Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/16773 E. 2006/18420 K. 28.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16773
KARAR NO : 2006/18420
KARAR TARİHİ : 28.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, … bilirkişi raporunda (A) ile işaretlenen 20.809,49 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1980 yılında yapılmış ve sonuçları 24/12/1980- 22/01/1981 tarihleri arasında ilan edilip kesinleşmiştir. kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.Hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın makinalı tarıma elverişli olduğu, üzerinde 5-6 yaşlarında …, 1 tane selvi, 5 tane ceviz, 3 tane kaysı ağaç bulunduğu, 3. sınıf … arazisi olduğu, taşınmazın … hububat tarımına elverişli olduğu açıklanmıştır.Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarda çekişmeli taşınmazı önceleri davacının dedesinin sonrada babası … …’ın 40-50 yıl süreyle sabanla sürerek arpa buğday ekmek suretiyle kullandıklarını, daha sonra …’nın bu yeri oğlu olan davacıya verdiğini, davacının 15-20 yıl süreyle kullandığını, davacının önceleri bu yere arpa buğday ektiğini, sonrada … ağaçları diktiğini, davacının ve babasının kadastro sırasında dava konusu yerin tapulu olduğunu düşünerek dava açmadıklarını, sonradan kadastro dışı bırakıldığını öğrenince dava açtıklarını bildirmişlerdir. Ancak dosya arasında bulunan fotoğraflar incelendiğinde çekişmeli taşınmazın içinde öbekler halinde taşlar gözükmektedir.Bu durumda çekişmeli taşınmazın hangi tarihte imar ihya edildiği, davacının ve eklemeli zilyetlerinin ( dedesi ve babasının) zilyetliklerinin hangi tarihte başladığı konularında duraksama oluşmuştur.Diğer taraftan davacı 4721 sayılı Medeni Yasanın 713. maddesi uyarınca tescil davası açtığı halde mahkemece , aynı yasanın 713/4 fıkrası uyarınca gerekli ilanlar yapılmadan davanın esası hakkında karar verilmiştir.
4721 sayılı Medeni Yasanın 713/4 . maddesinde; “Davanın konusu , mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan olunur.”hükmü yer almaktadır.
Mahkemece yasanın bu açık hükmü göz ardı edilerek davanın konusu ilan edilmemiştir.
-2-
2006/16773-18420

Hal böyle iken, davanın konusu 4721 Sayılı Medeni Yasanın 713/4. maddesi uyarınca gazeteyle bir defa, taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan edilmeli, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak 1985-1990 yıllarına ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik … fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte … fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, …, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, kadastro tesbit tarihine kadar geçen zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalı, zilyetlik olğusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), bu yönde bilimsel ve denetime açık ortak olarak düzenlenmiş rapor alınmalı, böylece yerel bilirkişi ve tanık anlatımları denetlenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28/12/2006 günü oybirliği ile karar verildi.