YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16875
KARAR NO : 2007/2938
KARAR TARİHİ : 08.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.10.2005 gün ve 2005/6487-11723 sayılı bozma kararında özetle: “3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başlandığı tarihe kadar, sınırları belirlenerek kadastrosu yapılacağı ilan edilen çalışma alanları içerisindeki ormanların tesbit dışı bırakıldığı, diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmayıp, bu yerlerde daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtların birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarıldığı, bu uygulamanın, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürüldüğü, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapıldığı, her olaya, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği, somut olayda arazi kadastrosu 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapıldığından uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesinin zorunlu olduğu, 1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazların … olarak tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların çevresindeki arazilerin bir bölümünün ise … arazisi niteliğiyle zilyetleri adına tesbit ve tescil edildiği, yörede orman kadastrosunun halen yapılmadığının anlaşıldığı, çekişmeli taşınmazların konumu, çalılık nitelikli orman alanları ile arasında ayırıcı bir unsurunun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazların da yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığını kabul etmenin zorunlu olduğu, her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, memleket haritasında çalılık ve açık alan olarak nitelendirildiğini, 20-25 yıldır … alanı olarak kullandığını ifade etmişler ise de, açıklanan nedenlerle, halen orman kadastrosunun yapılmadığı bu yerde, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar orman sayılacağı, zilyetliğe değer verilemeyeceğine” değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca genel arazi kadastdrosunda tapulama dışı bırakılmış taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1960 yılında yapılmış ve 25.11.1960 tarihinde
kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08/03/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.