YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16885
KARAR NO : 2007/1610
KARAR TARİHİ : 15.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydı iptal ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 22.10.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 27440 ada 10 sayılı parselin 1947 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içerisindeyken, 1988 yılında 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiasıyla, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, çekişmeli parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğinde 1009 m2 yüzölçümündeki çekişmeli parsel, tapuda ½ şer payla davalılar adına kayıtlı olup, genel kadastroda 1947 yılı orman kadastro sınırları içinde olduğu için tapulama dışı bırakılan ve … Belediyesi adına ihdasen tapuya kayıt edilen taşınmazın 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre ifrazı ile oluşmuştur.
1. İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın 1946 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve 1947 yılında kesinleşen orman tahdidinde, 14 m2 bölümünün orman sınırları dışında, 995 m2 bölümünün ise orman sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında çalışma yapan makiye ayırma komisyonu, yasanın öngördüğü kişilerden oluşmayıp, yasaya ve yönetmeliğe aykırı çalışmalar yapsa da, bu komisyonca dahi muhafaza makisi olarak saptandığı, orman sınırları içinde kalan bölümün 1976 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararı ile orman niteliğini kaybetmediği ve Devlet ormanları ile çevrili olduğundan bu işlemin iptaline karar verildiği, daha sonra 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile bu bölümün tekrar Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı belirlenmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtları hukuki değerini kayıp eder, yine kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazlar için arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan kadastro tapularının hukuki değeri yoktur. 2896 ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince, orman rejimi dışına çıkarma işlemi sadece Hazine adına yapılacağından, bu tür yerler kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla da edinilemez.
Yine, orman ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü yoktur. Aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ve 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. Başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde olup, buna dayanan tescil de M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu” Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabi olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında da belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmündedir. Bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamaz. Yasalarımız nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine vermiştir.
… Belediyesi Başkanlığı ve Hazine arasında Hakem sıfatıyla görülüp karara bağlanan … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 19.12.1991 gün ve 1988/984-997 sayılı kararının, orman kadastrosu ve 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması ile ilgili olmadığı, temyize konu davanın bu konularla ilgili olduğundan hakem sıfatı ile verilen karar bu dava yönünden kesin hüküm oluşturmaz.
(M.Y.- Md. 1025.(933)), H.G.K.’nın 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 sayılı, 05.05.1999 tarih 1999/1-302 Esas 1999/258 K. aynı tarih 1999/1-304 Esas 1999/260 K. ve 30.06.1999 tarih 1999/1-544 Esas 1999/561 Karar Sayılı ilamlarında kabul edildiği gibi, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi değildir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, çekişmeli imar parselinin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı gerçek kişilerin bu bölüme ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında olduğu belirlenen 14 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli taşınmazın bu bölümünün kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında olduğu ve 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulamasına konu edilmediği saptandığına göre, önceki bilirkişilere bu bölümü gösteren infazı olanaklı kılan ölçekli ifraz krokisi düzenlettirilerek bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu bölüm ayırt edilmeden davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1. Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişilerin aşağıda ikinci bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün sadece bu nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran davalı gerçek kişilere iadesine 15/02/2007 günü oybirliğiyle karar verildi.