YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16985
KARAR NO : 2007/5293
KARAR TARİHİ : 19.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapunun beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptali ve tesbit davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler 10.09.2004 tarihli dilekçeleriyle, … (köyü) beldesi, 29350 m2 yüzölçümündeki 46 ve 9050 m2 yüzölçümündeki 660 sayılı parselden hükmen ve tevhid yoluyla gelen, 38400 m2 yüzölçümündeki 743 sayılı parselin tapuda adlarına kayıtlı olduğu, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesin hüküm bulunduğu halde, yasaya aykırı olarak beyanlar hanesine konulan 2/B şerhinin iptalini, taşınmazın eskiden beri kültür arazisi olduğunun tesbitini ve bu şekilde tapuya tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin beyanlar hanesinde bulunan, taşınmazların 2/B madde uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmıştır şeklindeki şerhin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapunun beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptaline ve tesbite ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 1.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
Kesinleşmiş orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalarını uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenmişse de, Yörede 1953 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında, çekişmeli 743 sayılı parselin geldiği 46 sayılı parselin, Şubat 1947 tarih ve 74 sıra numaralı tapu kaydı ile … … adına tespit edildiği, Orman Yönetiminin taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı, … … ve arkadaşlarının, taşınmazın kendilerine ait tapu kayıtları kapsamında kaldığı, … Gönülün ise taşınmazın müşterek malları olduğu iddiası ile dava açtığı, yine 660 parsel sayılı taşınmazın 46 sayılı parsele uygulanan tapu kayıt fazlası olarak Hazine adına tesbit edildiği, Orman Yönetimi ile … … ve paydaşlarının açtığı davanın 46 sayılı parsele ilişkin dava dosyası ile birleştirildiği, yapılan yargılama sonunda, 46 ve 660 sayılı parsellerin kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, yine … … ve arkadaşlarının tutunduğu tapu kaydı kapsamı dışında olduğunun, kayıt fazlası yönünden davacı ve katılan … … ve arkadaşları yararına zilyetlike taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle, 660 sayılı parselin 46 sayılı parsele eklenerek 1/7 şer pay ile …, …, …, … kadın, …, ve … … ile … Saruhan adına tapuya tesciline karar verildiği, kararın davanın diğer taraflarının yanı sıra, Hazineye 17.10.1968, Orman Yönetimine 16.10.1968 tarihinde tebliğ edildiği halde temyiz edilmeyerek kesinleştiği, 46 sayılı parsel ile 660 sayılı parselin birleştirilerek, 38400 m2 yüzölçümü ve 743 parsel sayısı ile tapuya tescil edildiği Tapulama Mahkemesinin sözü edilen kararının Hazine ve Orman Yönetimi için kesin hüküm olduğu göz önünde bulundurularak, tapu kaydının beyanlar hanesindeki “6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhinin iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin yukarıda sözü edilen mevcut kesin hüküm nedeniyle, taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir şerh olmadığı gözetilmeden, davacı yararına nisbi avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının üçüncü bendinin kaldırılarak; bunun yerine üçüncü bend olarak “karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine göre 350,00(üçyüzelliyenitürklirası) YTL Avukatlık ücretinin davalı yönetimden alınarak davacıya verilmesine, cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Hazine Harçtan bağışık olduğundan harca hükmetmeye yer olmadığına, 19/04/2007günü oybirliğiyle karar verildi.