (B) ile gösterilen 9400 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı gerçek kişiler adına, (A) ile gösterilen 12000 m2 yüzölçümündeki bölümün 2/B madde gereğince Hazine adına tesciline, kesinleşen orman sınırları içinde bulunan ve (C) ile gösterilen 600 m2 yüzölçümündeki bölüme ilişkin ise, gerçek kişiler ile Hazinenin davasının reddine dair 11.06.2003 günlü hükmün Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine 20. Hukuk Dairesinin 23.09.2004 gün ve 2004/6811-8964 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin anılan bozma kararında özetle; “Çekişmeli taşınmazın yörede 1954 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları neticesinde çalılık olarak tescil harici olarak bırakıldığı, halen de çevresinin dört yönden çalılık niteliğindeki taşınmazla çevrili olduğu, uzman orman bilirkişi raporunda eğimin % 12-14 olarak belirtildiği, öncesi çalılık olup, eğimi % 12’yi aşan yerlerin orman tahdidinin yapılıp kesinleştiği tarihe kadar 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğundan, bu nitelikteki yerlerin ancak orman tahdidi yapılarak kesinleştikten sonra zilyetliğe konu olabileceği ve bu tarihten sonra zilyetlik ile kazanım koşullarının oluşabileceği, yörede 1999 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahdidinin bulunduğu ve bu tarihe kadar olan davacı gerçek kişinin zilyetliğine itibar edilemeyeceği gözönüne alınarak, davacı gerçek kişinin (B) ile gösterilen 9400 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik davasının da reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacı gerçek kişilerin davasının reddine, karşı davacı Hazinenin davasının kabulüne, … bilirkişinin krokili raporunda (B) ile gösterilen 9400 m2 yüzölçümündeki bölümünün tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, (A) ve (C) ile gösterilen yerler hakkında önceki verilen karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı Hazine vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 08.02.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastro işlemi de 1954 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve (C) ile gösterilen 600 m2 yüzölçümündeki bölümün kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu ve 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre bitişiğindeki devlet ormanı ile birlikte tapuya tescil edileceğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 21/03/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.