YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16406
KARAR NO : 2007/2143
KARAR TARİHİ : 22.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 31.12.2003 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1464 parsel sayılı taşınmazın murisi tarafından 60 yıl önce imar ve ihya edildiği, o zamandan beride … alanı olarak kullanıldığı, bu taşınmazın 1952 yılında makiye ayrılmakla ormanla olan ilişkisinin kesildiği, yeniden orman sınırları içinde aplike edilip Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal dayanağı bulunmadığı, daha sonra murisinin sağlığında 1000 m2 bölümünü kendisine bağışladığı, … sıfatıyla zilyet ettiği iddiasıyla, bu bölümün Hazine adına oluşturulan tapu kaydının iptaliyle adına tescilini istemiş, … … 01.06.2005 havale tarihli dilekçesiyle, taşınmazda kendisinin de hak sahibi olduğu murisleri … … … ten kaldığı iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1946 yılında yapılıp 29.01.1947 tarihinde kesinleşmiş, daha sonra 1975 yılında aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılıp, 30.09.1975 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden sonra kesinleşmiştir.
Mahkemece; kesinleşmiş orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritaların, makiye ayırma tutanak ve haritasının, Kadastro Mahkemesinin 04.10.1994 gün ve 1991/2955-2674 sayılı kararının ve eki olan bilirkişi rapor ve krokilerinin uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen, … elemanı bilirkişi, ziraat uzmanı bilirkişi ve orman uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin, 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken 1957 yılında makiye ayrıldığı ancak dağıtımının yapılmadığı, 1975 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip tarafından, 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince makilik alan olduğu gerekçesiyle orman rejimi dışında bırakıldığının belirlendiği, bu tür yerlerin makiye ayrılmakla orman niteliğiyle Hazine adına tapula kalmaya devam edeceği, ancak niteliğinin değişeceği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçektende, 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile 3116 Sayılı Yasaya eklenen “e” bendi gereğince “maki cinsinden her türlü ağaçcıklarla örtülü yerler,” in orman sayılmadığı kabul edilmiştir. Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tesbitine Ait Yönetmelik ile makilik ve ormanlık alanların ayırt edilmesinin usulü düzenlenmiş, daha sonra Funda ve Makilik Sahaların tesbitine Ait talimatname yürürlüğe girmiştir. Bu dönemde, topraksız köylülere dağıtılmak üzere makilik alanların belirlenmesi çalışmaları yapılmıştır. Ancak, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren, 31.08.1956 tarihinde kabul edilen 6831 Sayılı Yasa ile 3116 Sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmış, … yasanın 1/J maddesinde “Funda ve maki ile örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşımayan yerler” in orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilmiştir. 6831 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi ile Maki Komisyonlarının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu nedenle, 1957 ve 1967 yıllarında yapılan makiye ayırma işlemine değer
-2-
2006/16406-2007/2143
verilemez.
6831 Sayılı Yasanın 1. maddesinde ormanın tanımı “tabi olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleri ile birlikte orman sayılır” şeklinde yapılmış, ağaç ve ağaçcıklarla örtülü olduğu halde, orman sayılmayan yerler bir alt fıkrada bendler halinde sayılmıştır. 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi maddi hukuka ilişkin tanımlamalar getirmiştir. Usul kuralı ya da yöntem belirleyen kurallar değildir. 6831 Sayılı Yasanın 7 ila 11. maddesinde orman kadastro komisyonlarının kuruluşu ve yetkileri ile çalışma usulleri düzenlenmiş, ormanların sınırlandırılmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Orman Kadastro Komisyonları maddi hukuk kuralları ile bağlı kalarak yasanın kendilerine verdiği yetki dahilinde devlet ormanlarını sınırlandıracak veya aynı yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarma işlemi yapacaktır. Yasa tarafından verilen bir yetki ve göreve dayanılmadan yapılan işlemler batıldır. Örneğin; orman kadastro komisyonlarınca, yasalar tarafından verilmiş böyle bir yetki ve görevleri yokken, orman ile ortak sınırı olmayan meraların sınırlandırılması işlemini yapması halinde, bu belirlemenin hiçbir yasal bağlayıcılığı olmayacaktır.
7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yasa tarafından kendilerine verilen bir yetki bulunmadığı halde, 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesindeki maddi hukuk kuralı, yöntem belirleyen kural olarak algılanıp, 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılan çekişmeli taşınmaz, orman sınırları dışında bırakılmıştır. Mahkemece, bu işlem makiye ayırma işlemi olarak tanımlanmıştır. Oysa, bu işlem tamamıyla orman olarak sınırlandırılmış bir yerin orman sınırları dışında bırakılması işlemidir. Orman Yasasının 7 ila 11. maddeleri, Orman Kadastro Komisyonlarına böyle bir yetki vermediği gibi, Anayasanın 169 ve 170. maddeleri, yasayla düzenlenecek istisnalar dışında orman alanlarının daraltılmasına fırsat tanımamıştır. Bu nedenle, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan orman sınırları dışında bırakma işlemi batıl olup, hukuken değer ifade etmez, Batıl bir işlemin sonuçlarını bi taraf etmek için, butlanın bir mahkeme kararı ile belgelenmesine gerek olmayıp süreye bağlı kalınmadan her zaman ileri sürülebilecektir.
Açıklandığı gibi, çekişmeli taşınmaz 1946 ılında orman olarak sınırlandırıldığına ve 2/B madde uygulamasına konu edilmediğine göre halen devlet ormanıdır. Devlet ormanlarındaki zilyetliğe değer verilmeyip, aksine suç teşkil etmesi nedeniyle, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı davanın reddi yerindedir.
Kaldı ki; bir an için, taşınmazın orman rejimi dışında bırakılmasına ilişkin 1975 yılındaki işleme değer verilse dahi, bu tarihten kadastro tesbitinin yapıldığı 1991 yılına kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi de dolmamıştır. Davanın bu nedenle de reddi yerindedir.
Yukarıda açıklandığı gibi, mahkemenin gerekçesi yerinde değilse de, davanın reddi sonuç itibariyle doğru olduğundan, davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, gerekçesi yukarıda anlatıldığı gibi düzeltilerek sonuç itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine 22/02/2007 günü oybirliği ile karar verildi.