Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17167 E. 2007/1388 K. 12.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17167
KARAR NO : 2007/1388
KARAR TARİHİ : 12.02.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 129 ada 29 parsel sayılı 14.354,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 4753 Sayılı Yasaya göre oluşturulan Şubat 1965 tarih 320 nolu tapuda Hazine adına kayıtlı ise de, 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 46. maddelerindeki iktisap koşulları oluştuğundan zeytinlik niteliğiyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın mübadil Rumlardan Devlete kalan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi mahkemenin ulaştığı sonuç da dosya içeriğine, toplanan delillere ve yasa hükümlerine uygun düşmemektedir. Kadastro sırasında taşınmaz, 4753 Sayılı Yasa hükmü uyarınca oluşturulan Şubat 1965 tarih 320 nolu tapu kaydı kapsamında kalmakta ise de, 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 46. maddelerindeki koşulların gerçekleşmesi nedeniyle davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, aynı tapu kaydına ve taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden devlete kalan yerler olduğuna dayanarak dava açmıştır. Bu durumda; uyuşmazlık, taşınmazın öncesinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı, değilse Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihe kadar 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 46/2. maddesinde yazılı koşulların davacı yararına oluşup oluşmadığı ve taşınmazın Hazine tarafından davalılara tevzi edilip edilmediği yönlerinde toplanmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmış ise de, eldeki dava nedeniyle kesinleşmediğinden taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu tahdit haritasının uygulanması ile de çözümlenemez.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Bu nedenle;
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde iskan yada tapuda tevzi yoluyla gerçek ve tüzel kişilere dağıtılması söz konusu olamayacağından, tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı dikkate alınarak taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği taktirde, tespite esas alınan ve 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre Hazine adına oluşturulan tapu kaydının taşınmaza uyduğu uygulama ile saptandığı gibi bu yön taraflar arasında uyuşmazlık konusu da değildir. Çekişmeli taşınmazın doğusunda bulunan 129 ada 41 ve 42 sayılı parseller davalıların mirasbırakanı … …’a verilip, adlarına tapu oluşturulduğu, … tevzi komisyonunca düzenlenen 1964 tarihli belirtme tutanağında taşınmazın bulunduğu … Köyünün Mübadil Rumlardan kaldığı ve yasalar gereği Hazineye ait yerlerden iken bir kısım arazilerin daha önce iskan suretiyle dağıtıldığı, tapuların miktarı ile geçerli olacağı miktar fazlalıklarının Hazine adına kaydedileceği belirtilmiştir. İskan suretiyle davalılara verilen ve tapu kaydı oluşturulan taşınmazlar 779 nolu tevzi (kadastro 41-42 parseller) parselidir. Dava konusu taşınmaz ise, 780 nolu tevzi parseli olup, tablendikatif cetvelinde davalıların mirasbırakanı … …’ın işgalinde olduğu belirtilerek Şubat 1965 tarih 320 nolu tapu kaydı ile Hazine adına tescil edildiği, Hazine tarafından davalılara ya da murislerine iskan ya da … tevzi suretiyle tahsis ve temlik edilmediği ve halen de Hazine üzerinde kayıtlı olduğu görülmektedir. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi, davalı tanıkları ve davalılar, taşınmazın önceki malikinin davalıların murisi … … olduğunu ve 1965 yılında yapılan … dağıtımından itibaren sahiplenildiğini bildirmişlerdir. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 46/1. maddesine göre 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre Hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının geçersiz olabilmesi için kaydın oluşturulduğu 1965 yılından geriye doğru kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının zilyet yararına gerçekleşmesi ve taşınmazın da zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, 46/2. maddesine göre de iskan veya … tevzi suretiyle verilmiş olması gerekir. Hazine adına oluşturulan tapu kaydının dayanağı belirtme tutanağında taşınmazın Rumlardan metruk olduğu belirtilmiştir. Bu tür taşınmazlar 3402 Sayılı Yasanın 18/2. maddesi gereğince özel yasalar uyarınca Devlete kalan yer olması nedeniyle tapulu ya da tapusuz olduğuna dahi bakılmaksızın zilyetlikle kazanılmasına olanak bulunmadığı gibi Hazine tarafından taşınmazın davalılar ya da murislerine iskan veya … tevzi yoluyla da verilmediği, bu nedenle somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 46. maddesi koşullarının gerçekleşmediği ve tapuda kayıtlı taşınmazların zilyetlikle kazanılması da mümkün bulunmadığından Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12/02/2007 günü oybirliği ile karar verildi.