Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/16598 E. 2007/324 K. 18.01.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16598
KARAR NO : 2007/324
KARAR TARİHİ : 18.01.2007

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olan .Köyü 528 parsel sayılı 5692.76 m2 yüzölçümündeki taşınmazın öncesinin orman olduğunu, orman ve 2/B madde uygulama sahasında kaldığını belirterek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, dava konusu parselin orman sınırları içinde kalan ve kalmayan bölümlerinin Kadastro Mahkemesinin 1990/8-10 sayılı kararı ile belirlendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davanın ihbar edildiği Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, öncesi orman olduğu iddia edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre 1986 yılında yapılıp 15.05.1987 tarihinde ilan edilerek aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
1- Orman Yönetiminin temyiz itirazları yönünden ;
Orman Yönetimine husumet yöneltilerek dava açılmamış ve Orman Yönetimi harcını vererek davaya katılarak taraf sıfatı da almamış, yargılama sırasında davanın ihbar edilmesi nedeni ile davada yer almıştır. Yargılama sonuçlanıncaya kadar her zaman harçlı dilekçe ile Orman Yönetiminin davaya katılması mümkün olduğundan bu aşamada taraf sıfatı bulunmayan Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2- Davacı Hazinenin temyiz itirazları yönünden ;
Yörede 1970 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında dava konusu 88 sayılı parsel 16.520 m2 yüzölçümünde Şubat 1339 tarih 64 nolu tapu kaydı ve gittileri revizyon gösterilerek . ve arkadaşları adına tesbit edilmiş, Orman Yönetimi 11.05.1973 tarihinde açtığı dava sonucu kadastro mahkemesinin 13.12.1974 gün 1973/87-476 sayılı karar ile dava ret edilmişse de, davacı Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.09.1977 gün 1976/11195-5544 sayılı kararı ile “dayanak tapu kaydının iki sınırlı ve genişletilmeye elverişli olduğu, miktarı itibarı ile geçerli olacağı ,ayrıca orman mühendisi ile uygulama yapılması gerektiği 766 Sayılı Yasanın 54. maddesi gözönünde bulundurularak araştırma yapılıp gerçek hak sahibi adında tescil kararı verilmesi” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda kurulan 01.06.1988 gün 1981/1-50 sayılı hüküm yine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 11.09.1989 gün, 1988/10906-11724 sayılı ilamı ile “çekişmeli taşınmazın 5616 m2’lik bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı saptandığından bu bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş ve son olarak aynı mahkemenin 11.04.1990 gün 1990/8-10 sayılı kararı ile 88 sayılı parselin 5616 m2’lik bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline dair verilen hüküm kesinleşmesi üzerine, 88 sayılı parsel ifraz edilerek orman sınırları içinde kalan 5616 m2’lik bölüm 529 parsel
sayısı ile orman niteliği ile Hazine adına, orman sınırları dışında kalan 5952.76 m2’lik alan 528 sayılı parsel ve 4951.24 m2’lik alan da 530 sayılı parsel olarak gerçek kişiler adına tapuya tescil etmiştir.
Bu dosyada yapılan yargılamada uzmanlığına başvurulan orman ve … bilirkişileri sözkonusu kadastro mahkemesi kararının doğru olarak uygulandığını, 88 parselde 2/B madde uygulamasının yapılmadığını, 1939 yılında yapılarak kesinleşen orman sınırları içinde kalan bölümün 529 sayılı parsel olarak orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiğini dava konusu 528 sayılı parselin kadastro mahkemesinin 1990/8-10 sayılı kararı ile belirlenen 1939 tahdidinin dışında olduğunu, 1987 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde çalışmalarında da 1939 tahdidinde olduğu gibi orman sınırları dışında bırakıldığını, 2/B madde uygulamasına konu edilmediğini açıklayarak rapor ekinde orman tahdit noktalarını gösteren kroki sunmuşlar, mahkemede bu rapor ve kroki esas alınarak hüküm kurulmuşsa da, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Kadastro mahkemesinin 14.04.1990 gün 1990/8-10 sayılı dosyasında orman yönetimi tarafından tesbit maliklerine karşı açılan dava sadece yörede 1939 yılında yapılarak kesinleştiği anlaşılan orman kadastro çalışmasına yönelik olarak açılmış, kesinleşen orman sınırları içinde ve dışında kalan bölümler belirlenerek sadece 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1939 yılında yörede yapılan orman kadastro çalışması göz önüne alınarak hüküm kurulmuştur. Yargıtay bozma kararında o tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 54. maddesi gözönünde bulundurularak gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilmesine işaret edildiği halde, 10.10.1987 tarihli 3402 Sayılı Yasa 766 Sayılı Yasayı yürürlükten kaldırdığı ve bu yasanın 30/2. maddesi gerçek hak sahibi adına tescil konusunu üç halde sınırladığı için, kadastro mahkemesi başka bir araştırma yapmadan sadece 1939 tahdidini uygulayarak karar vermiştir.
Kural olarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde daha önce kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosu sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalır. Bu halde, taşınmazın orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, kadastro mahkemesinin 1990/8-10 sayılı kararının taraf ve sebep birliği bulunmaması nedeniyle, Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gözönünde
bulundurulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır..
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi taraf sıfatı almadığından bu aşamada temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- 2. bentte açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 18/01/2007 günü oybirliği ile karar verildi.